Bugun...


YAZAR : ALİ OĞUZ

facebook-paylas
EVLERİN HALISIYDI KEÇE
Tarih: 01-02-2026 13:41:00 Güncelleme: 01-02-2026 13:41:00


EVLERİN HALISIYDI KEÇE

Çocukluk yıllarımızda köylülerimizin tamamı tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlardı. İlkbaharda başlayan telaşlı koşuşturma sırasında erkeler, ekilecek tarlalarda çift sürerek herg yapmaya başlardı. Ardından bağ bahçe işlerine koşturur, tahrip olan, içleri dolup tıkanan su kanallarını temizleyerek bahçelere ve tarlalara su götürülmeye başlarlardı. Sebze yerlerinin hazırlanması, bostan ekimi işleri ve ilkbaharda ekilecek pamuk, mercimek, fiğ, fasulye ve nohut gibi ürünlerin ekim işleri gün boyu sürerdi. Kadınlarımız ise kocalarından önce kalkarak bir gün önceden mayaladıkları yoğurtalırını tulukta yayarak ayran ve tereyağına dönüştürürlerdi. Bu işi bitirdikten sonra sağılacak hayvanlarını sağarlar, küçük ve büyükbaş hayvanlarını sürüye kattıktan sonra diğer ev işlerine dönerlerdi. Sağdıkları sütlerini kaynatıp yoğurt veya peynire dönüştürür, Bu işleri biter bitmez pişirilecek ekmeklerini pişirir, yemeklerini hazırlar, evin temizliği ve çocukların çamaşırlarını yıkar, banyolarını yaptırdıktan sonra kocalarının kahvaltısını hazırlayıp kocalarının yanına koşarlardı. Havalar ısındıktan sonra koyunların yünleri, keçilerin tiftikleri kırpılıp yıkanırdı. Dutlar olgunlaşmaya başlayınca sirkelenerek pekmez, reçel ve pestile dönüştürülürdü. O yıllarda şekere ulaşmak güçtü bu nedenle toplanan kayısılardan yapılacak reçeller dut şirasıyla yapılıyordu. Sebzeler ürüne dönüştüğünde toplanan domateslerden salçalar, biber ve patlıcanlardan kışlık dolmalıklar hazırlanır, taze fasulyeler doğranıp damlara serilerek kurutulup kışa hazırlanırdı. Yaz boyu ekin biçme, harman işleri devam ederdi. Harmanlar kaldırıldıktan sonra eşler birlikte kışlık un, bulgur ve dövme gibi kışlık ihtiyaçlarını hazırlamaya başlarlardı. Ardından ceviz ve badem ağaçları olanlar çırparak toplayıp eve taşır, üzümler sıkılarak pestil ve orciğe dönüştürülürdü. Pamuk tarlasında toplanan pamuklar komşu köyümüz İbolar da çırçır değirmeninde çekirdekleri ayrıştırılarak getirilip yıkanır, temizlenerdi. Kışa doğru erkeklerin işleri azalır fakat, kadınlarımızın işleri bitip tükenmezdi. Günlük yaptıkları işleri biter bitmez çuvallarda bekleyen bademler kırılır, acı bademler bir işlemden geçirilerek tatlandırılarak soyulur, kayısı çekirdekleri kırılarak temizlenirdi. Evde ekmek, yemek pişirimi, çocukların bakımı, beslenmeleri, çamaşır, bulaşık ve evin temizlik işlerinin dışında hayvanların bakımı ve yemlenmeleri kadınlar tarafından yapılırdı. Ayrıca kilim, yolluk ve halı yerine kullanılan keçe; eğirdikleri pamuklardan sağladıkları iplerle giyim eşyası olarak dokudukları bezlerden iç çamaşırı, şalvar, yatak ve yastık örtüleri ve genç kızlar için çeyizlik havluları hazırlamaya, koyun ve keçilerden kırpılarak yıkanıp temizlenen yün ve tiftikleri eğirip ipe çevirerek elde ettikleri iplerle eş ve çocuklarına yün çorap ve kazaklar örmeye başlarlardı. Kadınlarımız bu işlerin arasında evin her türlü ihtiyaçlarını imkanları ölçüsünde gidermeye çalışıyorlardı.

O yıllarda köyde yaşayanlar henüz tüketim lüksünü tatmamış üreticilerdi… Hemen her kadının ve genç kızın elinde “Taşi(1)” ismi verilen bir alet ile çorap ve kazak ipi eğrilirdi. Ayrıca birçok evin başköşesini süsleyen bir başka ip eğirme aleti de “Çırağ’dı(2).” Çırığ üzerinde büyük bir çark ve çarkın üzerinde bulunan kol vasıtasıyla sağ elle çark çevrilirken sol elle pamuk veya yün lifleri ayrıştırılarak belirli oranlarda verilerek ip eğirlerdi. Kadınlarımız kendi eğirdikleri ipler ile şişleri kullanarak üretime dönüştürüp aile fertlerinin kışlık giysi ihtiyaçlarını gidermeye çalışırlardı…

O yıllarda kimsenin evinde halı ve kilim olmadığından birçok aile bu ihtiyacı gidermek için keçe yapıyordu. Çoğu ailenin alım gücü olmadığından ve şehre gidiş gelişlerin zor olmasından dolayı giyim malzemelerini köyde bulunan birkaç iptidai dokuma tezgahında kendileri dokuyorlardı. Ben burada küçük yaşlarda şahit olduğum “Keçe imalatı/keçe yapım” işlemini hafızamda kaldığı ölçüde anlatmaya çalışacağım.

Geçmişte evlerimizin toprak zeminlerine serdiğimiz yolluk ve kilimlerin üzerine serdiğimiz keçeler evlerimizin kıymetli birer halısıydı. Hemen her evde bir veya iki adet keçe bulunurdu. Bugün hala çobanların kullandığı kepenekler(3) de keçeden yapılıyordu. O günlerde keçelerin yapımı büyük emek ve göz nuru gerektiriyordu. Keçe diyip geçmeyin; onun malzemesinin hazırlanışı ve imalat aşaması günlerce, haftalarca sürerdi…

Keçe dediniz mi çoğunun ismini dahi bilmediği “Keçeci” aklımıza gelirdi. Komşu köyümüz Birivan’lı olan Keçeci Mehmet; köyümüzde Çiro Dursun’un kızıyla evli olan çok saf ve temiz yürekli bir insandı. Herkes onun saflığını, temiz duygularını istismar ederek alaya varan şakalar yapar, onun hakkında doğruluğu şüpheli anılar anlatarak onunla eğlenirlerdi. Fakat o isminin önüne aldığı mesleğinin erbabıydı. Keçe yaptıracak kişiler Keçeci Mehmet’e haber gönderirlerdi. O geldiğinde önce keçe yapılacak yünleri elindeki Kevan(4) ve tokaç(mêkut)la(5) tel tel yumuşayıncaya kadar çırpardı. Eğer keçe desenli olacak ise, çırpılan yünlerin bir bölümü toplanmış bitki köklerden yapılmış boyaya batırılarak renklendirilirdi. Yünler hazır hale geldikten sonra imalat için düz bir zemin üzerine serilmiş sahan veya örtü üzerine özenle eşit bir şekilde yerleştirilirdi. Yapılacak keçenin kalınlığı oranında yerleştirilen yünlere desenli motifler konacak ise, renkli yünler desenlerine göre özenle yerleştirildi. Örtünün yüzeyine serilen yünlerin dağılmaması için avuç içine alınan su yünler üzerine serpiştirildikten sonra örtünün altındaki beze sıkıca sarılarak yünler örtünün içinde kalacak şekilde kıvrılarak örtü rulo haline getirilirdi. Rulo haline getirilen örtü içindeki yünlerin dağılmaması için belirli aralıklarla sağlam iplerle sıkıca bağlanırdı.

Bundan sonraki süreç: Loğ lama… Rulo haline getirilen örtünün başında bulunan iki veya üç kişi; ruloyu yarım tur çevirip, bir ayaklarıyla tekmeler, yarım tur çevirerek tekrar tekmelerlerdi. Ekseriyetle damlarda başlayan bu loğlama metodu; damın bir başından diğer başa, oradan bu başa gidilip gelinerek saatlerce sürer. Belirli aralıklarla rulo açılarak örtü içerisindeki yünlerin durumu kontrol edilerek yeniden sarılıp bağlanır ve rulo loğlanmaya devam edilirdi. Loğlama süreci günlerce sürer, son kez örtü açılarak keçenin kıvamına gelip gelmediği kontrol edilir, keçe kıvamına gelmiş ise örtünün içinden çıkarılarak mal sahibine teslim edilirdi. Günler süren emeklerin karşılığı oluşan keçe artık evin halısı veya battaniyesi olarak kullanıma hazırdır…    

(1)Taşi/İğin : 10-15 cm. uzunluğunda ve yuvarlak olan, sapı bacağın üst bölümüne elle sürtülerek yuvarlatılıp çevrilen bir alet.

(2)Çırığ/Çıkrık : Üzerindeki büyük makaranın elle çevrilerek ip eğirmeye yarayan alet.

(3)Kepenek : Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz keçe üstlük.

(4) Kevan : yay, kesilmiş sığır bağırsakları iyice yıkandıktan sonra kurutulup iyice inceltilerek sırığın iki ucuna bağlanarak gerginleştirilip meydana getirilen yay.

(5) Tokaç : 1.Pamuk veya yünlerin içine daldırılan yaya vurmak suretiyle ayrıştırma görevini yapan tokmak, 2.Yıkanan çamaşırların kirlerini ayrıştırmak için, bir taşın üzerine serilen el kuvvetiyle vurulan yası tahta parçası.



Bu yazı 348 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
5149 Okunma
3836 Okunma
2935 Okunma
2085 Okunma
1867 Okunma
1311 Okunma
640 Okunma
595 Okunma
551 Okunma
510 Okunma
457 Okunma
395 Okunma
383 Okunma
383 Okunma
379 Okunma
332 Okunma
316 Okunma
314 Okunma
308 Okunma
303 Okunma
294 Okunma
292 Okunma
253 Okunma
88 Okunma
5383 Okunma
5347 Okunma
5305 Okunma
5293 Okunma
5149 Okunma
4646 Okunma
4557 Okunma
4498 Okunma
4458 Okunma
4449 Okunma
4413 Okunma
4364 Okunma
4300 Okunma
4134 Okunma
4108 Okunma
4059 Okunma
4000 Okunma
3836 Okunma
3650 Okunma
3630 Okunma
2935 Okunma
2085 Okunma
1867 Okunma
1484 Okunma
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI