BOŞANMA DAVALARINDA KUSUR VE ÖNEMİ
Boşanma davalarında kusur sadece boşanma kararının verilebilmesine değil aynı zamanda tazminat ,nafaka , duruma göre velayet ve hatta mal rejimi davalarında malların tasfiyesine kadar çok geniş bir alana etki etmektedir.Eşler , boşanma davalarında birbirlerine kusur atfettiklerinde ve bunu ispatladıklarında boşanma kararının yanı sıra boşanmanın ferileri olan tazminat , nafaka ve velayet durumu da şekillenmektedir.Bu haftaki yazımızda boşanma davalarında kusur nedir ve yansımaları nelerdir sorusunu yanıtlamaya çalışacağız.
“Evlenme, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur.” Diyen 4721 s. TMK m.142 hükmü uyarınca eşlerin birbirlerine “evet” demeleriyle evlenme akdinin oluştuğu kabul edilmektedir.Evlenmek bu kadar kolay olsa da boşanma bunun aksine uzun ve sancılı bir süreçtir. Boşanmaya sebep olan ve kusur olarak izafe edilecek davranışların ispatı ,tarafların birbirinden maddi ve manevi tazminat talepleri ,nafaka , ortak çocuk söz konusu ise velayetinin kimde olacağı ve kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı ve düğünde takılan takı-ziynet eşyalarının akıbetigibi sorular boşanma sürecinin uzamasına ve tarafların daha da yıpranmalarına neden olmaktadır.
Boşanma davaları temelde kusur teorisi üzerinden yürütülen davalardır.Tıpkıtrafik kazasına karışan sürücüler gibi eşler de bu davalarda birbirlerine kusur izafe etmekte ve boşanmaya sebep olan olayların kendisinden kaynaklanmadığını ispata girişmektedirler.4721 s. TMK m.161-166 hükümleri arasında boşanma sebepleri düzenlenmiştir.Bunlar:
Buna göre hakim , boşanmaya karar vereceği zaman yukarıda sayılı boşanma nedenlerinden biri üzerinden davanın kabulüne ve tarafların boşanmalarına karar verecektir.Ancak önemle ifade edilmelidir ki , boşanma davasının kabul edilebilmesi için tarafların kusurlu olması şart değildir.Zira TMK m.166 hükmünde düzenlenen evlilik birliğinin temelden sarsılması (genel boşanma sebebi) durumunda , şayet evliliğin devamında bir fayda kalmamış ise taraflar kusurlu olmasa dahi hakim boşanmaya karar verebilecektir.Yine akıl hastalığı (TMK m.165) kapsamında boşanmaya karar verilebilmesinde de , akıl hastalığına düçar olan eşin kusurlu olması aranmamaktadır.Zina , hayata kast , pek kötü veya onur kırıcı davranış , suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme , terk gibi boşanma nedenleri ise temelinde kusur yatan boşanma nedenleridir.Zaten bunlar aynı zamanda mutlak boşanma nedenleri olup ,hakim söz konusu nedenin gerçekleştiğine kanaat getirdiğinde tarafların boşanmalarına karar verir.Evlilik birliğinin sürdürülmesinin beklenmez olması şartı aranmaz.
Boşanma davalarında kusurun derecelendirilmesi genel kabul gören anlayışa göre: kusursuz , az kusurlu , eşit kusurlu , ağır kusurlu ve tam kusurlu şeklinde yapılmaktadır.Özellikle vurgulanması gereken husus: tam kusurlu eşin boşanma davası açma hakkına getirilen sınırlamadır.Buna göre boşanma davasını açan eş boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu ise ve diğer eşe izafe edilip ispatlanabilen bir kusur yoksa , boşanma davası reddedilecektir.Zira hukukumuzda 4721 s. TMK m.2 hükmünde düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı nedeniyle ,kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez.Bu nedenle de , boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu eşin dava açma hakkına sınırlama getirildiğine dikkat çekilmelidir.
KUSURUN ÖNEMİ
Manevi tazminat ise boşanmaya sebep olan olaylardan dolayı kişilik hakkı zedelenen eşin isteyebileceği bir alacak kalemidir.Bunun için de: davacı eşin kişilik hakkının ihlal edilmiş olması , davalı eşin kusurlu olması ve davacı eşin tam kusurlu , ağır kusurlu ya da eşit kusurlu olmaması aranır.Sonuç olarak boşanma davasındaki kusur durumu , tarafların birbirinden olan maddi-manevi tazminat istemlerine de doğrudan etki etmektedir.
Hakim velayeti takdir ederken , boşanmaya sebep olan olaylarda eşlere kusur olarak izafe edilip ispatlanan davranışları da dikkate alacaktır.Örneğin , eşlerden birinin suç işleyerek yaşamını sürdürmesi yahut zararlı bağımlılıklara sahip olması gibi durumlar boşanma davasında kusura etki ederken ;aynı zamanda velayet noktasında da söz konusu eş açısından olumsuz değerlendirmelere neden olacaktır.
4721 s. TMK m.236/2 uyarınca: “Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.”Buna göre zina ya da hayata kast nedeniyle boşanmaya karar verildiği takdirde ,hakim diğer eşin artık değere katılma alacağının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına ya da kaldırılmasına karar verebilecektir.Bu da , kusurun mal rejiminin tasfiyesi kapsamındaki haklara da etki edebildiğini göstermektedir.
Sonuç olarak , boşanma davalarında taraflardan birinin kusuru sadece boşanma kararı verilebilmesine değil ; yukarıda izah edildiği üzere nafaka ,velayet , maddi-manevi tazminat ve mal rejiminin tasfiyesi davasına da etki edebildiğinden kusurun ispatı önem taşımaktadır.İspat kuralları usul hukukunu ilgilendirdiğinden , vatandaşların bu davaları bir avukat eşliğinde yürütmesi hak kaybına uğramamaları açısından önem taşımaktadır.
Av.Ali DEMİR