Bugun...


EĞİTİMCİ - YAZAR : MEHMET YILMAZ

facebook-paylas
BİR ŞEYİ ÇOK İSTEMEK ve İLLEDE OLSUN DEMEK NE ANLAMA GELİR:
Tarih: 12-02-2026 10:54:00 Güncelleme: 12-02-2026 10:54:00


BİR ŞEYİ ÇOK İSTEMEK ve İLLEDE OLSUN DEMEK NE ANLAMA GELİR:

Bir şeyi ne kadar çok istersek ve bu konuda aşırı yükleme yapılırsa ve şeyi sürekli kovalarsak o şey bizden uzaklaşır. Bazen yaşam bir şeyin peşinden çok aşırı koşarken bizimle saklambaç oynuyor gibidir. İnsan psikolojisinin derinliklerine inildiğinde benzer bir durumu fark etmekteyiz. Dışarıda deliler gibi aradığımız o huzur, mutluluk yâda bazıları aslında biz durduğumuzda ortaya çıkıyor. Bu gün aramayı bırakmanın, o sürekli eksiklik hissiyle koşuşturmaktan vazgeçmenin aslında aradığın şeye ulaşmanın en kestirme yolu olabilir. Bakış açısını kökten değiştirecek beklide omuzlarındaki o görünmez yükü hafifleyerek bir yolculuğa çıkmak için kendimizi hazır görmek gerekir. Bu arayışın kendisi bazen bir paradoks’a dönüşür.

Kadim öğretilerde ve çalışmalarda sıkça görülen bir gerçek vardır. Arzu, istek ve hırs çoğu zaman ızdırabın kaynağıdır. Bu konuda yanlış anlamaya gerek yoktur. Bu hayal ve hedeflerin olmasın demek değildir. Bu bir şeye sahip olmayı takıntı haline getirdiğimizde aslında aradığın o içsel huzurda fersah fersah uzaklaştığımız anlamına geliyor. İşte sıkıntı burada başlıyor. Bir şeyi ne kadar çok istersek ve arzularsak ona ulaşmak o kadar zorlaşıyor. Gerçeği ile karşı karşıya olduğumuz bir gerçektir.

Sanki evren sen tam elini uzattığında onu senden saklıyor gibi. Şöyle bir sahne hayal ediniz. Berrak cam gibi bir gönül kenarındanız. Suyun üzerinde dolunayın o muazzam yansıması duruyor. Sen o yansımayı yanı o ışığı ellerinle yakalamak istiyorsun. Suya her elini dokundurduğunda, suyu her karıştırdığında ne oluyor. Yansıma bozuluyor. Ayın görüntüsü parçalanır ve kayboluyor. Ne kadar çok çabalarsan görüntü o kadar netliğini yetirdiğini görürüsünüz. Ama ne zamanki durursun ellerini çekersin ve sadece beklersin su sakinleşir ve ayın yansıması kendiliğinden tüm güzelliğiyle geri gelir.

Zihnimizde tıpkı bu göl gibidir. Mücadele etmeyi, sürekli bir şeylerin peşinden koşmayı bıraktığında içinde bir şeyler değişmeye başlar. O göğsüne oturan kaygı, korku ve endişe dağılır. Kaslarındaki gerginlik yok olur ve birden bire sana uzak görünen o hedefler kendiliğinden sana yaklaşmaya başlar. Bu bir sihir veya batıl bir inanç değildir. Aslında psikolojik bir gerçekliktir.

CARL JUNG buna işaret ettiği gibi bir fikre, bir kişiye yâda bir hedefe çaresizce tutunduğunda perspektifini kaybeder. Korku ile eksiklik hissiyle sanki o şey olmazsa yok olacakmış gibi gelir. İnsan olarak böyle hareket ederiz. İnanmalıyız ki bu halimiz dışarıdan fark edilir. İnsanlar bunu hisseder, hayat bunu sana ayna gibi geri yansıtır. Ama eğer gevşemeye başlarsan o yumruklarını sıkmaktan vazgeçip yaşama güvenmeye başlarsak aradığımız göreceğiz. Tam o anda o şey ya sana gelir yâda artık gelip gelmemesi senin için dert bile olmaz.

Mesele dünyada elini eteğini çekmek değildir. Dünyaya daha sakin daha bilge gözle bakabilmektir. Mutluluğu dışarıdan aramak yerine içinde aramaktır. Seni daha mutlu edecektir. Bu içine döndüğünde yaşamında çok farklı FARKINDALIK yaratacaktır. Zaten önemli olanda yaşamında bu FARKINDALIĞI yaratmak olduğuna göre yaşamın tadını o zaman çıkarmış olacaksın. Sen sakinleştikçe her şey anlam kazanmış olacaktır. Eskiden canını sıkan ve yakan şeyler artık o kadar seni sıkmayacak ve ağır gelmeyecektir.

Gerçekten ihtiyacın olan şeyler sen zorlamadan yaşamına akmaya başlar. Olanı olduğu gibi kabul etmek erdemliğine ulaşmış olmakla ruhen, zihnen ve bedenen rahatlamış olacaksın. Bunu böyle kabul etmekten muazzam bir güç ve enerji kazanmış olacaksın. Bu asla pes etmek ve vazgeçmek değildir. Bu gerçeği anlamaktır. Bırakmak başarısızlık değildir. Bu sana zarar vereni bırakmaktır. İşte tamda olmamız gereken yerde olmamız gereken yerde olduğumuzun gerçeğidir. Bize ait olanın peşinden koşmayı bıraktığımızda seni bulacağına güvenmektir.

İşte bu içten gelen bir tebessümle daha hafif ve huzurlu bir yaşamın ilk bırakmak demek değildir. Bırakmak ve güvenmek duygusu mutluluk duygusudur. Bu yazımda bir şeyler isterken kendimizi endişeye düşürecek kadar perişan etmeden sakin ve zamana bırakmaktır.

Zaman en iyi ilaçtır derler. Hakkımızdan hayırlı olanı istemek ve teslimiyet ile hareket etmek ruhsal, zihinsel ve bedensel olarak bize iyi gelebilir. Bu konularda orta yol denilen bir yol izlemekte yarar vardır. Kendimiz için hayırlı gördüklerimiz bizim için hayırsız bir sonuç doğurabilir. Hayırlı işlerde yol almak ve hayırsız yolda acele etmemek insana farklı bir bilgelik kazandırır.

Bu Konuya felsefi bir bakış ile okumak istedim. Felsefi bir bakışla inceleme yapmak istedim. Hiçbir konuda aşırılığın iyi olmadığına vurgu yapmak istedim. Ruhsal, zihinsel ve bedensel tüm sıkıntı, problem ve rahatsızlıklarımızın kaynağında aşırı derecede bir şeyi ille de olsun diye dengesini bozarcasına ısrarcı olmaktır. Kendimize düşeni yapmak ve emek vermek ve çaba içinde olmak önemlidir. Tüm emek, çaba ve gayretimize rağmen olmuyorsa işi oluruna bırakmakta yeni bir çıkış kapısının var olduğuna inanmak insana farklı bir farkındalık kazandıracaktır. Bilgeliğin kaynağı bulur. Bu konuda söylenmedik söz kalmamıştır. Benimki ruhumuz, zihnimize ve huzur ve rahatlık sağlayıcı bilgeliğe yol açmaktır. Felsefi bakışımızı bunun için bu konuya ayırmış oldum. Bu yazımı 2026 yılın ilk yazısı olarak kaleme almış olduğum için 2026 yılı insanlık için huzur, güven ve mutluluk getirsin. KUANTUM DÜŞÜNCE TEKNİĞİ SANAL OKULU / MEHMET YILMAZ

 



Bu yazı 168 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
5191 Okunma
5079 Okunma
4463 Okunma
3540 Okunma
3158 Okunma
2848 Okunma
1860 Okunma
1201 Okunma
754 Okunma
746 Okunma
643 Okunma
600 Okunma
590 Okunma
509 Okunma
497 Okunma
488 Okunma
482 Okunma
470 Okunma
457 Okunma
423 Okunma
411 Okunma
402 Okunma
391 Okunma
384 Okunma
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI