KEBAN KÖYLERİ: (30 ) AĞANDON (DENİZLİ)-7
Kaynakça:
I
Elazığ İli Keban İlçesi Denizli köyü, Denizli Kervansaray/ Envanter No: 23.04.00.-1 Mimari Çağı: Selçuklu.
Genel Tanım: Tek katlı olan kervansaray, ön kısmı kesme taştan, yan duvarları düzgün moloz taştan yapılmıştır. Eyvanlı bir giriş kısmı mevcuttur.
Öneriler: Kervansaray bugün köylü tarafından hayvan barınağı olarak kullanılmaktadır. Üst örtüsünün yer yer akmasından dolayı rutubet, yapıya zarar veren önemli etkenler arasındadır. Arka ve yan duvarlarının orta kısmındaki taşların düşmüş olması, yapıya statik açıdan zarar vermektedir.
Onarımlar: Yapıda herhangi bir onarım yapılmamıştır. Üst örgüden gelen akıntıları önlemek için birkaç yere naylon örtülmüştür.
Ayrıntılı tanım: Kervansaray dikdörtgen planlıdır. Uzunluğu 26 m, genişliği 17 m’dir. Yüksekliği 6 m’dir. Giriş kısmı eyvanlı olup her iki tarafta birer mekân vardır. Kervansarayın giriş kapısı sivri kemerli olup, etrafı dikdörtgen çerçeve ile çevrilidir. Girişten sonra birbirine paralel sivri kemer ve payeler ile ayrılmış üç mekân vardır. Yapının üstü tonozla örtülüdür.
Orijinal Kullanım: Kervansaray.
Bugünkü kullanımı: Hayvan barınağı.
Önerilen kullanım: Korunması gerekli.
Yayın dizini: 1967 Elâzığ sh.52
II ve III
1518 tarihli Denizli Tahrir Defteri:
……………..
(Elimizde kayıtlar mevcuttur).
Yöresel Sözcük ve Deyimler:
Afatım alındı: Hayretler içinde kaldım.
Ağartı: Sütten yapılan yiyecekler.
Ağnama: Eşeklerin eşelenmesi.
A (h) ğbun: Hayvan gübresi.
Alaf: Kuru ot veya saman.
Arca(h)g duruca(h)ğ: Çocuklara banyo yaptırılırken, en son su döküldüğü sırada her türlü kirden arınması dileğiyle söylenir.
Arğap: Akrep.
Aşı: Damlara serilen toprak.
Baç etmek: Öpmek.
Baha:. Değer, fiyat.
Barbı: İyi giyinmiş.
Barpı: Tadımlık.
Bangıldot: Kağıt para.
Beccor: Biçimsiz.
BıbılıkGelin:Yeni gelin.
Bıcık:Kenar, uç.
Bıldık: Küçük domates.
Bıldır: Geçen yıl.
Bılık: Un veya bulgurun yoğurulmasıyla yapılan ekmek.
Bocuk: Böcek.
Boçcuk: Kuyruk.
Boyama: Kırmızı toz biber.
Boz: Sarı.
Bozo: Sarışın.
Bumbar: Hayvan bağırsağının bir bölümü.
Bülük: Çocukların erkeklik organı.
Cağ: Örgü, şiş.
Canevin çekile: “Çok acı çekesin” benzeri bir beddua.
Canan İlim gurdu düşe: Kurtlanan açık yarada çekilen acıyı çekesin!
Cıbık: Çapak.
Eği.Cıl(h)ğ: Bozulmuş yumurta.
Cıncı(h)ğ: Kırım cam parçaları.
Cırcırık: Ağustos böceği.
Coco: Küçük çış.
Cucuk: Çocukların erkeklik organı.
Cucuk: Civciv.
Cünüt: Bataklık.
Çağa: Çocuk, yavru.
Çakılgılda(h)ğ: Koyunların kuyruk altında top top kala çişleri.
Çapıt: Eskimiş bez.
Çec:Saman ve tahılı ayrılmış harman.
Çecik: Elma, armut çöpü.
Çemçe: Kepçe.
Çıtma: Atın çiftesi.
Çümmek: Yıkanmak.
Cisir: Evin üstüne atılan kalın ağaç.
Çitil: Fidan.
Cerze: Gazete.
Çor: Hastalık.
Çortun: Toprak damlarda yağmur suyunu akıtmaya yarayan oluk.
Çöğür: Ağaç dikeni.
Çüşük: Depicek.
Delegen: Ağaçkakan.
Dellek: Homoseksüel anlamında argo küfür.
Dengeser: Zihin bulanması, algı zayıflaması.
Depicek:Toprak kazılan belin ayakla vurulan yeri.
Dımbılık: Göbekli.
Dilbağı: Söz kesme, nişan.
Ding: Hayvanla çevrilen değirmen, bulgur değirmeni.
Diş hedigi: Çocuk diş çıkardığında buğday ve nohuttan yapılan yiyecek.
Dola(h)ğ: Atkı.
En: İn.
Eşinmek: Hayvanların toprakta yaptıkları banyo.
Fırfırık: Topaç, mozik.
Fışfıtık: Ortalık karıştıra.
Gadan alam: Kötülüklerin benim olsun.
Gadan canıma gele: Sana gelen kötülükler bana gelsin.
Gara yerde olasın: Karşısındakini hafife almak, küçümsemek.
Gabın: Toprak altında döşenmiş su yolu.
Galagot: Vücudun tutulması.
Gamga: Soyulmuş ağaç kabuğu.
Gavut: Kavrulmuş buğday çerezi.
Gıldık: Davar dışkısı.
Gıldılamak: Yuvarlamak.
Gıran: Kümes hayvanlarına gelen öldürücü hastalık.
Gırnata: Klarnet.
Gırpı: Kirpi.
Gız: Isır.
Gızdır: Isıt.
Gişi: Koca, eş.
Gokgoroz: Böbürlenme, kabadayılanma.
Golan: Semer ve palanı yük hayvanına bağlayan yassı ve geniş örme ip.
Gollük: Boynozsuz keçi.
Gotduk: Kısa boy.
Grolog: Çamur, mayıs gibi şeyleri yuvarlayıp şekil verme.
Goşgana: Tencere.
Guçcu: Eti yenilen hayvanların böbreği.
Gurik: Kulakları kısa ve sivri olan koyun.
Gök: Yeşil.
Gulunç: Omuz.
Gunnacı: Doğumu yaklaşan davar ve inek.
Gurlu(h)ğ: Davar gübresi.
Guzlaçı: 1- Doğumu yaklaşan davar ve inek. 2- Tavuğun yumurtlama dönemi.
(H)Ğapeng: İki katlı evlerde merdiven kapağı.
(H)Ğaşili: Yeni.
*(H)Ğayreti: Hayrat.
*(H)Ğımbıl: Sıska.
*(H)Ğındik: Sümük.
*(H)Ğırpo: Üstü başı perişan.
*(H)Ğızım: Samanın işe yaramayan döküntüsü.
*(H)Ğırik:Eski ayakkabı.
*(H)Ğorez:Horoz.
*(H)Ğozan: Biçilmiş tarla, ekilmemiş sürülmemiş tarla.
Harı(h)ğ: Su yolu.
Haveç: Suda ıslatılan cülbent, öküz yemi.
Hemi: Kocaya seslenme.
Herik:Nadasa bırakılmış ve sürülmüş tarla.
Hezan:Tavanda kalın döşeme ağaç.
Himi bir etmek: Söz birliği etmek.
Höküz: Öküz.
Höllük: Bebeklerin altına konan ince kum.
İğit: Yiğit.
İlinca(h)ğ: Salıncak.
İlica(h)ğ: Ilık.
İrov: Hayret bildiren ünlem.
İsot: Biber.
İşlik:Gömlek.
Kabık: Aşık kemiği.
Kağ: Olmamış meyve.
Kakuga Yayma: Oyalama, baştan savma.
Kalık: Eski ayakkabı.
Kef: Keyif.
Kemre: Ağılın içinde bekleyen sertleşmiş hayvan gübresi.
Kesmik: Samanın büyüğü.
Kevze: Bitki hastalığı.
Kındık: Üzüm salkımında bir dal.
Koluk: Boyuzsuz keçi.
Kom: Hayvan ağılı.
Konkuluk: Omuz.
Kopça: Düğme.
Kor kudurum: Elden ayaktan düşmüş.
Kortuk: Çukur.
Kök:Düğündaetiyesi.
Kösevü: Yarım yanmış odun parçası.
Kösger: Ayakkabı ustası.
Kukum: Kisesiz ihtiyar.
Külek: Ağaç kova.
Küllük: Çöplük.
Kürtük: Kar birikintisi.
Kürze: Testi.
Lavuk atmak: Ağıt yakmak.
Lec: Kötü söz.
Lenger: Yuvarlak büyük tabak.
Leyvaz:Yeşil fasulyenin kurutulmuşu.
Lınga kalkmak: Binek hayvanının düzensiz koşusu.
Malamga: Düven ile ezilen ekinin taneden ayrılmış hali.
Malamat: Rezil olma.
Manı(h)ğ: Kedi yavrusu.
Maşara: Sebze ekmek için hazırlanmış kanal.
Mayıs: Sığır ve davarın dışkısına verilen ortak ad.
Yazı devam edecektir.