KÖKLERLE BULUŞMAK VE KENT KÜLTÜRÜ
Tıpkı insanlar gibi mekânlarında canlı birer organizma olduğunu kabul etmek gerekir. Bu bağlamda ilçemiz Keban oldukça zengin bir tarihi birikime sahip olmasına rağmen kent kültürü anlamında zayıf bir konumdadır. Elimizde olan 1910 yılı tarihli Dersaadet’e çekilen bir telgraftaki imza sahiplerinden biri Ahali-yi Rum adına Pavli Efendi, Ahali-yi Ermeni adına Mardiros Efendi ve Ahali-yi Müslimin adına Faik Efendilerdir. Bu Keban’a özgü çoklu etnik yapı; ilçemize derin bir hoşgörü ve barış içinde bir arada yaşama kültürünü getirmiştir. Bu kültürün izleri ilçemizin bugününe bile sirayet etmiştir. Suç oranlarının düşüklüğü buna bir örnektir.
Telgrafta imzası bulunan ve bugün ilçemizde yaşamayan bu insanlar özdeyişlerimizde yaşamaktadırlar. Bu özdeyişlerin en önemlisi belki de; “Herkes kendi Bavli’sine yanar.” özdeyişidir. Bugün ilçemizde yaşamayan bu insanlarsözlü kültürümüzde yaşamalarına rağmen, onlardan geriye kalan maddi varlıkların bir kilise dışında muhafaza edilemeyişi önemli bir eksiğimiz olarak tüm çıplaklığıyla karşımızda duruyor.
Bu insanların birkaç yüzyıldan fazla ilçemizde yaşadıkları göz önüne alındığında mezarlıklarının günümüze ulaşamamış olması hepimizin ayıbıdır.
Söz mezarlıktan açılmışken sadece gayrimüslim mezarlıklarının günümüze ulaşmamasının yanında Müslüman mezarlıklarının da sadece fiili varlıklarıyla günümüze ulaşmış olmalarına rağmen, tarih yazıcılığı anlamında önemli bir kaynak olan mezar taşlarının tahrip edilmesine seyirci kalınmış olması önemli bir eksikliğimizdir.
Daha önce sevgili Cem Bayındır bir yazısında Kazım KARABEKİR Paşa’nın “Arapgir’e Yürüyüş” adlı anılarında bugünkü Fırat (Kürtkendi) Mahallesi Mezarlığı’nın harap durumunu görüp çok etkilendiğini ilçe kaymakamını çağırtarak mezarlığın düzeltilmesi yönünde direktif verdiğini yazmıştı. O günden bugüne pek de bir şey değişmiş sayılmaz ama yine de ağaçlandırma ve mezar yapımı anlamında bir ilerlemenin olduğunu belirtelim.
İlçenin geçmişiyle bağını Paluçarşı Mahallesi’nin isminin Değirmenbaşı olarak değiştirilmesi ne yazık ki kopardık. Elimizdeki tüm arşiv belgelerinde bu mahallenin ismi Paluçarşısı Mahallesi olarak geçmektedir. Yine bu mahallede yer alan yaklaşık 200 yıllık bir geçmişi olan Paşa Pınarı Mezarlığı’nın ismi de son yıllarda yaygın olarak Değirmenbaşı Mezarlığı olarak kullanıla geldi. Hâlbuki güneybatı kıyısında kaynak suyunun aktığı tarihi bir çeşmeden almıştı adını bu mezarlık. Bilmeyenler için çeşmenin akıbetini kısaca anlatırsak; Sağlık Ocağı’na çıkan merdivenlerin önündeki elektrik trafo binasının arkasında kaldı ne yazık ki bu Paşa Pınarı. Trafo binası yapacak başka bir yer yokmuş gibi buraya yapıldı gözümüzün içine baka baka, tıpkı Kız Meslek Lisesi yapacak başkaca yer yokmuş gibi tarihi Kalhane’nin yıkılmasına göz yumulduğu gibi.
Yıllardır yerel yöneticiler nezdinde uğraştığım konulardan biri bu Mezarlığın isminin Paşa Pınarı olarak düzeltilmesi oldu. Hep söz verilmesine rağmen bir türlü gerçekleşmedi isteğimiz. Herhalde bilmediğimiz bir takım başka parametreler vardı. Babamın vefatı üzerine Keban Gazetesi’nde yayınlanan ilana bilerek; “Paşa Pınarı Mezarlığı’na defnedilecektir” ibaresini koydum. Amacım ismin yaşatılmasını sağlamak yönünde bir girişimdi. İlginçtir ki 10’a yakın kişiden; “ilanda bir yanlışlık mı var Keban’da böyle bir mezarlık yok” şeklinde telefon aldım. O zaman gördüm ki köklerimizden kopmuşuz.
Mevcut belediye başkanımız seçildiği gün kendisine askerliğini yanımda yapan sevgili Zafer TAŞ ile hem tebrik dileklerimi hem de bu isteğimi ilettim. O gün söz vermişti. Daha sonraki zamanda mezarlık girişine bir taziye evi yaptırdığını bu bina bitince mezarlığın ismini değiştireceğini söyledi. Geçtiğimiz günlerde sevgili Samettin TOKGÖZ kardeşimiz WhatsApp uygulaması üzerinden mezarlığın girişindeki ışıklı tabelanın görselini paylaştı. Mutlu oldum.
Değerli Belediye Başkanımız bizi köklerimizle buluşturmuş, kent kültürüne önemli bir katkıda bulunmuştu. Kocaman bir teşekkür kendisine ve ekibine. Hizmetleri daim olsun. Bundan sonra bizlere düşen köklerimize sahip çıkarak bu ismi kent hafızasına yaşatmaktır. Günümüz olanaklarıyla suyu halen akmakta olan Paşa Pınarının suyunun mezarlık girişine alınması ve taş işçiliği yoğun pınarın aslına uygun olarak mezarlık girişine taşınmasıdır. Biz sahip çıkar talep edersek Yücel Başkan ve ekibi bunu da başaracaktır.
Ya da ağaçlandırma anlamında kendi aile mezarlığımıza diktiğim ve Keban iklimine uygunluğu test edilmiş Erguvan Ağaçlarıyla süsleyelim her iki mezarlığımızı var mısınız? Saygılarımla.
Şiir bölümünde üstat Cahit Sıtkı’ya kulak verelim.
Ve şehrin şenliğine karşılık
Susar servileriyle mezarlık.
Susar ve hatırlar: - Bu kırık
Aynadaki hazin perişanlık
Sizindir, siz gafil, siz bihaber
İnsanlar bilseydiniz ne bekler
Bir gün açmak için bu çiçekler;
Ölülerin sükûnu çiçekler
.jpeg)