Bugun...


YAZAR : CEM BAYINDIR

facebook-paylas
VENEZUELA ve ABD
Tarih: 04-01-2026 11:25:00 Güncelleme: 04-01-2026 11:25:00


VENEZUELA ve ABD

Ankara Hukuk Fakültesinde okurken en ciddi derslerimizden biri "Devletler Özel Hukuku"ydu. Çok geniş bir alan olduğu için geçmesi de zordu ve okuldaki en saygın hukuk dallarından biriydi.

Bu dalın artık ölü bir bilim alanı olduğunu Karakas’taki patlama sesleri, yükselen duman ve alev görüntüleri bir daha gösterdi.

Bu haydutluk, Latin Amerika’yı yalnızca yeni bir güvenlik krizine değil, uluslararası düzenin temel ilkelerini tartışmaya açan daha büyük bir kırılmaya da sürüklüyor. ABD Başkanı Donald Trump; Nicolás Maduro ve eşinin “yakalanarak ülke dışına çıkarıldığını” söylerken Venezuela tarafında ise ABD sorumlu tutuluyor; ülke çapında “dış müdahaleden kaynaklanan olağanüstü durum” ilan edildiği bildiriliyordu.

ABD’nin Yaptıkları

Devletlerarası hukukta, bir devletin başka bir devletin topraklarında tek yanlı biçimde askersel operasyon yürütmesi, güç kullanma yasağı ve egemenlik ilkesi bakımından son derece ağır sonuçlar doğurur.

“Uyuşturucuyla mücadele”, “tehdit bertarafı”, “ halkına zorbalık”, “demokrasiyi askıya almak” gibi gerekçeler, meşruiyeti otomatik biçimde üretmez; güç kullanımının hukuksallığı, zorunluluk ve orantılılık gerektirir ve bu olacaksa da çok taraflı yetkilendirmeye dayanmalıdır.

Tehlikeli bir eşik

Daha da önemlisi seçilmiş bir liderin dış güçlerce, “yakalanıp ülke dışına çıkarılması” durumudur.

ABD’nin sorunlu başkanının ballandırarak anlattığı bu eylem, diplomatik gelenekleri ve kriz yönetimi kanallarını yıkmış; tarafların birbirini “meşru muhatap” saymadığı, askersel karşılıklılığa açık bir tırmanma zemini yaratmıştır.

Üstelik sivil kayıplar ve altyapı hasarına ilişkin belirsizlik sürerken, “başarı” ilanı çekici görünse bile etik ve hukuksal sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Uluslararası sistem, lider kaçırma ve “rejim mühendisliği” gibi zorbaca yöntemlerini normalleştirdikçe, devletlerin güvenlik kaygıları büyür ve dünyanın hiçbir yerinde barışçıl çözüm olanağı kalmaz.

“Uyuşturucu” gerekçesi

ABD’nin Latin Amerika’ya dönük refleksleri, tarihsel olarak “arka bahçe” anlayışının gölgesinde biçimlenmiştir. Bugün yeniden canlanan “uyuşturucu ile savaş” palavrası sahada askersel baskıyı artırmanın esnek bir gerekçesi gibi kullanılıyor.

Oysa bu tür müdahalelerin bilinen sonucu; çoğu kez sivillerin güvenlik kaybı, ekonomik altyapının zarar görmesi, göç dalgalarının hızlanması ve komşu ülkelerin iç siyasetinin baskı altına girmesidir.

Haydutluk

ABD’nin western filmlerinden de bildiğimiz “haydutluk” geni; uluslararası hukukta sınırları zorlayan, güç kullanmayı sıradanlaştıran ve egemenliği hiçe sayan davranış kalıbını sürdürdüğünü gösteriyor.

“İstediğim yeri vururum, istediğim lideri alırım, sonra da dünyaya bunu ‘düzen’ diye sunarım” biçimindeki bu davranış başka güçlerin de aynı yöntemi denemesine yol açarsa tüm dünya kural temelli bir düzenden, misilleme temelli bir düzene itilir.

Karakas’ın gafleti

Bununla birlikte, Venezuela yönetimi de yıllardır ülkeyi dış etkilere açık hale getiren tercihlerin, Suriye gibi tümden, Ruslara bel bağlamanın sorumluluğunu taşıyor.

Halkın sorunlarını duymazdan, demokrasiyi görmezden gelme; yönetimin meşruiyet tartışmalarını azaltacak kapsayıcı bir iç uzlaşma kurmaması, kurumların aşınması, ekonomik normalleşmenin sürdürülebilir biçimde sağlanamaması ve ülke güvenlik direncinin şeffaflıktan uzaklaşması, dış müdahale riskini yükseltmiş ve bu durum oluşmuştur.

Üstelik aylardır bu gerilim ABD yönetimince tırmandırılırken caydırıcılığı güçlendirecek diplomatik hamlelerin yapılmaması, bölgesel destek inşasının yetersizliği, “gaflet” eleştirisini kaçınılmaz kılıyor.

Çıkış yolu;

Trump’ın Venezuela’yı kendilerinin yöneteceğini açıklaması büyük bir hukuksuzluk ve haydutluktur. Eğer devletlerarası hukuk tümden rafa kaldırılmadıysa, hemen ateşkes istenmeli ve sivil altyapının korunmasına dönük açık yaptırımlar ilan edilmelidir.

Bağımsız uluslararası incelemelerle; saldırıların hedefleri, olası sivil kayıplar ve hukuksal dayanakların şeffaflaştırılması istenmelidir.

Latin Amerika ülkelerinin, “ya taraf ol ya sus” ikileminden çıkarak egemenlik ilkesini savunan ortak bir diplomatik hat kurması gereklidir.

Venezuelalıların da -yakın bir gelecekte olası görünmese de- eğer Trump’tan ülkelerini alabilirlerse, iç meşruiyeti ve demokrasiyi güçlendirecek adımlar atması: seçim güvenliği, kurumların bağımsızlığı, temel haklar ve ekonomik reformları sağlaması zorunludur.

En önemlisi de Washington’un, rejim değişikliği fantezileri yerine, çok taraflı diplomasi ve uluslararası hukuka uygun denetim araçlarına dönmesi tüm ülkelerce gecikilmeden istenmelidir.

Cem BAYINDIR / 2026

 



Bu yazı 2244 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
4305 Okunma
3991 Okunma
3780 Okunma
3523 Okunma
3197 Okunma
2925 Okunma
888 Okunma
864 Okunma
771 Okunma
595 Okunma
579 Okunma
440 Okunma
440 Okunma
438 Okunma
427 Okunma
420 Okunma
408 Okunma
375 Okunma
352 Okunma
314 Okunma
300 Okunma
289 Okunma
275 Okunma
274 Okunma
5235 Okunma
4819 Okunma
4746 Okunma
4484 Okunma
4469 Okunma
4458 Okunma
4341 Okunma
4305 Okunma
4206 Okunma
4182 Okunma
4140 Okunma
4083 Okunma
3991 Okunma
3780 Okunma
3554 Okunma
3535 Okunma
3523 Okunma
3197 Okunma
2925 Okunma
2647 Okunma
1729 Okunma
1556 Okunma
1336 Okunma
1271 Okunma
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI