“KALBİMDE SELAM VAR, ANA HAZAR’DAN”: ŞİİRDE TARİHSEL HAFIZANIN SANATSAL İFADESİ
XX. yüzyılda yetişen Azerbaycan edebiyatının en parlak simalarından biri olan Nebi Hazri, milli şiirin gelişmesinde, toplumsal düşüncenin şekillenmesinde ve kültürümüzün dünyaya tanıtılmasında önemli rol oynamış büyük bir söz ustasıdır. Şair, yazar, dramaturg, publisist, çevirmen ve toplum adamı olarak çok yönlü faaliyetleriyle tanınan Nebi Hazri, yarım asırdan fazla bir süre Azerbaycan edebiyatına sadakatle hizmet etmiştir.
Nebi Hazri, 10 Aralık 1924 tarihinde Bakü’nün Hırdalan köyünde bir tüccar ailesinde dünyaya gelmiştir. Orta öğrenimini tamamladıktan sonra çalışma hayatına başlayan şair, 1942–1943 yıllarında II. Dünya Savaşı döneminde cephe gerisinde görev yapmıştır. Savaştan sonra, 1943–1945 yılları arasında “Kommunist” gazetesinde düzeltmen olarak çalışmış, Azerbaycan radyosunda ise spikerlik yapmıştır. Genç yaşlarından itibaren şiire büyük ilgi duyan Nebi’nin yeteneği büyük şair Samed Vurgun’un dikkatinden kaçmamış ve onun girişimiyle 1945 yılında Azerbaycan Yazarlar Birliği’ne üye kabul edilmiştir.
Yaratıcılık faaliyetinin yanı sıra farklı yıllarda Azerbaycan Yazarlar Birliği’nde, basın organlarında, televizyon ve radyo alanında, ayrıca kültür kurumlarında sorumlu görevlerde çalışmış; uzun yıllar boyunca Azerbaycan kültürünün hem ülke içinde hem de yurt dışında tanıtılması yönünde önemli hizmetlerde bulunmuştur.
Onun yaratıcılığı, çağdaş Azerbaycan şiirinin en zengin ve önemli sayfalarından biri olarak kabul edilir. Şiirleri ve poemaları konu çeşitliliği, felsefi derinlik, yüksek hümanizm ve milli ruh ile dikkat çeker. Şair, insanın manevi dünyasını, zamanın karmaşık sorularını, vatan sevgisini ve vatandaşlık sorumluluğunu büyük bir ustalıkla dile getirmiştir.
Nebi Hazri’nin şiirinde lirizm ile epik anlatım organik bir şekilde birleşir. Modern insanın kaderinden tarihî şahsiyetlerin tasvirine kadar geniş bir konu yelpazesini kapsayan poemaları derin lirizmi, duygusal etkisi ve özgün üslubuyla öne çıkar. Şairin dili akıcı, yalın ve musikîlidir; bu özellik onun şiirlerinin bestelenerek halk arasında sevilmesine zemin hazırlamıştır.
O aynı zamanda dramaturg ve çevirmen olarak da başarı kazanmıştır. Piyesleri Azerbaycan tiyatrolarında sahnelenmiş, edebî çevirileri ise okurları dünya edebiyatının değerli örnekleriyle tanıştırmıştır. Şairin eserleri birçok yabancı dile çevrilerek yayımlanmıştır.
Nebi Hazri’nin başlıca eserleri arasında “İller ve Sahiller”, “Yıldız Kervanı”, “Nesiller–Asırlar”, “Ak Şimşekler”, “Toprak Sana And İçiyorum”, “Ömür Çınarından Yapraklar”, “Asrın Kanlı Lalesi” ve diğer kitaplar önemli yer tutar. Onun seçilmiş eserleri 1988 yılında Piruz Dilenci’nin aracılığıyla Arap alfabesine aktarılmış ve Tahran’da yayımlanmıştır.
Bu zengin şiir mirası içerisinde şairin 1996 yılında kaleme aldığı “Kalbimde Selam Var, Ana Hazar’dan” şiiri özel bir dikkat çeker. Azerbaycan şiirinde vatan kavramı yalnızca coğrafi bir mekânı ifade etmez; aynı zamanda tarih, hafıza, kök ve manevi bağlılık gibi çok katmanlı anlamlar taşır. Bu açıdan bakıldığında “Kalbimde Selam Var, Ana Hazar’dan” şiiri yalnızca bir yolculuğun ya da bir gölün tasviri değildir; Hazar adı etrafında şekillenen tarihî ve kültürel hafızanın şiirsel ifadesidir. Şair, Türkiye’nin Elazığ şehri yakınlarında bulunan Hazar Gölü’ne hitap ederek binyıllar boyunca süren göçlerin, izlerin ve ruhani bağların peşine düşer.
Şiirin ilk dizelerinden itibaren lirik kahraman kendisini kadim çağlardan gelen bir yolcu gibi tanıtır. “Babaların doğma eli” ifadesi okuyucuyu tarihin derin katmanlarına götürür ve Hazar adının yalnızca bir su havzası değil, aynı zamanda bir etnosun, bir kültürün ve kaderin sembolü olduğunu gösterir. Burada Ana Hazar’dan Hazar Gölü’ne gönderilen selam, aslında parçalanmış coğrafyaların manevi birliğinin sembolüdür.
Şair tarihî süreci “kervan kervan yiğitler, erenler” imgesiyle anlatır. Bu dizelerde göç, fetih ve yerleşme motifleri ön plana çıkar. “Vatandan – vatana göçüp gelenler” ifadesi özellikle dikkat çekicidir. Burada göç bir kayıp olarak değil, aksine vatanın vatana kavuşması olarak sunulur. Hazar adıyla kurulan bağ nesilden nesile aktarılır ve bu topraklarda yeni bir kimlik – “Hazar’lı” kimliği oluşur.
Şiirde su imgesi önemli bir anlam yükü taşır. Hazar Gölü’nün suyunun “Hazar gibi doğru ve saf tatlı” olması fiziksel bir özellikten ziyade manevi bir yakınlığın ifadesidir. Şairin vurguladığı gibi göllerin tatlılığı kimyasal yapılarından değil, taşıdıkları hafızadan ve bağlılıktan kaynaklanır. Bu, şiirsel düşüncede suyun hafıza taşıyıcısı olarak sunulmasının çarpıcı bir örneğidir.
Gece tasvirleri – ay ışığı, yıldızlar ve aydınlık akşam imgeleri – şiire lirizm ve mistik bir hava katar. Hazar ile Hazar arasındaki diyalog ise eserin doruk noktalarından biridir. Anne ile evlat arasındaki sade fakat derin anlamlı soru-cevap (“Nasılsın? – İyiyim!”) şiirsel bir dille manevi bütünlüğü ifade eder. Burada “küçük damla” ile “sonsuz deniz” arasında kurulan ilişki, bireyin halk ve tarih karşısındaki yerini sembolize eder. Şaire göre Hazar’a ait olan her damla, büyüklüğü ne olursa olsun, bütünün değerini taşır.
Şiirin son bölümünde doğa imgeleri – gökyüzü, kayalar, coşkun nehirler ve Hazar rüzgârı – tek bir mekânda birleşir. Hazar rüzgârının bile Hazar’dan getirilmesi fikri, manevi bağlılığın coğrafi sınırları aştığını gösterir. Bu da şiirin temel düşüncesini özetler: Vatan yalnızca yaşanılan yer değil, insanın kalbinde taşıdığı bir değerdir.
Sonuç olarak “Kalbimde Selam Var, Ana Hazar’dan”, tarihsel hafızayı, milli kimliği ve manevi vatan kavramını derin bir şiir diliyle ifade eden önemli bir eserdir. Şair Hazar imgesi aracılığıyla Türk dünyasının ortak köklerini, ayrılık içindeki birliği ve zamanlar üstü manevi bağı okuyucuya duygusal ve düşündürücü bir biçimde sunar. Bu şiir Azerbaycan şiirinde vatan temasının felsefi ve estetik ifadesinin başarılı örneklerinden biridir.
Şairin edebî ve toplumsal faaliyetleri yüksek takdir görmüş; kendisine Azerbaycan Halk Şairi unvanı verilmiş, ayrıca 1973 yılında SSCB Devlet Ödülü, 1982 yılında Azerbaycan SSC Devlet Ödülü ile ödüllendirilmiş; bununla birlikte “Şöhret” ve “İstiklal” nişanlarına layık görülmüştür.
15 Ocak 2007’de Bakü’de vefat eden şair, Birinci Fahri Hıyaban’da defnedilmiştir. Onun zengin edebî mirası bugün de yaşamaya devam etmekte ve Azerbaycan şiirinin gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Eserleri, milli düşüncenin, vatandaşlık bilincinin ve hümanist ideallerin sanatsal ifadesi olarak Azerbaycan edebiyatının altın fonunda yer almaktadır.2024 yılında doğumunun 100. yılı dolayısıyla Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından yıldönümünün kutlanması hakkında bir kararname imzalanmıştır.
KALBİMDE SELAM VAR, ANA HAZAR’DAN
Türkiye’de, Elazığ şehri yakınlarındaki Hazar Gölü’ne hitap
En eski çağlardan yola çıkıp
Ataların doğma yurduna geldim.
Kalbimde selam var ana Hazar’dan —
Hazar’ın evladı Hazar Gölü’ne!
Kervan kervan yiğitler, erenler geçti,
Yollarda binlerce şehir kurdular.
Vatandan — vatana göçüp gelenler
Kendileriyle getirdiler doğma Hazar’ı.
Nesiller bu yerde Hazar’lı oldu,
Hazar zor günde teselli oldu.
Burada bir sabah yüzümü yıkadım,
Suların tadını Hazar gibi doğru buldum.
Göller dünyada tatlı olur, göller,
Ama bunun tatlılığı doğmalığındandır.
Her an aydınlık akşam yere iner,
Ayın saf nurunda güler Hazar.
Parlak yıldızlarda gözler görünür,
Hazar, evladıyla konuşur:
— Nasılsın?
— İyiyim!
— İyi ol, evladım!
Rüzgârlar senden gelen hayırlı haberdir.
— Sen sonsuz bir denizsin, ben küçük bir damla —
Ama Hazar’ın damlası da Hazar kadardır.
Göğün geniş düzlükleri, sık kayalar da doğmadır,
Gür akan çaylar mahrem sözleriyle konuşur.
Burada yalnız Hazar rüzgârı eksikti,
Onu da Hazar kendisiyle getirdi.
21 Mayıs 1996