MUHYİDDİN İBNÜ'L-ARABÎ’DEN YAŞAMA DAİR TAVSİYELER:
İnsan kontrol edemediği şeyler için endişe ve korkulara kapılarak ruhunu kendi elitle daraltıyor ve büyük sıkıntıya girmiş olmasıdır. Bu gün seni yaralayan ve yoran şeylerin çoğu aslında gerçekten başına gelen değildir. Başına gelme ihtimali olan senaryolardır. Zihnin henüz yaşanmamış açıların provasını yapıyor ve bedenin bu provaları gerçekleşmiş gibi tepki veriyor.
Muhyiddin İbnü'l-Arabî’ye göre stres sadece psikolojik bir durum değildir. Stres kulun kaderle çekişmeye başlamasıdır. Yani benim planım olmalıydı. Böyle olmamalıydı. Daha farklı olmalıydı deme halidir. ilk ve hayati tavsiyesi şudur; hayatla kavga etmeyi bırak. Bu bir teslimiyet zayıflığı değildir. Aksine en büyük akıl gücüdür. Çünkü İbn i ARAB’ İYE göre akıllı insan olanı reddetmez. Olanının nedenlerini anlamaya çalışır. Şimdi kendimize şunu soralım; bu gün beni strese koyan nedir? Bu beni strese koyan konuyu çözmen gerekiyor mu? Yoksa zihnimin beni korku ve endişeye sürüklemek için ürettiği bir durum mudur? Muhyiddin İbnü'l-Arabi derki; zihin kontrol edemediği boşlukları korku ve endişe ile doldurur.
Bu yüzden bize çok net bir tavsiyede bulunuyor. Henüz yaşanmamış hiç bir şey şeye ruhunu rehin verme. Bu çok önemli noktadır. İnsan yaşamında çok önemli durumdur. Stresli insanlar genelde çok olumlu düşünen insanlar değildir. Yanlış düşünene insanlar stresin etkisinden kurtulmasının imkânı yoktur. Doğru düşünme şudur; ben elimde geleni yaparım. Yapamadıklarımdan sorumlu değilimdir. O kaderin alanı olmalıdır. Muhyiddin İbnü'l-Arabi ye göre kader senin paniklemeni değil sükûnetini sınar. Burada ikinci yaşam tavsiyesi ise her stres anında kendine şunu hatırlatmandır. Benim bilmediğim ama benim için çalışan bir düzenin var olduğudur. Bu cümleyi içselleştiren bir insanın kalbi hafifler. Çünkü yük sadece omuzlarda değil ruhta kalkar.
İbn- i Arabî derki; kendini her şeyin merkezinde görme ve koyma. Bunu yaptığında yorulur ve stres kaçınılmaz olur. Biz insan olarak her şeyi kontrol etmek durumunda değiliz. Bunu yaptığımızda yorulur ve olumsuz duygu ve düşünce yoğunluğu yaşar ve buda yorgunluk yapar. Bu evrende her şey senin sorumluluğunda olamaz. Bizim buna gücümüz ve enerjimiz yetmez. Her gecikmeler senin için ceza değil mükâfattır. Gecikmeler, seni daha büyük zararlardan kurtarır. Üçüncü tavsiye, çok net ve pratiktir. Her gecikmede neden olmuyor diye sorma. Neyden korunuyorum diye sor. Bu bakış açısı stresi anında çözer.
İbn-i Arabî’nin en çarpıcı uyarılarından biri ise şudur; insan acele ettiğinde ilahi düzen yavaşlar. Yani sen ne kadar paniklersen işler o kadar düğümlenir. Ne kadar sakinleşirsen yollar o kadar açılır.
Buradan bize uygulanabilir yaşam tavsiyesi veriyor ve bu günden itibaren her stres anında hemen bir anda dur. Derin bir nefes al. İçinden şunu söyle; insan kaderi ile kavga etmez. Kaderle oyumlanır. Uyumlaşan insanın yaşamında mucize gibi şeyler vardır. Sonunda bize şunu söylemekten geri durmuyor. Stres seni güçlü yapma Muhyiddin İbnü'l-Arabiz ’ye göre gerçek güç ve enerji her şey karışırken bile kalbini sakin tutabilmektir. Daha yeni başladığını kabul etmelisin. Neden en çok iyi insanlar stres yaşamaktan tükenir. Sorusunun cevabını verdiğimizde o zaman duyacaklarına bakış açıcı tamam değiştirmiş olacaksın.
Muhyiddin İbnü'l-Arabi çok sarsıcı tespitlerde bulunuyor. Her kes yük taşır. Fakat hassas insanlar ve hassas ruhlu insanlar başkalarının yüklerini de omuzlarlar. Bu gün en çok strese giren insanlar kimler biliyor musun? En vicdanlı olan insanlardır. En çok düşünenlerdir. En çok sorumluluk duyan insanlardır. Çünkü bu insanlar sadece kendi yaşamlarını değil başkalarının yaşamlarını ve duygularını da taşıyan insanlardır. Muhyiddin İbnü'l-Arabî’ye göre bunun fakında olmayan insan büyük hata içinde olur. Bu noktada bir tavsiyede daha bulunuyor. İşte oda şudur; sana ait olmayanın yükünü taşımak zorunda değilsin. Bunları taşımayı bırak. Bu bencillik değildir. Bu ruhunu bazı olumsuzluklardan korumaktır. İyi insanlar genelde şunu yapar; her kesi memnun etme gibi bir derin ve görevinin olmadığı gerçeğidir.
Kimse üzülmesin diye kendini sıkıntı ve zorluğa sürmeye gerek yoktur. Her şey yolunda görünsün diye içini baskı altında tutmaya gerek yoktur. Muhyiddin İbnü'l-Arabi’ye göre içimize bastırdığımız her şey bize stres ve can sıkıntısı olarak fazlasıyla döner diyor. Her kesi anlamaktan çok önce kendini anlamaya bak der. Kendini iyileştirmeyen kişi başkasını iyileştiremez. Stresin kaynağı çoğu zaman olaylar değildir yorumlarımızdır. Muhyiddin İbnü'l-Arabî ’ye bu şu demektir; olay seni yormaz. Olan olay zihninde büyütür ve etkisinde kalırsan seni zihinsel, ruhsal ve bedensel olarak yorar. Bu konuda biz bir pratik tavsiyede bulunuyor.
Oda şudur; stresli duygu ve düşünce geldiğinde kendine şunu sor, bu kesin mi? Yoksa sadece bir ihtimal mi? Şu an gerçekten bir şey yapmam gerekiyor mu? Bu soruların bir tanesi hayır ise o stres gereksizdir der.
Muhyiddin İbnü'l-Arabî der ki gereksiz yük ruhu, zihni ve bedeni yorar. Bir başka uyarısı, insanlar genelde şunu söyler; ben hallederim. Ben çözerim. Bu cümleler tehlikeli cümlelerdir der. İnsan her şeyi halletmek gibi bir enerjisi ve gücü olamaz der. Gücün yetse bile halletmek zorunda değilsin der. Bazı insanlar değişmez. Değiştiremeyeceğin konularla uğraşmaya gerek yoktur. Stres yaşadığımızda direnmek yerine geri çekilmek güzel bir yoldur. Zorlamak yerine izlemek daha iyi bir yoldur. Paniklemek yerine beklemek zayıflık değildir.
Muhyiddin İbnü'l-Arabî der ki; stres ikiye ayrılır, biri insanı uyarır. Diğeri ise insanı yanıltıcı olmasıdır. Eğer çözüm sana ait değilse o stresi yaşamaya gerek yoktur. Çünkü o sana ait değildir.
Muhyiddin İbnü'l-Arabî der ki; kul gücünün yetmediğinde kendini suçlar bunu yaptığında haddini aşmış olur. Bu konuda bize bir pratik daha sunuyor; yapabildiklerini yap yapamadıklarını merak etme ve dert edinme. Onları serbest bırak eder. Serbest bırakmak sembol dili ve bilinçaltı seansların olmazsa olmazıdır. Stres çoğu zaman pes etmek değildir. Bu ruhun yerini bilmesidir. Ruhum kendine sınır çizmesidir.
Stres çoğu zaman dışarıdan gelmez. İçerden akarak gelmiş olmasıdır. bu akışa müsaade etmezsen büyümez.
Muhyiddin İbnü'l-Arabî der ki; insan başkası gibi olmayı değil kendi olmayı bilmesi bu anlamda çalışması gerekir. İnsan kendine uygun olmayan hayatı yaşamak zorunda değildir. İnsan başkasının hayatını yaşarsa boşuna yük yüklenmiş olur. İnsan zaman zaman şunu kendine sorması gerekir; ben gerçekten bunu istiyor muyum? Bu cevap kendisine yol gösterici olacaktır.
Taklit eden daima yorulur. Taklitçi olmaya gerek yok der. İnsan gerçek yaşamını yaşamalıdır. Bu yazımda sözün sahibi Muhyiddin İbnü'l-Arabî den bazı kesitler sunmak istedim. İnsan olarak psikolojimizi derinden etkileyen konuyu bakış yapmak, okumalar yapmak istedim. İslam coğrafyasının büyük düşünür ve filozofundan söz etmek ve onunla sohbet etmek istedim. Kendisiyle bir muhabbet çayı içmek ve felsefe yapmak içinde geldi. Ruhu şad olsun. İslam dünyasında felsefenin önünü açan bir bilge insandır. Bu konuyu bu noktadan bağlamak isteyerek yazımı bağlıyorum. KUANTUM DÜŞÜNCE TEKNİĞİ SANAL OKULU / MEHMET YILMAZ