Dikili Taşlar 13-Mehmed UZUN
19 yıl önce aramızdan ayrılan Kürt edebiyatının kanon kişisi Mehmed UZUN’un mezar taşına kazılan dizeleri ölmeden önce kendisi yazmıştı:
“Min ji welatêkî dûr nivisî
Ji were her dist
I ro ez din ava gele xwede bextewarim”
(Uzak diyarlardan yazdım bütün herşeyi
Şimdi halkımın arasında bahtiyarım…)
Nazım Hikmet Şiir & Edebiyat
Ruhi Su, 20 Ekim 1912 Van / 20 Eylül 1985 İstanbul
…Yıl 1980
12 Eylül darbesi oldu. Ruhi Su kemik kanserine yakalandı. Tedavi için yurtdışına gitmesi gerekiyordu. Pasaport vermediler. Askerler yurtdışına çıkmasını engellediler. “Ölsün” dediler. 1985 yılında öldü.
…
Ağaç demiş ki baltaya / Sen beni kesmezdin ama / Ne yapayım ki sapın benden / Bak şu ağacın bilincine sen / Ölen ben öldüren benden”
Geride 16 adet 45’lik plak ve 11 adet uzunçalar, yüzlerce talebe, milyonlarca hayran bıraktı.
Cenaze töreni 12 Eylül’den sonra ilk toplumsal protestoya dönüştü. Güvenlik güçlerinin tüm engellemelerine rağmen on binler Şişli Camisine aktı...
Meydanın cenaze törenini görüntülemesi engellendi. Cenaze Şişli’den Zicirlikuyu’ya giderken on binler haykırdı: “Ruhi Su’lar ölmez”. Ön sıralarda hayranlar gözaltına alındı. Tam 163 kişi hakkında soruşturma başlatıldı. Devlet memuru olanlar işinden atıldı.
…Yıl 1990
Zincirlikuyu’daki mezarı kimliği belirsiz kişiler tarafından saldırıya uğradı. Saldırganlar mezar taşını kırmaya çalıştı. Başarılı olamayıncakurşunladılar. Saldırganlar hakkında soruşturma bile açılmadı. Dosya kapatıldı…
“…Sabahın bir sahibi var
Sorarlar bir gün sorarlar
Biter bu dertler acılar
Sararlar bir gün sararlar…”
Düzenleme: Ferit Yüksek #Aylaklığa övgü#
Belevi Mousoleion
Ölünün Suriye’ye götürülmesi daha uygun görülse de o günlerdeki savaş koşulları Ephesos yakınlarında gömülmesini gerektirmiş olabilir. Öte yandan, son zamanlarda ortaya atılan bir görüş, Mouseleion’u daha erken bir döneme, olasılıkla Pers egemenliğinde olduğu M.Ö. 4.yüz yıla bağlanmaktadır. Özellikle kanatlı aslanın formu, Pers etkisine işaret etmektedir. Bu durumda, mezarda yatan kişinin, zenginlik ve sosyal konumu ile yörenin ileri gelenlerinden biri olduğu düşünülebilir.
Alıntı: Geoge Edvard Bean
Sevdiğini kaybedince, insanın yüreğinde kırık bir mum yanarmış. Sonra her geçen günde mumlardan biri sönermiş. En sonunda geriye kalan bir kalırmış. O tek mum, yaşam boyu sönmezmiş, insan ölünceye dek içinde yaşarmış, insan sevdiklerini yitire yitire yaşar, yıllar geçtikçe, yanan ve sönen mumlar birbirine karışır. Öyle ki, gönlünde hangi mum kimin için yanıyor bilemezsin; mumun alevinde sevdiğinin kimliğini göremezsin, yalnız belli belirsiz bir acının dumanı titreşir.
Zaman geçtikçe acı uslanır, akıllanır, bilgeleşir, hüzne dönüşür; yarakapanmıştır ama inceden inceye sızlar…
İlhan SELÇUK
Bütün dinler cenneti vaad etti,
Biz dostun cemalini arzuladık
Hasret GÜLTEKİN
Tarih ve Bilgiler
Derlenip toplanıp, birlik ve beraberliğin önemini yazdım,
Aldanıp dağılmanın ölüm olduğunu taş üstüne kazdım.
Bilge Kağan
Ölümünden 14 yıl sonra toprağa verildi
Türkiye tıp tarihine önemli katkılarda bulunan Psikiyatrist Doç. Dr. Kriton Dinçmen 2008 yılında vefat etti. Dinçmen’in bedeni vasiyeti üzerine İstanbul Üniversitesi Cerrapaşa Tıp Fakültesi Anatomi Bilim Dalı’nda genç cerrahların eğitimlerine katkıda bulunmak amacıyla kadavra olarak kullanıldı. 14 yılın ardından Dinçmen’nin naaşı bugün Heybeliada Rum Ortodoks Mezarlığı’na defnedildi.
Adli psikiyatri alanında çok sayıda çalışması bulunan Doç. Dr. Kriton Dinçmen hayatayken vasiyetinde bedenin kadavra olarak kullanılmasını istedi. 14 yıl boyunca sayısız tıp öğrencisinin eğitiminde katkı sağladı.
Dinçmen’in aile yakınları ve öğrencilerinin katılımlarıyla yapılan törenle, doğduğu ve çok sevdiği Heybeliada’da toprağa verildi
(Gazete DUVAR, 26.09.2022)
Mustafa SUPHİ
Nâzım’a1925 tarihini koyduğu “Kalbim” şiirinde; 28-29 Ocak 1921’de Karadeniz’de Sürmene açıklarında öldürülen Mustafa Suphi ve ‘on beş mürşit’in ağzından şöyle dedirtiyordu:
Göğsümde on beş yara var!
Sarıldı on beş yarama
Kara kaygan yılanlar gibi karanlık sular!
Karadeniz boğmak istiyor beni,
Boğmak istiyor beni,
Kanlı karanlık sular!
Laz İsmail
Sovyetler Birliği’nden 1928 de Türkiye’ye döndükleri TKP’li arkadaşı Laz İsmail ertesi yıl tevkifatta yakalanıp yargılanarak hapis cezasına çarptırıldı. Öteki mahkûm arkadaşlarıyla birlikte Diyarbakır Cezaevi’ne konulduğunda, Nâzım Hikmet onun ‘vefat ettiğine’ dair bir telgraf aldı. Bunun üzerine, ünlü kitabı Gece Gelen Telgraf’ında ismi olacak olan şiirini yazar:
Gece gelen telgraf
Dört heceden ibaretti:
VEFAT ETTİ
İmza yok
Bu dört hece bile çok.
“Kapıyı çalmadan, içeri giren
tek kelime etmeden
bizi alıp
aydınlığın diyarına götüren
ey ölüm…
-
Fillerin Ölümü:
Fillerin ölüm zamanı da çok ibrettir. Filler ölmeden önce ölecekleri zamanı hissederler. Ve acı çığlıklar atarak, yakınındaki bir mağaraya doğru yola çıkarlar.
O çığlığı duyan civardaki filler de mağaranın ağzına toplanır. Her biriyle vedalaşıp, adeta “helâllik” alan fil, kendi ailesiyle baş başa kalır. Başlarını ve kuyruklarını birbirine sürterek, gözlerinden yaş dökerler.
Sonra arkasına bakmadan ağır ve vakur adımlarla mağaraya yönelen fili, ailesinden birisi veya çocukları takip etmek istediği zaman diğer filler mani olur. Mağaraya tek başına giren fil, içeride bir kere daha feryat ettikten sonra canını verir. Son feryadı işiten filler kısa sürede bıraktıkları yerden yurtlarına geri dönerler. Bu olayı hayret ve merakla izleyen gazeteci ve araştırmacılar, filler dağılır dağılmaz mağaraya girdiklerinde ölen filin cesediyle karşılaşırlar.
Anonim
Marksist Düşünce Derneği
Evet, bu topraklarda gözümüz var…
Çünkü köklerimiz bu topraklarda
Ama merak etmeyin
alıp gitmek için değil
gelip dibine girmek için…
Hrant DİNK
Felsefe Edebiyat Dünyası Klasikleri
Hüseyin Xızri İran’da idam sehpasına çıkarken, kalabalık arasında küçük kızını gördü ve kızı korkmasın diye gülerek gitti ölüme. Belki de gülümsedi ki kızı da gülümsesin, son kez görmek için o masum ve güzel gülüşü.
(Mustafa Kartal, Facebook)
Martin Luther (1483-1546)
Cehennemi satın aldım
Cehennemi satın aldım benimdir. Martin Luther duruşma sırasında yargıçlara seslendi:
-Milleti cehennemle korkutup, cenneti para karşılığı satıyorsunuz. Sıkıysa cehennemi satsanız ya?
Yargıçlardan biri, “Cehennemi kim alır ki?
Martin Luther:
-Ben alıyorum, neyse parası vereyim!
Bedava verdiler! Martin kapının önüne çıktı, duruşma sonucunu merak eden binlerce kişiye:
-Cehennemi satın aldım, benimdir. Bundan sonra oraya kimseyi almayacağım, korkmayın.
Cehennem korkusu ve Kilise baskısından kurtulan halk, özgür beyinlere sahip oldu ve Almanya aydınlanması beş yüz yıl önce başladı.
………………………..
“…Dvorjak’ın mezarının taşında yazılı satırlar: ‘Gideceği çok uzun bir yol var, geri çağırmak nafile. sy. 112)’ …Balzac, romanlarının hayattan daha gerçek olduğuna inandı; bir keresinde odasına giren yardımcısı onun ağladığını görmüştü, anlatılanlara göre.
-Neden ağlıyorsunuz Mösyö Balzac, diye sormuştu. Balzac, ‘O öldü’ diye hıçkırmıştı. Yardımcısı bir ölüme üzülerek, kimin öldüğünü sormuştu bu kez. Ölenin Balzac’ın yazdığı son kahramanlardan biri olduğu anlaşılmıştı.
-Ama onu siz yazdınız Mösyö Balzac.
- Ne fark eder, o öldü.
Kahramanlarının ölümüne ağlayan, yeryüzü tarihinin bu en muhteşem insanı Tanrı’nın acıklı bir şakası sayılabilecek kadar çelişkiye sahipti. (sy. 123)
‘…zamanı unutmak, ölümü, daha doğrusu ölüm korkusunu unutmak anlamına geliyor. Ahmet Altan, Kristal Denizaltı, Alkım Yayınları.”
……………….
( Yazı devam edecek.)
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|