Emevî Yönetiminin Siyasal Meşruiyet Üretimi ve Kültürel Asimilasyon Politikaları
(Bu Makale, “AI” yardımıyla yazıldı)
Özet
Bu çalışma, Emevî Devleti’nin iktidarını pekiştirmek amacıyla dinî söylemi araçsallaştırma süreçlerini incelemektedir. Özellikle hadis merkezli bir din anlayışının devlet eliyle üretilmesi ve bu din anlayışının toplumsal itaat, kültürel asimilasyon ve siyasal meşruiyet üretimi bağlamında nasıl kullanıldığı analiz edilmektedir. Çalışma, Ümeyyeoğulları ile Haşimoğulları arasındaki tarihsel rekabeti arka plana yerleştirerek Emevî yönetiminin din ve siyaset ilişkisine dair stratejik uygulamalarını ele almaktadır. Sonuç olarak, Emevî döneminin erken İslam tarihinde siyasal otoritenin din üzerinden nasıl kurgulandığını gösteren önemli bir laboratuvar özelliği taşıdığı savunulmaktadır.
***
Giriş
Emevî Devleti (661–750), İslam tarihinin siyasal yapılanma açısından en kritik dönemlerinden birini oluşturur. Bu dönemde din-siyaset ilişkisi, yalnızca yönetimsel bir araç olarak değil, aynı zamanda otoritenin toplumsal meşruiyet zeminini inşa eden temel bir unsur olarak şekillenmiştir (Kennedy, 2004). Emevî iktidarı öncesinde Ümeyyeoğulları ile Haşimoğulları arasında süregelen siyasal rekabetin kökenleri, Mekke’nin aristokratik yapısında ve kabileler arası hâkimiyet mücadelelerinde aranmalıdır (Madelung, 1997). Bu rekabet, Emevîlerin iktidarı ele geçirdikten sonra dinî söylemi kendi siyasal hedefleri doğrultusunda dönüştürmelerinin zeminini hazırlamıştır.
Bu çalışmanın temel amacı, Emevîlerin hadis merkezli din anlayışını nasıl inşa ettiğini, hangi toplumsal ve siyasal kaygılarla bu yaklaşımı benimsediğini ve bu doğrultuda dinî kurumları nasıl yeniden yapılandırdığını incelemektir. Bu çerçevede hem kültürel asimilasyon politikaları hem de din adamlığı mekanizmasının merkezîleştirilmesi özel bir önem taşımaktadır.
***
Kuramsal Çerçeve: Din, Otorite ve Meşruiyet
Siyasal meşruiyetin üretilmesinde dinin rolü siyaset bilimi ve sosyoloji literatüründe geniş bir yer tutmaktadır. Weber’in otorite tipolojisi, özellikle “geleneksel” ve “karizmatik” otoritenin dinî söylemle iç içe geçme biçimlerini anlamak açısından kritiktir (Weber, 1978). Emevî yönetimi bu bağlamda, karizmatik otoritenin (Hz. Peygamber dönemi) ardından ortaya çıkan bir “geleneksel otorite” inşası sürecinde dinî sembolleri yeniden yorumlama ve siyasal amaçlarla kullanma stratejisi geliştirmiştir.
Bununla birlikte Crone ve Hinds’in (2003) “dini otoritenin devlet eliyle merkezîleştirilmesi” tezi, Emevî döneminin anlaşılmasında önemli bir analitik kavram sunar. Bu yaklaşıma göre Emevîler, dinî bilgiyi ve din adamlığı statüsünü resmî bir denetime tabi tutarak, iktidarın ihtiyaçlarına uygun bir din anlayışı üretmişlerdir.
***
Tarihsel Arka Plan: Ümeyyeoğulları–Haşimoğulları Rekabeti
İslam öncesi Mekke’de Kureyş kabilesi içinde iki güçlü fraksiyon bulunmaktaydı: Ümeyyeoğulları ve Haşimoğulları. Bu iki kol arasındaki rekabet, ekonomik güç, sosyal prestij ve siyasal nüfuz mücadelesine dayanıyordu (Wellhausen, 2000). Hz. Muhammed’in Haşimi kolundan gelmesi, İslam’ın ilk döneminde Ümeyyeoğulları’nın siyasal konumunu zayıflatmıştır.
Hz. Osman’ın şehadeti, Cemel ve Sıffîn savaşları ile Muaviye’nin iktidarı ele geçirmesi bu rekabeti siyasal bir dönüşüme uğratmış ve Emevî iktidarı doğmuştur (Şeşen, 2011). Bu süreç, Emevîlerin iktidarı korumak için dinî söylemi sistematik biçimde kontrol etmeye yönelmelerinin arka planını oluşturmuştur.
***
Bulgular
1. Hadis Merkezli Din İnşası ve Toplumsal İtaat
Emevî yönetimi, devlet otoritesine itaati teşvik eden rivayetlerin üretilmesi ve yayılması için kapsamlı bir çaba göstermiştir. Bu rivayetlerde, yöneticilere itaat edilmesinin dini bir zorunluluk olduğu sıkça vurgulanmış, bu yaklaşım toplum üzerinde ideolojik bir kontrol mekanizması oluşturmuştur (Kennedy, 2004).
Örneğin, “sultana itaat” içerikli rivayetlerin bu dönemde artış göstermesi, siyasal iktidara destek sağlayan bir dinî söylemin bilinçli şekilde oluşturulduğunu göstermektedir (Crone & Hinds, 2003).
2. Kültürel Asimilasyon Politikaları
Emevî aristokrasisi güçlü bir Arap üstünlükçülüğü anlayışına sahipti. Fethedilen toplumların kültürleri yerine Arap örf ve adetlerini yaymak, yönetimi kolaylaştıran bir strateji olarak benimsenmiştir (Şeşen, 2011). Bu kapsamda: Arap giyim kuşamı, Arap mutfak kültürü, Arap müziği, Kabile merkezli sosyal normlar dinin bir parçasıymış gibi sunularak diğer toplumlara benimsetilmeye çalışılmıştır.
Bu politikaların amacı, kültürel asimilasyon yoluyla yönetime karşı direnci azaltmak ve toplumları Emevî kimliğine yaklaştırarak iktidarın sürekliliğini sağlamaktı.
3. Dini Otoritenin Merkezîleştirilmesi: "Diyanet Benzeri" Yapı
Emevîler, din adamlarının toplumsal etkisini ve dini bilginin otoritesini fark ederek bu alanı devlet kontrolüne almıştır. Bu çerçevede:
Yönetim yanlısı âlimler görevlendirilmiş,
Minberler siyasal propaganda aracı hâline getirilmiş,
Devlet politikalarına uygun fetvalar üretilmiş,
Medreseler ideolojik bir mekanizmaya dönüştürülmüştür (Crone & Hinds, 2003).
Bu yapı modern literatürde “devlet kontrollü din” veya “diyanet rejimi” olarak nitelendirilir.
***
Tartışma
Elde edilen bulgular, Emevî döneminde dinî söylemin siyasal hedeflerle doğrudan bağlantılı olduğunu göstermektedir. Emevîler, bir yandan dini ideolojik bir aygıt olarak kullanmış; diğer yandan dinî kurumları ve âlimleri kontrol ederek toplumsal meşruiyeti üretmiştir. Bu çerçevede din, yönetimin seküler uygulamalarına kutsallık atfeden bir işlev görmüştür.
Çalışmanın bulguları ayrıca, Emevîlerin kültürel asimilasyon politikalarının yalnızca toplumsal dönüşümü değil, aynı zamanda psikolojik ve sembolik bir hâkimiyet kurmayı amaçladığını ortaya koymaktadır. Böylece yönetilen toplumlar, hem kültürel hem de dinî açıdan Emevî merkezli bir kimliğe yönlendirilmiştir.
***
Sonuç
Emevî yönetimi, iktidarını koruma ve meşrulaştırma amacıyla dinî söylemi stratejik biçimde yeniden kurgulamış ve hadis merkezli bir din anlayışı geliştirmiştir. Bu anlayış, toplumsal itaatin sağlanması, kültürel asimilasyonun kolaylaştırılması ve siyasal otoritenin kutsallaştırılması için sistematik olarak kullanılmıştır.
Bu yönüyle Emevî dönemi, erken İslam tarihinde “din-siyaset ilişkisinin araç olarak kullanılması”nın en belirgin örneklerinden birini teşkil etmektedir. Gelecek araştırmalarda, Emevî sonrası Abbâsî döneminin dinî söylem politikalarıyla karşılaştırmalı analiz yapılması, İslam siyaset teorisinin tarihsel dönüşümüne dair daha kapsamlı bir perspektif sunabilir.
***
Kaynakça
Crone, P., & Hinds, M. (2003). God’s caliph: Religious authority in the first centuries of Islam. Cambridge University Press.
Kennedy, H. (2004). The prophet and the age of the caliphates. Pearson Education.
Madelung, W. (1997). The succession to Muhammad: A study of the early caliphate. Cambridge University Press.
Şeşen, R. (2011). Emevîler tarihi. İSAM Yayınları.
Weber, M. (1978). Economy and society. University of California Press.
Wellhausen, J. (2000). The Arab kingdom and its fall. Routledge