NEDEN MÜSLÜMANLAR BU KADAR GÜÇSÜZ?
Yaklaşık iki yıldır 9.5 milyon nüfuslu Yahudi İsrail tarafından Filistin’in Gazze şeridinde sürdürülen savaşta binlerce sivil, kadın ve çocuk can verirken; İran, suriye, Lübnan bombalanırken 1.5 milyar nüfuslu 57 Müslüman ülke gelişen olayları seyretmekle yetindiler. 57 ülkenin hiçbirinin sahiplenmediği, seyretmekle yetindiği bu acımasız savaşı Hıristiyan Güney Afrika, Uluslararası Adalet Divanı Mahkemesine götürerek İsrail’in soykırımla yargılanması için dava açarken Müslüman ülkeler sessizliklerini sürdürüyordu. İsrail bu ülkelere bomba yağdırırken, ülkemizde birkaç cılız eleştiri ve protesto mitingi dışında hiçbir şey yapılmadı. Çünkü, yetkililer çok meşguldü, yapacakları daha önemli işleri vardı.
Şu günlerde savaş İran, Suriye ve Lübnan ve belki de Türkiye topraklarına doğru yayılma kaygoları sürerken herkes, İsrail nerede duracak diye bakmaya devam ediyor. Müslüman ülkelerin sessizliğinin sebebini sorgulamaya çalışırken okuduğum Pakistan-İslamabat’lı Dr. Faruk Saleem’in yaptığı “DÜNYADA DİNLERE GÖRE KALKINMIŞLIK ORANLARI” başlıklı araştıma yazısı dikkatimi çekince yazıda önemli gördüğüm hususları sizlerle paylaşmak istedim.
Dr. Faruk Saleem’in araştırma yazısında: Dünyada 15 milyon Musevi, 1,5 Milyar Müslüman var; yani Müslümanlar Yahudilerin yüz katı diyor. Buna rağmen Yahudiler Müslümanlardan yüzlerce kat daha zengin, daha eğitimli ve daha fazla bilim insanı, mucid yetiştirdiklerini yazıyor ve bunların bir bölümünü şu şekilde sıralıyor...
Albert Einstein Tüm zamanların en etkin bilim adamı, Yahudi'ydi,
Sigmund Freud Psikanalizin babası, Yahudi'ydi.
Karl Marks Filozof, Politik Ekonomist, Yahudi'ydi.
Tüm insanlığa zenginlik ve sağlık katmış Yahudiler:
Ben jamin Rubin insanlığa aşı iğnesini armağan etti.
Jonas Salk ilk çocuk felci aşısını geliştirdi.
Gertrude Elion lösemiye karşı ilaç buldu.
Baruch Blumberg Hepatit-B aşısını geliştirdi.
Paul Ehrlich frengiye karşı tedaviyi buldu.
Elie Metchnikoff bulaşıcı hastalıklarla ilgili buluşuyla Nobel ödülü kazandı.
Gregory Pincus ilk doğum kontrol hapını geliştirdi.
Bernard Katz nöromasküler iletişim (kaslarla sinir sistemi arası iletişim) alanında Nobel ödülü kazandı.
Andrew Schally endokrinoloji (metabolik sistem rahatsızlıkları, diyabet, hipertiroid) tedavilerinde kullanılan yöntemi geliştirdi.
Aaaron Beck Cognitive Terapi’yi (akli bozuklukları, depresyon ve fobi tedavilerinde kullanılan psikoterapi yöntemini) geliştirdi.
Gerald Wald insan gözü hakkındaki bilgilerimizi geliştirerek Nobel ödülü kazandı.
Stanley Cohen embriyoloji (embriyon ve gelişim i çalışmaları) dalında Nobel aldı.
Willem Kolff böbrek diyaliz makinesini yaptı.
Peter Schultz optik lif kabloyu, Charles Adler trafik ışıklarını,
Benno Strauss paslanmaz çeliği, Isador Kisse sesli filmleri,
Emile Berliner telefon mikrofonunu,
Charles Ginsburg ilk bantlı video kayıt makinesini geliştirdi.
Stanley Mezor ilk mikro-işlem çipini icat etti.
Leo Szilard ilk nükleer zincirleme reaktörünü geliştirdi.
Son 100 yıl içinde Yahudiler bilimsel alanda 104 Nobel ödülü kazanırken, 1.5 milyar Müslüman sadece 3 Nobel kazandı.” Diyerek, küresel çapta büyüyüp tanınmış Yahudi yatırımcı/işadamlarını ve dünya çapındaki bu markaları sıralıyor.
Ralph Lauren (Polo), Levi Strauss (Levi's Jeans),
Howard Schultz (Starbuck's), Sergei Bri n (Google),
Michael Dell (Dell Bilgisayarları), Larry Ellison (Oracle),
Donna Karan (DKNY), Irv Robbins (Baskins & Robbins),
Bill Rosenberg (Dunkin Dougnuts), Richard Levin (Yale Üniversitesi'nin kurucu başkanı).
Küresel çapta büyüyüp tanınmış Yahudi sanatçılar:
Michael Douglas, Dustin Hoffman, Harrison Ford, Woody Allen, Tony Curtis,
Charles Bronson, Sandra Bullock, Billy Crystal, Paul Newman, Peter Sellers,
George Burns, Goldie Hawn, Cary Grant, William Shatner, Jerry Lewis, Peter Falk...
Yönetmen ve yapımcı Yahudiler:
Steven Spielberg, Mel Brooks, Oliver Stone, Aaaron Spelling, Neil Simon,
Andrew Vaina, Michael Mann, Milos Forman, Douglas Fairbanks, Ivan Reitman,
Kohen Kardeşler, William Wyler, William James Sidis...
Ve devam ediyor: “İslam Konferansı Örgütü'nün 57 üyesi vardır ve ülkelerin tümünde sadece 500 adet üniversite bulunmaktadır. Yani üniversite başına 3 milyon Müslüman düşmektedir. Sadece ABD'de 5 bin 758 adet üniversite vardır. Dünya Üniversitelerinin Akademik Değer Listesi’ne Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerin hiç birinden ilk 500’e giren tek bir üniversite yok. UNDP tarafından toplanan verilere göre Hıristiyan dünyasında okuma-yazma bilenlerin oranı % 89’dur. Bunların %98’i ise en az ilkokul mezundur ve 100 kişiden 40’ı üniversite mezunudur. 15 Hıristiyan çoğunluğa sahip ülkedeki okuma-yazma oran ise %100’dür, yani bu 15 ülkede okuma-yazması olmayan tek kişiye rastlamak olası değildir!.
Müslüman ülkelerde durum bunun zıddıdır: 100 kişiden sadece 40’ı okuma-yazma bilir ve herkesin okuryazar olduğu bir tek Müslüman ülke bulunmamaktadır! Bunların %50’si ilkokul mezundur ve sadece %2’si üniversiteyi bitirmiştir. ABD’de toplam bilim insanı sayısı 4.000, Japonya’da 5.000’dir. 57 Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerdeki toplam bilim adamı sayısı ise sadece 230 kişidir. (Akademisyenlerin hepsi bilim insanı değildir. Bilim insanı demek, pozitif bilimlerle aktif olarak uğraşan kişi demektir.) Ve her 1 milyon Müslüman kişiye sadece 1 bilim insanı düşmektedir.
Teknisyenler bakımından Müslüman çoğunluklu Arap ülkelerdeki durum daha da kötüdür: Her 1 milyon Müslüman Arap nüfus içinde 50 teknisyen bulunmaktadır. Hıristiyan dünyasında ise her bir milyon kişi içinde 1000 teknisyen bulunmaktadır.”
Dr. Faruk Saleem “Müslüman ülkeler neden bu durumda” diye soruyor ve yanıt olarak da: “Kalitesiz-ezberci eğitim ve ARGE’ye (araştırma geliştirmeye) yeterli kaynak ayrılmaması... Müslümanlar gayri safi milli gelirin sadece % 0,2’sini araştırma-geliştirme bütçesi olarak ayrılırken Hıristiyan dünyası, araştırma-geliştirmeye % 5 oranında, yani 25 kat daha fazla fon ayırmaktadır. Müslüman 57 ülkenin gayri safi milli hâsılalarının toplamı 2 trilyon doların altındadır. Buna karşın 310 milyonluk ABD tek başına 12 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet üretmekte; Çin 8 trilyon dolar, Japonya 3,8 trilyon dolar ve Almanya 2,4 trilyon dolarlık üretim yapmaktadır. Mal ve hizmet üretimi İspanya’da 1 trilyon doların üzerindedir. Katolik Polonya 489 milyar dolarlık mal ve hizmet üretimi gerçekleşmektedir. Budist Tayland 545 milyar dolar değerinde mal ve hizmet üretimi yapmaktadır. İşin daha acıklı tarafı ise şudur: İslam Dünyasının gayri safi milli hâsılasının tüm dünya gayri safi milli hâsılası içindeki oranı hızla azalmaktadır.”
Sonuç olarak: İslam dünyası yeni bilgi üretebilecek kapasiteden yoksundur. Ayrıca dünyanın ürettiği bilgiyi kendi halklarına öğretmekte de başarısızdır. Müslüman ülkelerin ileri teknoloji ihracatının toplam ihracatın içindeki oran çok düşüktür.
Dr. Faruk Saleem Müslümanlarla Yahudiler arasında güç farkını sıraladıktan sonra soruyor: “Neden Yahudiler bu kadar güçlüdür?” Neden güçlü olduklarını da şu görüşleriyle açıklıyor. Çünkü onlar: “ Her çocuğa ve her gence kaliteli eğitim verirler... Bu eğitim türü sorgulayıcı(teslimiyetçi değil), araştırıcı (ezberci değil) ve yaratıcıdır (bilgi üretmek/bulmak içindir)”
Bir başka soruyla da: “Neden Müslümanlar bu kadar güçsüzdür?” diye soruyor ve cevap olarak da: “ Yanlış eğitim verdikleri ve gelişime yararı olmayan birer eğitim sistemi uyguladıkları için; Dayatmacı eğitim, kaliteli ve çağdaş eğitim yoksunluğu. Akılcı olmayan, ezberci, teslimiyetçi, din eksenli ve çağdışı eğitim...” Müslüman ülkelerin önündeki en büyük engelin eğitimdeki sorunlar olduğunu gösteriyor