İNSANLAR VE KUM TANECİKLERİ
Kum taneleriyle insanlar arasında birçok benzerlikler var desem, kimini düşündürür kimini güldürürüm. Herkes gibi benimde gülmek çok hoşuma gider, çünkü insana farkında olmadan hoş bir huzur verir.
Kısa zamanda aklımızdan uçup giden değil de, hafızamıza takılan şeyler bizi zaman zaman düşündürür.
Bunların yani düşünmemize sebep olan konuların kaynağı ise, duyduklarımız, gördüklerimiz ve okuduklarımız. Duyduklarımız hızla bizden uzaklaşır, gördüklerimiz zaman zaman aklımıza gelip yine gider. Okuduklarımız ise kolayca aklımızdan çıkıp gitmez.
Yeter ki ilgi alanımıza girsin ve aklımızda merak uyandırsın. Dünyamızın en uzun mesafeler kat eden en hareketli iki gezgincisi, muhakkak ki insanlar ve kum tanecikleridir.
İnsanlar akıllarında merak uyandıran şeylerin peşinde yıllarca koşup giderler. Kum tanecikleri ise, gezintiyi sevmek bir yana, asırlarca yerinden kıpırdamadan doğaya meydan okusa da, en sonunda, doğanın egemenliğine boyun eğmiştir.
İnsanlar her ne kadar merak ettikleri için başka diyarlara göç etmiş olsalar da, kum tanecikleri gibi onlarda zoraki yerlerinden yurtlarından uzaklara gitmişler.
Zoraki konular ise, bazen doğanın şartlarına, bazen de başka insanların egemenliğine boyun eğip yaşam alanlarını terk etmişler.
İnsanlar ister yerlerinde dursunlar, ister yıllarca yollarına devam etsinler, isterse vardıkları menzili kendilerine yurt etsinler, hep çoğalmışlar hep çoğalmaya devam etmişler.
Kum tanecikleri ise, insanların tersine sadece hareket esnasında çoğalmış, yerlerinde durdukça sayıları hiç artmamıştır.
İnsanlar ve kum tanecikleri arasındaki büyük benzerliklerden biri ise, hareket esnasında doğanın şartları zaman zaman bir birinden ayırsa da, sonuçta yine aynı menzilde toplanırlar. Sadece yurt edindikleri yerler bir birinden zıt mekanlardır.
İnsanlar yeryüzünün yüksek yerlerinde, kum tanecikleri bunun tam tersi yer yüzünün enginlerinde mekan tutarlar. Bunun tek sebebi insanlar yurt edindiği yerleri sulardan korurken, kum tanecikleri ise, yerinden yurdundan eden suyun peşinden koşup gider, taa ki uçsuz bucaksız ummanlara kadar.
Kum tanecikleri dünyamızın oluşumundan bu yana, Milyonlarca yıl bıkmadan usanmadan ve Yüz Milyonlarca yıl sonra oluşacak canlılar için topraklarımızı karıp hazırlamıştır. En uzun rakamların dahi yetmediği sayıda, güneşte kuruyup kavrulup ve yağmurlara karışıp, üzerine bastığımız her santim toprağı yeni baştan büyük bir sabırla adeta bellemiştir.
Yeryüzünü boydan boya kaplayan inatçı sert topraklarımız, kum taneciklerinin emekleriyle gelincik çiçeklerinden narin olmuştur.
Olmazsa olmazımız, soyu çetin kayalara uzanan kum tanecikleri, varlığımızın devam etmesine sebep olan diğer yarımızdır. Dünyamızın farklı bölgelerinde ayrı ayrı renklerde çiçekler var olduğu gibi, yine her ayrı bölgede kum taneciklerinin renkleri de farklı farklıdır.
Yaşadığımız şu günümüze hep birlikte şöyle bir göz gezdirelim. İçtiğimiz suları süzüp arındıran, bitkilerin zamanında ve çabucak büyüyüp gelişmesini sağlayan, yağmur sularının lazım olan kadarını gelecek için depo edilmesine yardımcı olan, yine o kum tanecikleridir. Hani bağ bahçe içinde olan veya geniş alanları kapsayan, tarlalarımızı ekip biçmeye hazırlarken, irili ufaklı taş parçaları çıkınca keyfimizi kaçırır ya, işte o taşlardır topraklarımıza bereket sağlayan. İşte o taşlar ve kayalardır kum taneciklerine dönüşüp, toprakların her santimine karışıp, içtiğimiz su ve yediğimiz bir lokma ekmeğe kadar bizleri hayatta tutan.
Selahattin YALÇINER