DİKİLİ TAŞLAR - 10
“ÖLÜM ADIN KALLEŞ OLSUN!”
Filozof Augustinus, zaman nedir, diye sorulan bir soruya; “Eğer hiç kimse benden bunu sormazsa biliyorum, ama soran kişiye bunu açıklamak istesem bilmiyorum” diyerek cevap verir. Ülkemizde zaman öylesine hızlı gündem öylesine çabuk değişiyor ki yetişmek zor.
Demem o ki, bu yazı yukarıda açıkladığım nedenlerle bugüne kaldı. Yazar, şair Ruşen hakkı, ölenler için “…kendini yaprak dökümüne kaptırdı” der bir şiirinde. Geçen ay köyümüzde kendini yaprak dökümüne kaptıran, çok genç yaşta bir kardeşimiz Devrim Turan, bu dünyadan ve sevenlerinden ebediyen ayrılıp toprağın bağrına konuldu.
Ölüm üzerine konuşmaya, yazmaya hiçbir insanın yüreği el vermez. Ne var ki, yaşam hızla akıp giderken ölüm de boş durmuyor. Genç yaşta insanları ansızın öbür dünyaya savurup duruyor. Bu türden ölümlere tanık olmak, doğrusu zor geliyor insana. Turan ailesi, peş peşe büyük acılar yaşadı. 2011 Aralık ayında Abbas, 2012 Ekim’de Habip, Mart 2013 de Haşim, hiç de hak etmedikleri genç yaşlarında hayata veda ettiler. Daha bu yaralar soğumadan arkasından aile ve Birvan yine büyük bir acı yaşadı. Devrim Turan kardeşimiz henüz hayatın baharını tamamlamadan toprağa düştü. Böyle bir kader sorgulanmaz mı? Ölümün gencecik çocuklarla böylesine kaçak dövüşmesine kızılmaz mı? Fakat biz ne söylersek söyleyelim, eninde sonunda ölümün bizimle oynadığı bu oyunda hep yenik düşüyoruz. Kim bilir, ölüm şu an, adresi ve yönü belli olmayan başka bir kapıyı çalmak üzere yola çıkmıştır bile.
Şair, dosta düşmana, uzağa yakına, bilene bilmeyene ne de anlamlı tümcelerle duyurmuş: “Ölüm adın kalleş olsun.” Özellikle, genç yaşta ölen insanla, yakınları da biraz ölüyor. Geçmişte büyüklerimizden bize miras kalan ortak paydamız, ailelerimiz arasında kırgınlıklara dair her ne geçerse geçsin, her ne olursa olsun genç yaşta ölümlerin tüm Birvan’lıların yüreğinde bıraktığı büyük acılardır. İnsan için yüzeyde görünenler değil asıl bir de dipteki acılardır. İyi günde kötü günde, birbirlerinin yanında olmak bu kadim halkların, vazgeçilmez temel kuralıdır.
Sözün bittiği yerdir ölüm. Senin de hikâyen yarıda kaldı Devrim kardeşim! Neyi onayladığını, nelere karşı olduğunu yazacağın bir hikâyen mutlaka vardı. Hayat düşündüğümüz kadar adil davranmıyor insana. Bugünden sonra yapabileceğin bir tek şey vardır, biliyoruz ki öbür dünyaya göç etmiş, “Hakka yürüyen” tüm Birvan’lılar, mutlaka seni görmeye gelecektir. Hepsine selam olsun.
Dilim varmıyor söylemeye, çünkü ölüm sana yakışmıyor. Gönlü rahmet isteyen ölülerin çok duyduğu bir sözdür: Yerin aydınlık olsun…
Ölümün saatinin alabildiğine ciddi, önemli şenlik ve korkunç karakteri (kökü bizde yatan kaderimizi belirleyen güçlerin itiş kakışla birlikte harekete geçen) buraya dayanır. Bir krizdir ölüm saati, sözcüğün en güçlü anlamıyla; mahkeme-i kübra.
Eski Medeniyetler ve Dünya Tarihi
Alacahöyük Hatti Güneş Kursları- Sistrumlar / MÖ 3 Binler
“Güneş Kursu” sistemin adı verilen müzik aletlerindendir. Tören sırasında bir sopanın ucuna takılarak sallandıklarında ses çıkaran bu metaller ölü gömme adetlerinde özellikle Alacahöyük yönetici mezarlarında sıkça karşılaşılmaktadır.
…
…Tokat Horoztepe başta farklı sistemlerle dikkat çeken Güneş Kursları’nın özel örneklerinin yer aldığı Arinna Alacahöyük ile özelleştirilmektedir.
Ana kaynak: Meral sayın Anadolu’nun Müzik Tarihi (Neolotik Çağdan Bizansa).
Özdemir ASAF’ın mezar taşı yazısı:
Sevgi ise sevişeceğiz seninle
Kavga ise dövüşeceğiz seninle
Ölümü de paylaştığımız yaşamda
Ortaklaşa bölüşeceğiz seninle
…
Geliyorlarsa baba mezarına
Okumuyorlarsa ruhuna Fatiha
Üzülme boşuna
Bir gün onlar da girer
Kara toprak altına
“…ve dünya kaçar gözümüze Ö.A.”
Barış Manço ile bütünleşen
Sarı çizmeli Mehmet ağa
1800’lü yıllar
Ruhuna Fatiha
-
Neyzen TEVFİK
1880-28.01.1953
Ne surete bakmakla
Hüküm verme sakın
Gel sireti gör
Hakkı temaşa ediyor
Ne Neyzeni sarhoş
Görüyorsan ne çıkar
Meyhanede bak
Kâbeyi inşa ediyor
Ruhuna Fatiha
…
Öleceğiz bir gün gömecekler
Birkaç gün övecekler
Sonra kalan malını bölecekler;
Hatta memnun kalmayıp
Üstüne bir de sövecekler.
… Ah biliyorum
Biliyorum bir gün gelir de ölürsem
Omuzlarınızda gidecek cenazem
Size teşekkür ederim şimdiden
Muzaffer Tayyip USLU
Haydi Elveda
Bir geldim bir gidiyorum
Dostlar elveda el veda
Buna isyan ediyorum
Dostlar elveda el veda
Duysun bilsin dostum eşim
Kalmadı yapacak işim
Belli ki bu son gidişim
Haydi el veda el veda
Vedat GÜNGÖR
Nietzche’nin babasının mezar taşına yazılan yazı:
Die Liebe höret nimmer auf: Sevgi asla zeval bulmaz.
(İncil’den bir söz, I. Korintoslulara 13.8)
Yazı devam edecektir…
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|