Bugun...


YAZAR : ALİ OĞUZ

facebook-paylas
“YATIN KALKIN BANA DUA EDİN”
Tarih: 02-09-2026 13:27:00 Güncelleme: 02-09-2026 13:27:00


 

“YATIN KALKIN BANA DUA EDİN”

Eskişehir Assubay Hazırlama Okulundan sonra branşlara ayrılarak yetiştirileceğimiz yeni okullara dağıldık. Uçak teknik eğitim okulumuz İzmir/Gaziemir’deydi. Okula başladığımızda uçak üzerindeki elektrik, hidrolik, motor, borda gibi birçok branşta yetişmiş öğretmenlerimizle uçağın tüm sistemlerinin genel eğitimine başladık. Uçak sistemlerinin eğitimini bitirdikten sonra aldığımız notlar sonucunda asli branşımıza ayrılarak aylar süren bir eğitim sonrasında mezun olduk. Öğretmenlerimiz meslektaşlarımızdı ve yıllarca farklı birliklerde çalıştıktan sonra ABD de kurs görüp öğretmen olarak okulumuza atanmış kişilerdi. Öğrenimimiz boyunca her birinin bizler üzerinde emekleri ve her birinin ayrı anıları oldu. Fakat Öğretmenlerimiz arasında bir vardı ki; o, her birimizin üzerinde unutamayacağımız iyi ve kötü anılar bırakacaktı. O Muzaffer Köroğlu öğretmendi. Muzaffer Köroğlu, uçak bordo aletleri öğretmeniydi. Okulumuzun en uzun boylu(yaklaşık iki metre boyunda), boyu oranında geniş omuzlara ve güçlü bir bedene sahipti. Okulun en kıdemli öğretmeni olması nedeniyle okulun kıta komutanlığı görevini de o yürütüyordu. Sabah içtimalarını o yapar, her içtimada nasihatlerde bulunurdu. Yapılan hataları af etmez, disiplini sağlamak için ödül ve cezaları o belirlerdi.

Sabah içtimalarında, öğrencilerin her birini gözden geçirdikten sonra;

“Aslan evlatçıklarım ben hata istemem, hata yapanı af etmem. Benim çocuğum olmadığı için çocuk kıymeti nedir bilmem, yakarım canınızı” diye başlardı söze. Fakat hata yapan, kusur işleyen birçok arkadaşımızı sözle linç ettikten sonra verilebilecek en hafif cezalarla cezalandırırdı. Suç işleyenleri çağırıp en ağır şekilde cezalandıracağını söyler, onun karşısında kendini müdafaa eden arkadaşlarımıza da,

“Aslan evlatçığım sen neden mühendis olmadın, evladım sen yanlış meslek seçmişsin senin avukat olman gerekirdi, bu meslek veya bu okul sana göre değil, en kısa zamanda bavulunu hazırla zaten buradaki işin bitti,” diye tehdit ederdi. Bizim okuduğumuz dönemde ders ortalaması 60’ın altında olanlar sınıfını geçemeyerek Refüze olurlardı. Onlara ikinci yıl aynı sınıfı okuma şansı tanınmaz, “Refüze oldun” denerek okulla ilişiği kesilirdi. Onun dersinde geçer not olan 100 üzerinden 60 not alamayan öğrencilere de:

“Aslan evlatçığım sen bu şekilde devam et, sene sonuna ne kaldı, rahatlıkla Refüze olur gidersin” diye tehdit ederdi.

Bir sabah içtimasında yine esip gürledikten sonra ortamı yatıştırmak için bizlere hayatla ilgili konularda nasihatlara başladı. okuldan mezun olduktan sonra karşılaşacağımız sorunları uzun uzadıya anlatıp durdu. Sonunda bizlere;

“Hepiniz fakir aile çocuklarısınız, öğlen ve akşam yemeklerinden sonra gidip gazinoda boş şeylerle vaktinizi geçireceğinize dans etmesini bilenler bilmeyenlere dans öğretsin. Okumayı sevmeyenlere kitap önersin. Yerde dahi bir gazete parçası bulursanız alın okuyun, okuyun ki hem kendinize hem de ileride çocuklarınıza faydanız dokunsun. Ha...sakın öğretmenlerinizi de küçümsemeyin, çoğunun buzdolabı bile var, onlara saygıda kusur etmeyin.”

Okulumuzda öğretmenlik yapan meslektaşlarımızın çoğu 45-50’li yaşlarındaydı. Her biri defalarca Amerika’ya gidip gelmişti. Köroğlu öğretmenimizin “Buzdolabı bile var” sözünü garipsemiştik. Bu öğretmenlerimizin neden evi, arabası yoktu da buzdolabı bile vardı. O günlerde bu sözlere gülüp geçmiştik ama, bu sözlerin anlamını okuldan mezun olup evlendikten sonra anlayabildik. O yıllarda bir buzdolabını almak günümüzde ev veya araba almaktan daha zordu. İş hayatına atıldığımızda birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızın hiçbirinin ev, araba, yazlık alma beklentisi yoktu. Evime yıllar sonra zor koşullarda bir buzdolabı alabildiğim gün öğretmenimize hak verdim.

Okulda derslere başladıktan sonra ilk bölüm derslerinde birinci olan bir sonraki bölüme geçerken sınıf kıdemlisi oluyordu. Ben peş peşe her bölüm sonunda birinci olduğum için hep sınıf kıdemlisi oluyordum. Gün içinde öğretmenler derse girdiği için sınıf kıdemlisine fazla iş düşmüyordu. Fakat, akşam yemeğinden sonra akşam etütlerinde başımızda öğretmen olmadığı için sınıfın sükunetinden kıdemli (başkan) sorumluydu. Fakat arkadaşlarımızı oturtmak, susturmak mümkün olmuyordu. Gürültü yapan, aşırı davranışlarda bulunan bir arkadaşımızı da nöbetçi öğretmene muhpirlemek bana göre bir iş değildi. Çoğu akşam etütlerinde gürültünün en şiddetlendiği anda Köroğlu öğretmenimizin başımda dikildiğini ve kulağımdan tutarak;

“Aslan evlatçığım burayı ahıra çevirmişsin, ortalığı ayağa kaldıranların ismini ver!” Ben isim vermeyince tokatı yerdim. “Bir daha çıt çıkmasın” ikazında bulunur giderdi ama birkaç dakika sonra ortalık yine karışır cezayı ben çekerdim.

Okulda derslerim iyiydi. Bu nedenle her hafta sonu İzmir’e çıkıyordum. Her çıkışımda resmi elbiselerle nizamiyeden çıkıyor, dönüşümde de nizamiyeden giriş yapıyordum. Temmuz- ağustos aylarında resmi elbise ile İzmir’de dolaşırken kavruluyorduk. Arkadaşlarımızın çoğu otellerde birer dolap kiraladıklarını, sivil elbiselerini o dolaplara koyduklarını, hafta sonu şehre çıktıklarında doğru o otellere giderek sivil elbiselerini giydiklerini söylüyorlardı. Otellerde dolap kiralamayanlar da hafta sonları sivil elbiselerini giyerek Yobaz deresinden çıkıp gidiyorlardı. Bir hafta sonu ben de arkadaşların yaptıkları gibi sivil elbiselerimi giyindim. Sivil elbiselerle nizamiyeden giriş çıkış yapamayacağımdan yatakhaneden çıkarak Yobaz deresinin bulunduğu inişli yoldan dereye indim ve yokuşu tırmanarak tepeye çıktım. Tepeye çıkar çıkmaz yakayı ele verdim. Ertesi sabah dersten sonra kıta komutanımız kd.bçvş Muzaffer Köroğlu savunmamızı almak için bizleri topladı. Sorgulamaya ilk olarak Şimşek Akbulut’tan başladı. Şimşek de şehirde sivil olarak yakayı ele vermişti. Muzaffer Köroğlu bir söylüyor, Şimşek beş cevap veriyordu, ikisi arasındaki sorgulama çığırından çıkarak karşılıklı tartışmaya döndü. Sorgulandığımız baraka güneşi olduğu gibi içeriye yansıtıyor, hepimiz kısa kolu gömlek giymemize rağmen bana sıra ne zaman gelecek endişesiyle terden sırılsıklam olmuştum. Muzaffer Köroğlu, Şimşek’le başa çıkamayacağını anlayınca ona;

“Aslan evlatçığım sen yanlış yere gelmişsin, avukat olmalıydın” diyerek onu susturduktan sona bana döndü, gözlerini bir süre üzerimde dolaştırdıktan sonra:

“İşte en sevdiğim çocuk, aslan evlatçığım benim ağzıma s… bunu yapmasaydın, ben sırf senin için Süleyman Tuncer’e (Hava Eğitim Komutanı/korgeneral) gittim yalvardım, yakardım mümkün değil valizlerini toplayıp gitsinler” dedi. Şimşek gibi benden de tepki bekliyordu. Ama benden tek cevap alamayınca;

“Haydi aslan evlatçıklarım işiniz rast gelsin” diyerek çıkıp gitti, o gittikten sonra bizler de dershanemize döndük.

Derslerimize girip çıkıyoruz ama ne zaman ilişiğimizi kesip bizi gönderecekler diye de meraktan çatlıyoruz. O dönemde işlenen suçlara bir, iki bazen üç hafta sonu izinsizlik cezası verilirdi. Bize de azami üç hafta sonu izinsizlik cezası verilir diye kendi aramızda konuşup duruyoruz, hafta sonu geldiğinde hiçbirimize ceza çıkmayınca daha fazla kaygılanmaya başladık. Pazartesi günü sabah iştimasında Muzaffer Köroğlu ne söyleyecek diye sabırsızlıkla beklerken o:

“Süleyman Tuncer’e son defa gidip yalvardım, mümkün değil bunlar gidecekler dedi. Kusura bakmayın sizin için yapılacak bir şey kalmadı!” dedi. O hafta sonuna kadar her an ilişiğimiz kesilecek diye kaygıyla bekleyip durdum; ikinci hafta da bitti fakat ne ceza veriyorlar, ne de gönderiyorlar. Nasıl olsa gideceğimiz için hafta sonu şehre de çıkmıyordum; üçüncü hafta başı sabah içtimasında hiç bizlerden söz etmeden bizleri dershanelerimize gönderdi. Meraktan çıldıracağım. O hafta sonuna doğru Muzafer Köroğlu bizi çağırdığında artık ilişiğimizi kesip evlerimize döneceğimizi düşünerek çıkıp gittik. O bir süre gözlerini üzerimizde gezdirdikten sonra:

“Aslan evlatçıklarım yatın kalkın bana dua edin, ben sizi şimdilik zor kurtardım. Üç hafta sonu cezalısınız inşallah bu son olur!” diyerek cezamızı tebliğ etti. Verilen ceza için elimize birer belge tutuşturdu. Üç hafta sonu şehre çıkamadık ve her iki saate bir nöbetçi öğretmene o belgeyi götürüp imzalattık.

O benim yobaz deresinde sivil şehre gidişimi bana yakıştırmamıştı. Cezamı çekmeme rağmen gelip giderken beni azarlıyordu. Buna rağmen bir gün beni odasına çağırdığında çekinerek gittim. O, derslerimde başarılı olduğumu söyledikten sonra çıkarıp elime bir tiyatro bileti sıkıştırdı.

“Aslan evlatçığım, derslerindeki başarıdan dolayı ödül olarak bu akşam yemekten sonra araba seni Fuara, Engin Cezzar ve Gülriz Sururi’nin tiyatro oyununa götürecek. Tiyatro saatine kadar fuarı gez, oyunu izledikten sonra tiyatroda çıkar çıkmaz araba seni alıp yatakhaneye getirecek” dedi. Benimle beraber çağırdığı iki arkadaşımla birlikte onun yanına giderken bilmediğimiz bir nedenden azar işiteceğimizi beklerken ödüllendirilmiştik. Onun sayesinde ilk defa profesyonel bir tiyatroya gitme şansım oldu. Sonraki günlerde beni ve iki arkadaşımı tekrar çağırdı. Yanına gittiğimizde bu kez Nejat Uygur tiyatrosunda oynanan bir oyun için elimize birer bilet tutuşturdu ve Fuar kapanmadan son kez furarı dolaştıktan sonra tiyatroya gidip, oyun bittikten hemen sonra dönmemizi tembih etti. O bizi tiyatroya göndererek başarılı öğrencilerin ödüllendirilebileceklerini diğer öğrencilere kanıtlamaya çalışmıştı.

Geriye dönüp baktığımda, Köroğlu öğretmenin anlattığı derslerden ziyade yaptığı icraatlarının hafızamda daha fazla yer ettiğini gördüm. O insanı ürküten cüssesiyle, asabi, her an karşısındakini devirecek bir görüntü verse de iyi bir idareci, iyi bir öğretmen ve iyi bir meslektaştı. Kendisini saygı ve şükranla anıyorum.

 

 



Bu yazı 196 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
3751 Okunma
3406 Okunma
1341 Okunma
858 Okunma
693 Okunma
622 Okunma
617 Okunma
552 Okunma
523 Okunma
501 Okunma
496 Okunma
476 Okunma
458 Okunma
427 Okunma
412 Okunma
325 Okunma
325 Okunma
320 Okunma
291 Okunma
265 Okunma
262 Okunma
252 Okunma
220 Okunma
196 Okunma
4534 Okunma
4071 Okunma
3981 Okunma
3854 Okunma
3799 Okunma
3781 Okunma
3773 Okunma
3751 Okunma
3406 Okunma
2932 Okunma
2520 Okunma
1593 Okunma
1495 Okunma
1399 Okunma
1341 Okunma
1260 Okunma
1246 Okunma
1164 Okunma
1151 Okunma
1139 Okunma
1099 Okunma
1051 Okunma
1013 Okunma
990 Okunma
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI