KONUŞURKEN YÜZ İLE İLGİLENMEMEK
Karşı taraf ile konuşurken, onun yüzü yerine başka yerler ile ilgilenirsek, bizim kendisini dinlemediğimiz kanaatine varabilir. Bunda son derece haklıdır. Bu durum da önemli bir iletişim kusurudur. Karşı taraf böyle bir davranışı kendisine değer verilmeme olarak değerlendirebilir. Sağlıklı iletişim için konuşurken bu özelliği dikkate almamız gerekir. Konuşurken başka şeyler ile ilgilenmek, zihnin o anda yine başka düşünceler ile ilgilendiğinin göstergesi olur. Bize bir şeyler anlatmaya çalışan insanlar da büyük bir olasılıkla durumun farkına varırlar. Hem başka bir şey ile ilgilenip hem de karşı tarafı dikkatle dinlemek değildir. Çünkü insanın beyin enerjisini aynı anda iki yere birden vermesi mümkün değildir. Dikkat oranını yüzdeliğe vurursak, her iki tarafa bu oranı eşit olarak paylaştırması mümkün değildir. Karşı tarafı pür dikkat dinlediğimizi söyleyip, hem de elimizdeki bir bulmacayı çözmeye çalışıyorsak bunda pek inandırıcı olamayız. Karşı taraf da bu durumun mutlaka farkına varacaktır. İletişimde önemli olan iki organ vardır, bunlardan birisi dil diğeri de gözdür. İletişim kurulurken bu iki organın uyumlu olması gerekir. Hatta bazen göz iletişimi dilden daha önemlidir. O halde konuşurken mümkün olduğunca yüze özellikle de göze bakılmalıdır. Karşı tarafa konu ile ilgili sorular sorulmalıdır. İletişim ancak bu şekilde sağlıklı olabilir.
Şimdi bir örnek vererek açıklayalım. Konuşurken sorun yaşadığımız bir kişiye yere bakarak ‘’eşyalarını topla git’’ dersek, karşı taraf bunu ‘’defol git’’ anlamına gelen kovulma olarak algılar. Aynı cümleyi yüzüne bakarak kullanırsak, karşı tarafın anlama yönü aynı olmayacaktır. Yani karşı taraf bizim sözlerimize değil gözlerimiz ile verdiğimiz mesajları dikkate alır.
Karşı taraf ile konuşurken başka işler ile ilgilenme gibi bir alışkanlığımız varsa bu durumdan bir an önce kurtulmamız gerekir. İnsanlar ile konuşurken başka şeyler ile ilgilenmemiz, aklımızdan başka şeyler geçirdiğimiz anlamına geldiğinden iletişimi sağlıklı kurmakta zorlanabiliriz. Mümkünse bu durumumuzu gözden geçirmeliyiz. İçinde yaşadığımız anı yaşamalıyız. Ancak bu şekilde sağlıklı iletişimler kurabiliriz. ‘’İçi dışı bir olma’’ özelliğini kazanmadığımız sürece insanlarla iyi iletişim kuramayız. ‘’İçten pazarlıklı’’ olarak nitelendirilen bir kişilik özelliğinin bize yakıştırılmasının önüne yine biz geçebiliriz.
Tuner YERLİKAYA