İNSANLARIN SÖYLEDİKLERİNİN ALTINDA BAŞKA ANLAMLAR ARAMAK
İletişimin önemli kusurlarından bir tanesi karşı tarafın söyledikleri ile yetinmeyip, söylenilenlerin altında başka anlamlar aramaktır. İnsanlar arası iletişimde açık ve net olmanın önemi kadar, karşı tarafın söylediklerinin altında başka niyetler aramamak da son derece önemlidir. Karşı tarafın söylediklerinin altından sürekli anlamlar çıkarmak, başka niyetler aramak iletişimde kopmalara neden olabilir. Karşı tarafın açık ve net bir tavır sergilediğine inanmıyorsak iletişimimizi en aza indirmek en doğru olanıdır. Karşı taraf ile ısrarla hem arkadaşlık edip, hem de her söylediğini başka yönlere çekmek ve başka anlamlar aramak, hem iletişime zarar verir bununla kalmayıp kişinin ruh sağlığını da bozabilir. Hani bir atasözü geldi aklıma ‘’öküz altında buzağı aranmaz’’ diye, bilindiği üzere ‘’öküz’’ erkek bir sığırdır, bu hayvanın da yavrusu olmayacağına göre yani daha açık bir anlatım ile buzağıyı inek doğurup ona bakacağına göre ancak ineğin yanında buzağı aranır. Buna göre öküzün altında buzağı aramak bir bakıma art niyet olarak değerlendirilir. Belki asırlar önce bu olay aynen yaşanmış olabilir. Ancak, gerçekten önemli bir iletişim kusurunun asırlar öncesinde bile fark edilmiş olması rastlantı sonucu olmayıp iletişimin her zaman çok önemli olduğunun bir kanıtıdır. İnsanların söylediklerinin altında başka anlamlar aramak psikolojide paranoid düşünce dediğimiz şüpheci düşüncelerin başlamasına neden olabilir. Paranoid düşüncelerin artması sonucu da ruh sağlığı tehlikeye girer. Yani yine işin sonu dönüp dolaşıp bizim ruh sağlığımıza dayanabilir. Hemen bir atasözü geldi yine aklıma ‘’keskin sirke küpüne zarar’’ ne kadar doğru, ne kadar anlamlı değil mi?
Şimdi bu iletişim kusuruna ait küçük bir konuşma örneği verelim…
A:-Hoş geldin. Nerelerdesin? Ne zamandır görüşemedik.
B:-Hoş bulduk. Sen ne yaptın?
A:-İyiyiz diyelim iyi olalım işte. İşleri ne yaptın sahi?
B:-(İçinden:-Çok umurumdaydı da.) İyi öyle gidiyor.
A:-Senin çocuk bizim atölyede çalışırsa iş hazır bak çekinmesin.
B:-Sağ ol, eksik olma. Yalnız biz alışkın değiliz başkalarının yanında uşak gibi çalışmaya.
A:-Neden böyle düşünüyorsun? Aklımda böyle bir şey yoktu.
B:-Biz herkesin aklında ne olduğunu çok iyi biliriz. İstemez sizin işiniz size kalsın.
A:-Yanlış düşünüyorsun, benim amacım senin çocuğunun işsiz kalmaması içindi. Kusura bakma gitmem gerek.
B:-Şimdi de kovuyor musun?
A:-İşimvar, ama bu şekilde anlıyorsan buna da üzülmem.
Bu küçük iletişim örneğinde karşılıklı konuşmanın sonu hiç de iyi olmayan bir noktaya doğru ilerlemiştir. Ancak ‘’A’’ bir kurnazlık yaparak iletişimin daha fazla yara almasını engellemiş ve orada konuşmaya son vermeyi uygun bulmuştur. ‘’A’’ iyi niyetli bir anlayışla ‘’B’’ ye yardımcı olmaya çalışırken ‘’B’’ sürekli olarak ‘’A’’ nın her söylediğinin altında başka anlamlar aramıştır. Sonuç olarak da iletişim kopma noktasına gelmiş ve iş içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Karşı tarafın niyeti ne olursa olsun, bu niyetini açıkça belirtmeden bizim yorumlar yaparak ona göre davranmak gibi bir durumumuz olamaz.
Karşı tarafın düşüncelerinin olumsuz olduğunu fark etmiş olabiliriz. Zaten kötü niyetlerin anlaşılması da zor değildir, bu durumu fark ettiğimiz anda yapılacak olan en iyi şey iletişimi en aza indirmek veya tümüyle kesmektir. Ancak bu durumu tam olarak anladıktan sonra yapılmalıdır. Karşı tarafa birkaç kez fırsat verilmeli ondan, sonra karar verilmelidir. En küçük bazı olumsuzluklara da hemen kızılmamalı. Yani ‘’rutubetten nem kapan’’ bir kişilik yapısından da çekinmeliyiz. Bir de madalyonun diğer yüzü var. Karşı taraf gerçekten sürekli olarak bize laf vuruyor ve sürekli söylediklerimizin altında başka anlamlar arıyorsa bizimle sürekli didişiyor ve çekişiyorsa, enerjimizi bu kişi ile uğraşmak gibi bir yol seçersek çok büyük bir hata yapmış oluruz. Bu durumda yapılacak en doğru şey bu kişi ile olan iletişimin hemen değerlendirilmesi ve masaya yatırılmasıdır.
Kısacası iletişimde karşı tarafa vermek istediğimiz mesajı açık seçik verme zorunluluğumuz vardır. Eğer biz karşı tarafa vermek istediğimiz mesajları üstü örtülü verirsek, karşı taraf da bunu yanlış anlama hakkına acaba sahip olmaz mı? Yani hep suçu karşı tarafta aramak biraz vicdansızlık olmaz mı? Bizim karşı tarafın hatalarını düzeltmemiz çok zor. Karşı tarafın iletişim hataları ile çok fazla ilgilenmek biraz boşa kürek sallamaya benzer. Kişilerin karşı tarafın hatalarını düzeltmesi gerçekten çok zor, ama kendi hatalarını düzeltmesi de aynı oranda kolay olur.
Eleştirilere açık olmak, kendi hatalarını araştırma anlamına gelir. Eleştirilerin yapılması da çok önemlidir. Eleştiri yapıcı olmalı, asla kırıcı olmamalıdır.
Karşı taraf hatalarını kabul etmiş ise bundan sonraki iletişim de önemlidir. Örneğin ‘’iyi, aklın başına gelmiş, böyle ol’’ gibi sözler yerine ‘’her insanın hataları olabilir, önemli olan bu hataları tamir etmektir’’ gibi cümleler daha etkili ve yapıcı olur.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|