Bugun...


YAZAR : ALİ OĞUZ

facebook-paylas
BABA OĞUL YAN YANA DEFNEDİLDİLER(1)
Tarih: 15-12-2025 16:06:00 Güncelleme: 15-12-2025 16:06:00


BABA OĞUL YAN YANA DEFNEDİLDİLER(1)

Yaşanmış gerçek bir yaşam hikayesi

Kurtuluş savaşından sonra Türkiye ile Yunanistan arasında süren Mübadele sırasında Yunanistan’dan göç edip gelen ailelerin yanı sıra Bulgaristan’dan da birçok aile göç ederek Türkiye’ye gelmeye başlamıştı. Mübadele ile gelen aileler devletin gösterdiği bölgelere gönderilerek kendilerine ev ve arazilerin verildiğini duyan İbrahim ağa, bu fırsattan yararlanmak için Türkiye'ye gitmeye karar verdi. Varna’da bulunan arazilerini, evini kısa sürede satarak altına çevirerek eşi, iki erkek, en küçüğü dört yaşında dört kızını toplayarak bir kağnı arabasına yükleyip Bulgaristan’dan göç eden kafileyle birlikte çıktılar yola... Günler süren yolculuktan sonra İstanbul’a geldiklerinde devlet yetkilileri aileyi Kırkağaç’a sevk etti. Kırkağaç’ta kendilerine Rumlardan boşalan ev ve araziler verildi. İbrahim ağa ve ailesi yıllarca burada yaşamlarını sürdürdüler. Burada düzenlerini kurdular. Kendileri gibi göçle gelen insanlarla komşuluk ilişkilerini sürdürmelerine rağmen yerli halkla bir türlü kaynaşamadılar. Yerli halk onları ulu orta “Muhacir” diyerek dışlıyordu. Geçen yıllar içinde büyük çocuklardan iki kızı ve bir oğlu göçle gelen ailelerin çocuklarıyla evlenip evden ayrılınca ailenin nüfusu beşe düşmüştü, üstelik yanında kalan ve her gün tarlada çalışan üç çocuğu evlenme çağına gelmişlerdi. Bu çocuklar da burada kaldıkça heba olup gideceklerdi. Burada kaldıkları takdirde iyi bir izdivaç yapmaları zordu. İbrahim ağa, yaşlanıdğını ve artık tarlada, bahçede koşturmak istemediğini bahane ederek ani bir kararla yanında kalan çocuklarıyla birlikte Balıkesir’e göç etti. Burada kendilerine imada bulunmayan, bir ortam oluşturarak yeni yaşamlarına başladılar. Yeni ev, yeni dükkan ve yeni komşular edindiler. Yerli komşularla kaynaşarak çocuklarıyla birlikte yeni yaşamlarını kurdular.

Balıkesir, o yıllarda büyükçe bir köy görümündeydi; bir yandan savaş sonrası onarılmaya çalışılan evler, bir yandan da ayakta kalan ve sahipleri gittiği için boşalan Rum evleri. Mehmet, annesi Şaziye ile birlikte İbrahim ağaya yakın bir alanda bulunan bir evde oturuyordu. Babası Balıkesir’in işgali sırasında şehit olmuş, annesiyle birlikte evlerinin bitişiğinde bulunan tarlayı ekip biçerek geçinmeye çalışıyorlardı. Bir gün bir şeyler almak için İbrahim ağanın dükkanına uğradığında kendisine yardımcı olmaya çalışan bir kızla tanıştı. Kız ince uzun boylu, narin yapılı ve mavi gözlüydü. Bu güne kadar hiç kimsede görmediği bu gözler Mehmet'i allak bulak etmişti. Bu kızın hayali günlerce hafızasından çıkmaz olmuştu. Sonraki günlerde farklı bahanelerle o dükkana gidiyor, fakat her gidişinde yaşlı biriyle karşılaşınca hayal kırıklığı yaşıyordu. Nihayet bir gidişinde onu tekrar orada görünce dünyalar onun oldu. Annesine kızı sorup soruşturmasını, eğer evli değilse kendisine istemesini söyledi. Annesi oğlunu kırmayarak gidip kızı gördü, kızın adı Düriye’ydi. Şaziye oğlu Mehmed’i yanına alarak gidip kızın ailesiyle tanışarak kızı istediler. Kısa süre sonra yapılan düğünle Mehmet hayalindeki kızla evlenerek yeni yaşamlarına başladılar.

Mehmet Düriye ile evlendikten bir yıl sonra bir erkek çocukları dünyaya geldi, adını Erol koydular. Çocuk doğduktan sonra giderek zorlaşan yaşam koşullarını iyileştirmek, evi geçindirmek için Mehmet, ek bir iş bulabilmek için boş zamanlarında araştırmalar yapıyordu. Bir gün evlerine yakın bir bölgede birinin yeni bir iş yeri açtığını görünce adamın ne yaptığını merak ederek girdi dükkandan içeriye. Adam, getirdiği aletleri uygun yerlere yerleştirmeye çalışıyordu, Mehmet adamın ne iş yapacağını anlayamadı ve sordu:

“Kolay gelsin, neyle uğraşıyorsun? Burada ne iş yapacaksın?” İş yeri sahibi:

“Araba bakım ve tamiri işi yapacağım, hayırdır bir şey mi soracaktın?”

“Bu aletleri hiç görmedim, merak ettim.”

“Buralarda oturuyorsan benim bir elemana ihtiyacım var, yardımcı olur musun?”

“ Ben de iş arıyorum ama bu işlerden anlamam.”

“Doğrusunu istersen ben de fazla anlamıyorum, birlikte söke taka öğreniriz. Ama bir sorun var, iş rayına oturuncaya kadar pek bir şey kazanamayız. Ülkede taşıma işleri motorlu araçlara yöneliyor, şimdilerde bu işi yapan kazanıyor. Ben Bursa’da bir süre bu işte çalıştım, yanında çalıştığım adam tomarla para kazanıyordu. Görmüyor musun zenginler arabalarıyla hava atıyorlar. Balıkesir’de arabaların bakım ve tamirini yapan başka kimse yok. Arabasının bakımını yaptırmak, yağını değiştirmek için adamlar Bursa’ya götürüyor. Birkaç ay sonra arabası, kamyonu olan herkes er geç buraya uğrayacaktır.”

El sıkıştılar ve birlikte iş yerinin düzenini kurdular, müşterilerini beklemeye başladılar. Başlangıçta iki üç günde bir gelen iş, her geçen gün artarak devam etmeye başladı. Mehmet işe başladıktan kısa süre sonra takım tutmasını, gelen arabalardan parça söküp takmasını, yağ değiştirmesini öğrendi. Giderek işinde ustalaşıyordu. Mehmet ile Düriye’nin ilerleyen yıllarda başka çocukları da oldu ama onlar hayatta tutunamayarak vefat ettiler. Erol giderek büyüyordu ve anne babasının gözü Erol’un üzerindeydi.

Erol ailenin tek çocuğu olarak evlerinden bir hayli uzakta olan ilkokulu, peşinden ortaokulu bitirdi. Bu süreçte evlerinin çevresinde giderek yeni evler ve iş yerleri açılmaya başlanmıştı. Erol yeni komşuların çocuklarıyla kurduğu arkadaşlıklarını sürdürürken okula gitmeyen arkadaşlarına uyarak yeni başladığı liseden ayrıldı. Tek çocuk olmanın nimetlerinden yararlanarak günün büyük bölümünü aylak arkadaşlarıyla geçirmeye başladı. Babası Mehmet oğlunu sokaktan çekebilmek için birkaç gün çalıştığı yere götürerek meslek edinmesine çalıştı. Ülkede her geçen gün motorlu araçların sayısı artıyordu, geçen zaman içerisinde iş yeri büyütülmüş ve bir hayli eleman alınmasına rağmen işe yetişemiyorlardı. Erol, babasını kırmamak için bir iki saat çalıştıktan sonra işin en yoğun olduğu sırada iş yerinden çıkıyor ve gün boyu evine dönmüyordu. Mehmet oğlunu incitmeden başka çözüm yolları bulmaya çalıştı. Sonunda ani bir kararla evinin bitişiğine büyükçe bir oda ilave ederek yıllardır çalıştığı işinin patronu olmaya karar verdi. Çalıştığı işte edindiği tecrübeler onu mesleğinin erbabı yapmıştı. Gerekli alet edevatı alarak evinin bitişiğindeki odayı tamirhaneye çevirdi, ustasından helalik aldı ve yanına arkadaşı Şakir’i de alarak kendisine ait iş yerini açtı. Artık evinin bitişiğindeki tamirhanede hem işlerini yürütecek, hem de oğlu Erol’u kontrolu altında tutacaktı.

Mehmet hayalindeki iş yerini açmıştı ama, günlerce müşteri gelecek diye boşuna bekledi. Eski çalıştığı iş yeri dolup taşarken buraya kimseler iş getirmiyordu. Bazen günlük, bazen de iki üç günde bir tesadüfen buradan geçerken görüp uğrayanlar dışında kimseler uğramıyordu iş yerine...

Bu durum yaklaşık beş altı ay sürdü. Her uğrayanın bir tanıdığına tavsiye ettiği iş yeri giderek kalabalıklaştı. Başlangıçta iki arkadaşın rahatlıkla başa çıktıkları işleri giderek yoğunlaşınca Mehmet oğlu Erol’u da yanına alarak ona işin nasıl yapıldığını öğretmeye çalıştı. Erol, kısa sürede motor yağ değişimini; radyatörün tamiri ve suyunun değişimini, kış aylarında radyatör suyunu boşaltarak Antifiriz ilavesi gibi işlerle başlayarak motor söküm takım işlerine kadar tüm işleri kısa sürede öğrenmeye başladı. Artık o, ustalaşmış ve babasının en büyük yardımcısı olmuştu. Sokaklardan ve arkadaşlarından giderek kopmuş, sabahları babasından önce kalkarak iş yerini açmaya başlamıştı. Bu durum birkaç yıl aksamadan devam etti, bir gün tamirhaneye motosikletli bir gencin gelişi Erol’un aklını, fikrini motosiklete yönlendirdi.

Erol, bugüne kadar böyle bir motosiklet görmemişti. Motosikletin çevresinde defalarca döndü, hayranlıkla inceledi durdu. Erol’un gözünün Motosikletin üzerinde olduğunu gören genç: “Bin de seni biraz dolaştırayım” dedi. Erol genç adamın arkasına oturdu, genç adam onu sokak aralarında dolaştırdıktan sonra getirip tamirhaneye bırakıp gitti. O gittikten sonra ve ilerleyen zaman içinde Erol, babasına söylemese de motosikleti hayalinde çıkaramadı.

Erol, askerlik çağına geldiğinde anne ve babasına veda ederek arkadaşları tarafında askere yollandı. Kısa er eğitiminden sonra askeri birliğin oto bakım komutanlığında araçların bakım ve onarımlarıyla uğraştı. O yıllar askerlik hizmeti iki yıldı. Birinci yılını doldurmak üzereyken izinli olarak evine döndüğünde babasının iş yerini daha da büyüttüğünü, yanına birkaç eleman ve yetiştirmek üzere iki çocuk daha aldığını görünce mutlu oldu. İzini bitinceye kadar babasını yanına uğrasa da babası onun gezip tozmasını, arkadaşlarıyla buluşmasını söyleyerek iş yerinden uzaklaştırıyordu. İzni bitince birliğine döndü ve askerliğini bitirerek teskeresini alıp sağ-salim döndü evine. Erol, askerden döndükten sonra birkaç gün dinlendi ve babasına destek olmak üzere işe başladı, fakat geçen yıllar onun motosiklet hayalini unutturmamıştı. Bir akşam eve dönüp akşam yemeklerini yedikten sonra babasına konuyu açarak:

“Baba eğer destek olursan ben bir motosiklet almak istiyorum...” Mehmet oğlunun bu isteği karşısında şaşkına dönmüştü. Bir süre oğlunun yüzüne baktıktan sonra:

“Oğlum motosiklet iki tekerlekli ve tehlikeli bir alet, biraz daha bekle araba alayım.”

Erol: “Baba ben araba istemiyorum, motosiklet almak istiyorum!”

Mehmet oğlunu kırmamak için: “Tamam yavrum biraz sabret, düşünüp taşınalım.”

Mehmet oğlunun bu kabul edilemez isteği karşısında bir hayli direndi, düşündü taşındı. Oğlu onun her şeyiydi oğlunu kıramayacaktı...

Devam edecek

 



Bu yazı 940 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
4582 Okunma
2495 Okunma
2232 Okunma
1349 Okunma
717 Okunma
716 Okunma
704 Okunma
549 Okunma
502 Okunma
486 Okunma
467 Okunma
416 Okunma
380 Okunma
366 Okunma
355 Okunma
324 Okunma
304 Okunma
291 Okunma
290 Okunma
270 Okunma
257 Okunma
251 Okunma
243 Okunma
229 Okunma
6651 Okunma
5670 Okunma
5519 Okunma
5372 Okunma
5351 Okunma
5252 Okunma
5179 Okunma
5085 Okunma
4955 Okunma
4825 Okunma
4766 Okunma
4582 Okunma
4535 Okunma
4343 Okunma
3998 Okunma
3829 Okunma
2495 Okunma
2232 Okunma
2165 Okunma
1926 Okunma
1874 Okunma
1751 Okunma
1349 Okunma
1275 Okunma
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI