ÇİRO’NUN ARMUTLARI VE CANERİĞİ111
Çocukluk yıllarımızda köyümüzün bahçelerinde dut, ceviz, mişmiş (Şekerpare olmayan kayısı) dışında kalan meyve ağaçlarının az olması, bazı bahçelerde yetiştirilmiş olan pek az sayıdaki meyve ağaçlarının çocukların istilasına neden oluyordu. Örneğin: bahçemizde bulunan ve rahmetli dayımın mehlem ağacına aşıladığı kiraz ağacı yıllara meydan okurcasına gelişip koca bir ağaç olmuştu. Her yıl meyvesi olgunlaşmaya başladığında buraya uğrayan çocuklar ağaca çıkarak yetiştikleri meyvelerini koparıp yiyor, yetişemedikleri dalları da kendilerine çekerek birçok dalını kırıyorlardı. Aynı bahçede bulunan ve kokusu metrelerce öteden hissedilen elma ağacı ve Fındık ağaçları da aynı akıbete maruz kalıyorlardı. Yine bize ait Rez’iAbdulağa’da çepere yakın bölümde karaağaç üzerinde bulunan asma üzerindeki üzümler ne hikmetse erkenden kızarıp olgunlaşıyor, biz toplamaya gittiğimizde asmanın çekilen dallarının kırıldığını üzümlerin toplanmış olduğunu görüyorduk.
Bu durum bize karşı yapılan bir davranış değildi. Köyde bahçesinde armudu, caneriği, kayısısı (Şekerpare), kirazı, şeftalisi, elması ve bostan tarlası olan herkes bu durumdan şikâyetçiydi. Şikâyetçiydiler ama herkesin çocukları vardı ve çocuklar yetişme çağında oluşturdukları arkadaş guruplarıyla hareket ettiklerinden, bazen kendilerine ait alanlara dahi zarar verebiliyorlardı; bazen debuna müsaade etmeyen çocuğu oyalayıp onun bağına, bahçesine veya bostanına girdikleri oluyordu.
Bir gün köyde sohbet ederken gençlerden biri “Ali Abi sizin bahçenizde bulunan kirazın tadını hala unutamadım.” Deyince sohbetin yönü gençlerin masumane araklamalarına yöneldi. Meğer gençlerin ne çok anısı varmış, onlar anlattıkça ben hayranlıkla onları dinliyordum. Kimi bostana, kimi meyve ağaçlarına, kimi de komşusunun veya ailesinin tavuğunu götürüş metotlarını anlatıp o günleri yâd ettiler. Bir başka akşam toplandığımız bir evde gençlerden biri Çiro’nun eriği ve Çiro’nun armutları ile ilgili ilginç bir anısını anlatınca köyümün insanının bazen içine düştüğü çaresizliğe çözüm arayışı gözümün önünde canlandı.
Çiro (Dursun Hoşol) köyümüzün gariban insanlarından biriydi. Sınırlı arazileri vardı. Arazilerinden biri de Aşağı Derede bahçemizin karşı tarafındaki bahçesiydi. Bahçemizle onun bahçesi arasında dere geçiyordu. Derenin belirli dönemlerde sel sularıyla aşındırdığı bahçenin dere bölümü 3-4 metre boyunda uçurum oluşturmuştu. Uçurumun hemen üzerinde bulunan iki kök armut ve bahçe içinde bulunan bir can erik ağaçlarının yüksek dallarına ulaşmak oldukça zordu. Ayrıca bahçenin orta bölümünde BağçiMamili’nin sınırında bir küme fındık ağacı bulunuyordu. Çiro’nun evinin bu bahçeye uzaklığını bilen çocukların ilgi odağıydı bu meyve ağaçları. Bu genç de bu bahçede geçen bir anısını anlatırken mal sahibinin gelme ihtimalini hesaba katmadığını söylüyordu:
“Çiro’nun bahçesinde kocaman bir can erik vardı; ben bir arkadaşımla bahçeye gidip eriğe çıktık, her birimiz ayrı bir dalın üzerine oturduk ve bir yandan kopardığımız erikleri yiyor, bir yandan da kimseler yokmuş gibi sohbet ediyoruz. Bir ara arkadaşım bana ‘aşağıya baksana’ deyince ağacın altında ellerini beline koymuş vaziyette duran Çiro’yu gördüm. Biz ağaçtan atlayıp kaçmayı planlarken o bize ‘çocuklar telaşlanmayın, inin de şu biçtiğim otu burma yapmama yardım edin’ dedi. Zaten ağaçtan atlayıp kaçmamız olanaksız gibiydi. Aşağıya indik ama bizi dövecek diye korkuyoruz, fakat o nazikçe ‘biçtiğim ot şurada’ dedi ve o önde biz arkada o gidip yardım ettik.” gencin anlattığı olayı doğrulamak için orada bulunan kişiye sordum. O da anlatılanların yalanı ve yanlış yok. Ben sana aynı bahçede geçen bir başka olayı anlatıyım. Ben başka bir gün bahçeyi yokladım ve kimsenin olmadığını görünce armutlardan birinin üzerine tırmandım; daha yeni armut koparmaya çalışıyordum ki Çiro’nun bana doğru geldiğini gördüm. Aceleyle ağaçtan indim ve kaçmaya başladım. O da arkamdan geliyor ve yalvarırcasına ‘vallahi seni dövmeyeceğim, gel de şu yükümü yüklememe yardım et!’ Durdum ve peşine takılıp gittim birlikte yükünü yükledik. O hiçbir şey görmemiş gibi beni orada bırakıp evine doğru yollandı.”
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|