ŞİFA KAYNAĞI MEYVELERİMİZ

Günümüzde uzmanların şifa kaynağı olarak gösterdiği dutlarımız, çocukluk yıllarımızdaki birçok ailenin geçim kaynağıydı; fakirin aşı ekmeğiydi. Köyün göç vermesiyle birçoğu yok olan veya yok edilen dut ağaçları halen köye dönenlerin özlemle olgunlaşmasını bekledikleri bir meyve özelliğini sürdürmektedir.
Hep merak etmişimdir; çocukluk yıllarımızda köyümüzde sınırlı sayıda meyve ağacı bulunmasına karşın neden binlerce dut ağacı dikilmişti? Sonraki yıllarda beş yüz, altı yüz yıllık dut ağaçları sorumsuzca kesilip yok edilmesine rağmen günümüzde halen yüzlerce dut ağacı yaşamına devam etmektedir. Yıllardır yeni dut fidanı dikilmediğinden ayakta kalan asırlık dut ağaçlarının birçoğu dört-beş yüzyıllık ağaçlardır. Çocukluk yıllarımızda Mandere Ovası’nda sulu tarım yapıldığından tarlaların su giriş kanalları üzerinde asırlık dut ağaçları bulunuyordu. Alko’nun tarlasında, Hasan’i Mamili’nin tarlasında, Osık’ın tarlasında, Harmandar’ın tarlasında, Tüye Rezik’de ve daha saymadığım nice tarla başında; ayrıca su kaynaklarını oluşturan çeşmelerin başında asırlık dut ağaçları mevcuttu. Emır’ın Çeşmesi, Nadire’nin Çeşmesi, Araboğlu’nun Çeşmesi, İsmail Ağanın Çeşmesi, Osık’ın çeşmesi, Fıllaların Çeşmesi, Taş Mahalle Çeşmesi ve daha birçok su kaynağının başında veya önünde bulunan birkaç asırlık dutlar her silkelenişlerinde kazanlar dolusu dut veriyorlardı. Sahipleri veya sahiplenenler tarafından ürünleri alınan bu dutlar, bulundukları alanlarda işi olan kişilerin de acıktıklarında istifade ettikleri bir meyveydi. Dut ağaçlarının verdikleri nefis meyvenin yanı sıra ipek böceklerinin sadece dut yaprağıyla beslenir olması nedeniyle son yıllara kadar köyümüzde ipek börekçiliğinin sürdürülmesinde de büyük payı olmuştur.
Geçmişte köyümüzde bulunan sayısız dut ağacının üç türü mevcuttu. Beyaz, iri ve çekirdekli ‘Lotar’, mor ve beyaz benekli çekirdeksiz ‘Pirinç’ ve küçük beyaz olan ‘Yanku’. O dönemde dutlardan pekmez ve pestil yapımının yanı sıra şekerin bulunmadığı veya alınamadığı dönemlerde kayısı ve ayva reçellerinin yapımında dut şırası kullanılırdı. Kayısı ve ayvalar temizlenip doğrandıktan sonra dut şırası içine atılarak kaynatılıp geniş leğenlere konularak günlerce güneşlendirilir ve kahvaltılarda kullanılırdı. Taş Mahalle Çeşmesi önündeki asırlık dut ağaçları dedelerimizden bize intikal etmişti. İpek böcekçiliğinin önemini yitirmesi ile başlayıp göçlerin köyümüze farklı etkileri sonucu birer birer kuruyup yok olan dut ağaçları en büyük kayıplarımızın başında gelir. Yaz aylarının vazgeçilmez ağız tatlılığı, kış aylarının ikramlığı, gelir kapımız, enerji kaynağımız dutlar çeşitli kullanım alanlarında değerlendirilirdi. Çekirdeksiz küçücük beyaz ve bal gibi tatlı yankuları, çekirdeksiz az iri ve hafif mor renkli pirinç dutları silkelendiği anda taze yemenin tadına doyum olmazdı. Bu dutlar kurutularak kış aylarında ceviz içi ile karıştırılarak gelen misafirlerin ve çocukların vazgeçilmez yemişlerini oluştururdu. Ayrıca çekirdekli iri beyaz dutlarımızın cinsi de lotardı. Lotarlar çok şıralı olduklarından koca kazanlarda kaynatılıp torbalara doldurularak sıkılıp şırası çıkarılıp pekmez ve pestil yapılırdı. Pekmezler geniş leğenlere konularak güneşli günlerde damlarda gümüşlendirilir, belli bir kıvama geldikten sonra toplanıp kışın tüketilirdi. Pestil yapılacak şıra büyük kazanlara doldurularak buğdaydan elde edilen nişastanın da belli ölçüde ilavesiyle malêz (bulamaç) haline getirilinceye kadar kaynatılırdı. Elde edilen malêzden komşulara ve ev halkına birer tabak verildikten sonra kalan bölümü damlarda sahanların üzerine ince bir tabaka oluşturulacak şekilde serilerek kurutulurdu. Sıkılarak şırası alınan dut posası da bir kenarda kurutularak hayvanların kışlık yemine katılırdı.
Dutların faydaları, tüketim şekilleri günümüze kadar değişik bir süreç izlemiştir. Geçmişte dutlardan yapılan pestil, ceviz içi ile çerez gibi tüketildiği gibi; kış aylarında yağda kavrularak sade veya üzerine iki yumurta kırılarak yemeği yapılırdı. Dutlar dövülerek elde edilen unu (ardık) yokluk yıllarında özellikle çocukların açlığını gidermek için yemek niyetine verilirdi. Dut unu ile evde bulunan arpa, buğday, gılgıl (tavuk yemi), karis (darı) unu karıştırılarak hamur yoğrulup ekmek yapılırdı.
Dut geçmişte çok değerli bir meyveydi, bugün de değerinden hiçbir şey kaybetmedi. Kıtlık yıllarında yiyecek ekmek bulamayanlar kuruttukları dutlardan elde ettikleri un sayesinde hayatta kaldıklarını söylüyorlardı. O yıllarda sadece besin olarak kullanılan dutlar günümüzde birçok sağlık kuruluşu tarafında şifa kaynağı olarak gösterilmektedir. Sosyal medyada: Memorial com.tr. Acıbadem com.tr. Medical park com. Tr. Guven com.tr. prof. İbrahim Saraçoğlu sayfalarını araştırdığımda bizim bilmeden kullandığımız dutların birçok hastalığa şifalı faydaları olduğun öğrendim ve sizlerle paylaşmak istedim.
1. Taze dut meyvesi: bolca C vitamini, lif, kalsiyum ve antioksidan kaynağıdır. İçeriğinde bolca bulunan protein ve demir sayesinde vücuttaki alyuvar üretimini artırır. Kansızlığı ve kötü kolesterol seviyesini düşürür. Bağışıklık sistemini güçlendirir, kan şekerini düzenler.
2. Kuru dut: İçeriğinde bolca bulunan protein ve demir sayesinde vücuttaki alyuvar üretimini artırır. Kansızlığı ve kötü kolesterol seviyesini düşürür. Bağışıklık sistemini güçlendirir, kan şekerini düzenler. Sindirim sistemini destekler, kolesterol seviyesini düzenler, vücudu enfeksiyonlara karşı korur, C, E, K, magnezyum, fosfor, kalsiyum ve demir gibi birçok vitamin ve mineral içerir.
Kuru dut çayı: antioksidan özelliklere sahip olup, kalp sağlığı, sindirim sistemi ve diş eti hastalıklarına iyi gelir.
3. Dut yaprağının faydaları: dut yaprağının içinde bolca kalsiyum, mineral, demir ve potasyum bulunmaktadır. Kartlaşmamış dut yaprakları toplanarak, kurutulan yapraklardan yapılan çay sabah kahvaltısı ve akşam yemeğinden önce aç karına içildiğinde: aşağıda yazılan birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilir.
Soğuk algınlığı sonucunda oluşan boğaz ağrılarına, bronşit ve soğuk algınlığı tedavisinde, öksürük, boğazdaki acı ve ağrılara, romatizma ağrılarına, yorgunluk ve strese, kronik yorgunlukların tedavisinde, güçlü bir antioksidan kaynağı olarak anlatılmaktadır. Ayrıca, kronik rahatsızlıklara neden olan faktörleri ortadan kaldırdığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği, karaciğerdeki toksinleri temizlediği, sindirim sistemini düzene soktuğu, karaciğerdeki hücreleri yenilediği yapılan deneylerle belirlenmiştir. Dut yaprağının içinde yer alan A,C ve K vitaminleri sayesinde vücuttaki kemik gelişimine destek olmakta, kalp rahatsızlıklarına iyi geldiği belirtilmektedir.
Dut yaprağı sarması, kartlaşmamış dut yapraklarında yapılan sarma: bolca C vitamini, lif, kalsiyum ve antioksidan kaynağıdır. İçeriğinde bolca bulunan protein ve demir sayesinde vücuttaki alyuvar üretimini artırır. Kansızlığı ve kötü kolesterol seviyesini düşürür. Bağışıklık sistemini güçlendirir, kan şekerini düzenler.
4. Dut pekmezinin faydaları: Günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum ihtiyacını karşılar, kansızlığı, soğuk algınlığının etkilerini azaltır, karaciğeri güçlendirir, kan dolaşımını dengeler, enerji verir. Bunların yanı sıra yan etkilerine de dikkat etmek gerekir: yüksek şeker içeriği nedeniyle fazla tüketilmesi diyabet hastalarını olumsuz etkileyebildiği gibi ishale de neden olabilir.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|