ANALAR TERZİYDİ BABALAR KUMAŞ
Hani bir söz vardır alet yapar el övünür. Fakat Nimri köyümün maharet sahibi anneleri bir tek iğne ile nice başarılar gösterirlerdi. Ha eğer övünmek isterse ''iğne'' ee tabii ki hakkıdır yine övünsün. Kızlarımız doğumundan itibaren annesinden ne gördüyse öğrenmeye çalışırdı. Hatta buna öğrenmek değil de, annesinin al şunu şuraya götür veya şunu buraya getir demesiyle başlardı. Kısaca farkında olunmadan öğretilirdi. Kızların yaşı henüz küçükken yani yürümeye başladığından itibaren, getir götür derken annesinin eli ayağı olurdu. Sonuçta annesi veya varsa ablasından ne gördüyse haliyle bilgisini çoğaltırdı. İşte bir annenin dünyaya gözünü açtığı andan itibaren, hayat basamaklarından kısa bir özet yapmış olduk. Ben annelerimizin sadece terzilik becerisini bu yazımda ele alacağım.
Aklımın erdiği 1960 lı yıllardan itibaren hafızamda kalanları dile getirmek en doğrusu olur. Hemen hemen her evin nüfusu kalabalıktı. Anne baba ve çocuklarla birlikte ortalama sekiz on nüfus desek yerinde olur bence. Bunların bazısı kız bazısı erkek yaşına göre boy boy. Haliyle anne baba ile birlikte her bedenden giyim kuşam ihtiyacı hasıl olurdu. Köylü bildiğimiz köylü olduğundan her zaman fakir her zaman fukaraydı. Yani cepte para yoktu ki gidip çoluk çocuğa hazır giysi alsın. Şehirden ihtiyaca göre renk renk aklımda kalan ve adına divitin pazen basma Amerikan bezi denilen kumaşlar alınırdı. Her şey tamam eve kumaşlar gelmiş, fakat bunları dikecek bir terzi lazım diyemeyiz. Çünkü terziye verecek para da yoktu maalesef. İş annelerimizin becerisine kalırdı. Her anne illa ki bir terzi kadar becerikli değildi ama, elden gelen başka imkanda yoktu. Sonuç olarak annelerimiz elinden geldiğince o kumaşları, sırasıyla keser biçer, dikip çocuklarının üzerine giyindirirdi. Anadolu kadını hiç bir zaman kolay işe heves etmedi zaten. Her boyda her bedende çocuklarına giyim kuşam dikerken, birde ayaklarına çoraplar örerdi. O vefakar annelerimizin gönülleri engin olduğundan, köyümüzde daha maharetli diğer anneleri de taktir etmekten geri kalmazdı. Gelin olacak kızına bir kaç giysi hazırlamak gerektiğinde, komşu annelerimizden daha maharetli olanlara diktirirdi. Maksat gelin sandığına kaliteli çeyizler bırakıp kızını gönül rahatlığıyla uğurlamaktı. Saymakla bitmez tükenmez anne şefkati, gün olur kır çiçekleri kadar narin, gün olur sessiz derler kadar sakindir. Hani büyüklerimiz hep söyler ya, ana gibi yar Bağdat gibi diyar bulunmaz diye. Nede güzel söylenmiş. Bu muhteşem sözlerin üzerinden belki de nice asırlar geçmiş ama, hala tap taze her dile her nefese yakışıyor.
Babamızı da unutmadan hakkını yad edelim. Başlıkta belirttiğim gibi anneler terziydi babalar kumaş. Babamız kazanıp kuruş kuruş biriktirdiği parasıyla eve kumaş getirmese, annemizin mahareti bir işe yaramazdı. Çocukların nazı en çok annelere geçerdi. Fakat nazlanmanın dozu belirgin bir şekilde çoğalmaya yüz tutunca, babamızın tek bakışı ortamı düzeltmeye yeterdi.
Gözü gözümüzden bir saniye ayrılsa hasretini ve özlemini çektiğimiz annelerimize sağlık dolu nice ömürler versin. Ayrıca hakka yürüyen annelerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun...
Selahattin Yalçıner
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|