Bugun...


YAZAR : SELAHATTİN YALÇINER

facebook-paylas
NİMRİ SEVDASI
Tarih: 15-02-2026 11:19:00 Güncelleme: 15-02-2026 11:19:00


 

NİMRİ SEVDASI

Çok yıl oldu dile kolay tam yarım asır, ellere kalası dercesine, bende diğer köylülerim gibi çekip gittim. Dağlara tepelere böğürtlen dolu derelere, patika keçi yollarına dönüp hiç bakmadan kaçarcasına bende köyümü terk eyledim. İstanbul'un dağı taşı '''altın''' olmadığının, farkında ve bilincine olan bir yaştaydım. Henüz 14 çocuk yaştaydım ama, İstanbul'un ekmek kapısı olduğunun farkındaydım. O yaşıma kadar dilimize tat veren lokum kağıt şeker, ve teneke kutudaki helvanın, İstanbul'dan geldiğini çok iyi biliyordum. Ayrıca annelerimizin elleriyle dikip sırtımıza giydirdiği, işlik köynek ve benzeri giysilerin kumaşları Elazığ'dan alınsa da, bunların hazır olanları İstanbul'dan gelirdi. Annelerimiz her ne kadar marifetli olsa da, İstanbul'dan gelen hazır giysilerin estetik görünümü dikkatimizden kaçmazdı. Durum böyle olunca, her yönüyle ilgimizi çeken gerek giyim kuşam, gerek dilimize damağımıza farklı tatlar bırakan şekerlemeler, biz çocuklara ister istemez İstanbul hayalleri kurdururdu.

En sonunda hayallerim gerçek oldu ve İstanbul’a geldim. Ne hayaldi ama, yine Nimri köyümün şivesiyle, ellere kalası o hayaller. İstanbul'a gelişimin üzerinden 40 yıl geçince, ve haliyle yaş kemali bulunca köyüme özlemim kat be kat artmaya başladı. Daha önceki yıllarda çok sık olmasa da, yine üç beş senede bir köyüm Nimri'ye bir kaç günlüğüne gider gelirdim. Fakat ve fakat, dedim ya yaş kemali bulunca köyüme özlemim hasrete karışıp, her yıl bir kat daha artmaya başladı. Çok şükür her yıl köyüme en az bir kez gidip, özlem gidermeye çalışıyorum. Ama şu bir gerçek, kim demişse doyduğun yeri seversin diye, bu sözler bende hiç bir şey ifade etmiyor. Çünkü ben doğduğum yeri yani Nimri köyümü ve dağlarımı seviyorum. Çünkü şehir hayatı benim için, kafeste yaşayan kuşlardan hiç bir farkı yok. Daha net ifade etmek gerekirse eğer, adeta gönüllü mahkumum desem yeridir. Son 20 yıldan beri her köye gidişimde, hatta Keban köprüsünü her karşıya geçişim de, ve Taşbaşı yol ayrımından Nimri'ye her dönüşümde, içimde çok güzel duygular yeşermeye başladığı anlar yaşarım. Peki bu gidişler ve dönüşler esnasında içimde oluşan kalıcı bir hoşluk varmı? Maalesef yok. Sadece köyüme gidene kadar bu mutluluk devam ediyor. Nimri'de kaldığım süre içinde yüreğimde oluşan sevinç, yerini yavaş yavaş hüzne bırakıyor. Son bir kaç yıldan beri bunun sebebini hiç kimseyle paylaşmadan hep sordum kendi kendime. Madem her gidişinde hüzün topluyorsun, her dönüşün seni mutsuzluğa gark ediyor, her yıl tekrar tekrar gidişler dönüşler niye? En sonunda bunun cevabını buldum kendi içimde. Her aklıma geldiğinde üstüne bir düğüm daha attığım kendi özümde.

Anladım ki köyüme tekrar tekrar gelme sebebim olan bu özlemim, çocuk yaşımda gurbet yoluna çıkarken bende kalan anılarım ve duygularım. Çocukluk yaşamımda Nimri köyüm henüz fazla bir göç vermemişti. İlla ki İstanbul'a giden aileler vardı ama, onlarında çoğunluğu orta öğrenim veya yüksek okula giden çocukları içindi. Hal böyle olsa da Nimri için fazla bir göç sayılmazdı. Kısacası 1967 yıllarında her evden cıvıl cıvıl çocuk sesleri geliyordu. Her evin kapısı açıktı. Evin hayat dediğimiz yerde veya kapı önünde Annelerimiz, ya ekmek pişiriyor ya da bulaşık yıkıyordu. Köyün içinde bir yerden bir yere giderken, yakınından geçtiğim evlerden sesler gelirdi. O sesler ki hep tanıdık, ya falan bibinin ya da falan eminin sesiydi. Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi Nimri köyümüz henüz göç vermemişti. Davar sürüsü ve sığır sürüsü için, birer çobanın olduğu yılları yaşıyordu köyümüz.

İşte mesele burada kos koca bir düğüm halinde gelip karşıma çıkıyordu. Anladım ki, her yıl beni bir kez de olsa köyüme getiren sevda, Nimri'nin o eski haliymiş. Son yıllarda derneğimiz her Ağustos sonu etkinlik düzenlediği için, köyümüz az çok şenleniyor. Fakat ne o eski insanlar, ne de o eski evler. Yinede şükürler olsun bu günlerimize. En azından gençlerimiz büyüklerinden duydukları köy anılarını imkanları ölçüsünde yad etmeye çalışıyorlar.

Selahattin YALÇINER

 



Bu yazı 334 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
5167 Okunma
4454 Okunma
3826 Okunma
1827 Okunma
1317 Okunma
1035 Okunma
662 Okunma
554 Okunma
553 Okunma
485 Okunma
454 Okunma
418 Okunma
400 Okunma
380 Okunma
361 Okunma
274 Okunma
245 Okunma
230 Okunma
186 Okunma
174 Okunma
5410 Okunma
5262 Okunma
5167 Okunma
5166 Okunma
4917 Okunma
4860 Okunma
4741 Okunma
4545 Okunma
4454 Okunma
4232 Okunma
4145 Okunma
3994 Okunma
3911 Okunma
3826 Okunma
3381 Okunma
3381 Okunma
2974 Okunma
2959 Okunma
2810 Okunma
2186 Okunma
1827 Okunma
1530 Okunma
1317 Okunma
1312 Okunma
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI