Bugun...


EĞİTİMCİ - ŞAİR : MUSTAFA ERGAN

facebook-paylas
BİR DİLİN HİKAYESİ
Tarih: 20-09-2025 10:20:00 Güncelleme: 20-09-2025 10:20:00


            

BİR DİLİN HİKAYESİ

Çok eskiden kebanda, dam boyu kar yağardı,

Her evde birer inek, nenemiz süt sağardı.

 

Sütü kordu ocağa, kaynatırdı tezekle,

Evimiz süt kokardı, yudumluyorduk zevkle.

 

Akşam olunca herkes, toplanırlardı evde,

En güzel eğlencemiz, sözlü hikayelerde.

 

Gelen komşuya nenem, buğday nohut haşlardı,

Gaz lambası altında, masal faslı başlardı.

 

Korkarak dinliyordum, cinden perilerdem dem,

Sezdirmezdim kimseye, can kulağıyla ben.

 

Gene bir gün komşular, toplandı bizim evde,

Konuyu bilmiyordum, hemen oturdum yerde,

 

Dinliyordum sessızce, anlatılan masalı,

Ruhuma batmaktaydı, sanki diken ve çalı.

 

Etkilemişti beni, gece yarısı oldu,

Hemen girdim yatağa, gözlerim yaşla doldu.

 

Sağa sola dönerdim, ağlıyordum sessizce,

Hayal kurup dururdum, sabah olmazdı gece.

 

Aradan yıllar geçti, her cümlesin aklımda,

İbret alıp dinleyin, sizde olun farkında.

 

Hikayeler ibrettir, insan alınca huşu,

Birde benden dinleyin, anlatılan olay şu.

 

Çok eski bir zamanda, büyükçe bir köy varmış,

Bu köyde karı koca, hırsızlıkla yaşarmış.

 

Zaman geçip giderken, bunların oğlu olmuş,

Ana baba çocuğu, hep yalanla yoğurmuş.

 

Küçücük elleriyle, çamurdan ev yaparmış,

Ana şefkat göstermez, sağa sola saparmış.

 

Beş yaşına kadar, mutsuz yaşamıs çocuk,

Güneş vurunca anlı, terlermiş boncuk boncuk.

 

Çocuk bilmeden bir gün,  bir ahıra girmiş,

Bakmış etrafına, kümeste tavuk görmüş.

 

Hemen koşmuş kümese, almış bir tek yumurta,

Sevinçle eve koşmuş, eliyle tarta tarta.

 

Bunu gören anası, aferim oğlum demiş,

Haşlamış yumurtayı, oturup zevkle yemiş.

 

 

 

Yumurtalar az demiş, başlamış nasihate,

Masum olan çocuğu, düşürmüş müsibete.

 

Daha sonra sayısı, iki üç dört beşe,

Yumurtalar gelince, anayı sarmış neşe.

 

Çocuk büyüdükçe de, hem saygısız hem arsız,

Bulduğunu çalmakta, olmuştu büyük hırsız.

 

Küçücük çocuğunu, ana gafil avlamış,

Kalkarak kucaklayıp, sırtını sıvazlamış.

 

Oğlum göster kendini, yarında tavuk getir,

Hiç kimseden korkmadan, işini çabuk bitir.

 

Çocuk olmuştu hırsız, gördüğünü çalmakta.

Her gün evde bir tavuk, ana tüyü yolmakta.

 

Bir gün bir gece vakti, herkes tatlı uykuda,

Ana baba ve oğul, çalmak için pusuda.

 

Fırsat kolluyorlardı, ay buluta girince,

Soyguna hazırdılar, her yer olmuştu gece.

 

Niyetleri çalmaktı, komşunun keçisini,

Tüm hazırlık tamamdı, keçinin en iyisini.

 

Komşunun ahırına, gelirler birer birer,

Daracık pencereden, çocuk içeri girer.

 

İçerisi karanlık, bakınır sağa sola,

Ulaşınca keçiye, ipini bağlar kola.

 

Keçilerin sesine, ev sahibi uyanır,

İçerde kalan çocuk, pencereye dayanır.

 

Ana baba kaçınca, çocuk içerde kalır,

Toplanır tüm köylüler, kıskıvrak yakalanır.

 

Yakalarlar çocuğu, her şey orda netleşir,

KADI’nın kararıyla,idamı kesinleşir.

 

Vakti zamanı gelir, kurulur dar ağacı,

Saç yolmakta anası, ağlaşır acı acı.

 

İdamı kesinleşir, çıkarırlar sehpa’ya,

Son arzusu sorulur, demiş hasretim suya.

 

Hemen içerken suyu, anlamış hatasını,

Artık her şey bitmişti, çağırmış anasını.

 

Dinle anacığım dinle, ben artık gidiyorum,

Küpe olsun şu sözüm, şu sözü söylüyorum.

 

Söz başlamış çocuk, demiş ey anacığım,

Yumurtayla başladım, kuruldu dar ağacım.

 

 

Ayrılık vakti geldi, şöyle gel bir yanıma,

Şefkatli kollarını, sıkıca sar canıma.

 

Sırtımı sıvazladın, aslansın dedin bana,

Çaldığımı görmedin, hep inandım sana.

 

Komşunun ahırında, getirirdim yumurta,

Gözlerin hiç doymadı, yedirdin beni kurda.

 

Gece olunca beni, yatırmadın yatağa,

Korkmadın ki ALLAH’ tan, attın beni batağa.

 

Çok iyi biliyorum, artık ölümüm yakın,

Helallik istesem de, hiç üzülmeyin sakın.

 

Bari uzat dilini, son bir kez öpmem lazım,

Belki şahidim olur, gerçek alemde lazım.

 

Ağlamaktaydı ana, sağa sola bakmakta,

Yaptığına pişmandı, gözyaşları akmakta.

 

Bir şey ararmış gibi, çıkardı mendilini,

Salya akan ağzında, uzattı o dilini.

 

Yumarak gözlerini, al işte budur dilim,

Sertçe ısırır çocuk, koparırı dilim dilim.

 

Parçalanmıştı dili, kan içindeydi ağzı.

Birden hatırlamıştı, namazdaki her farzı.

 

Ağzındaki parçayı, hemen tükürür yere,

Boynundaki ilmiği, oynatır bile bile.

 

Dedi ki ah anacığım, kırılaydı o elin,

Yapma deseydin bana, kopmayacaktı dilin.

 

Sonra halka bağırdı, anamın kirli dili,

Ateşe attı beni, ölüme diri diri.

 

Boynundaydı yaftası, okuyanlar akladı,

Emir geldi cellada, ipi ondan sakladı.

 

Korku içinde çocuk, beti benzi sarardı,

Çektiler sandalyeyi, tüm dünyası karadı.

 

Ne yazık ki astılar, artık akşam olmuştu,

Sabahın ilk güneşi, mezarına doğmuştu.

 

ERGAN’ın sözü tamam, hak yerini bulmuştu,

Dar ağacında bir genç, fidan gibi solmuştu.

 

            

                            Mustafa ERGAN

 

 

 

 

 



Bu yazı 3840 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
4607 Okunma
3915 Okunma
3856 Okunma
3580 Okunma
3548 Okunma
750 Okunma
570 Okunma
568 Okunma
520 Okunma
465 Okunma
439 Okunma
428 Okunma
414 Okunma
410 Okunma
410 Okunma
378 Okunma
361 Okunma
279 Okunma
258 Okunma
254 Okunma
237 Okunma
231 Okunma
223 Okunma
217 Okunma
5590 Okunma
5027 Okunma
5009 Okunma
4816 Okunma
4801 Okunma
4607 Okunma
4543 Okunma
4475 Okunma
4168 Okunma
4132 Okunma
4069 Okunma
3915 Okunma
3856 Okunma
3722 Okunma
3709 Okunma
3580 Okunma
3572 Okunma
3548 Okunma
3470 Okunma
3196 Okunma
2633 Okunma
2477 Okunma
2270 Okunma
1303 Okunma
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI