Bugun...


EĞİTİMCİ - YAZAR : PROF.DR. RAMAZAN DEMİR

facebook-paylas
Bir Milletin Yeniden Doğuşudur 9Eylül..
Tarih: 13-09-2026 12:30:00 Güncelleme: 13-09-2026 12:30:00


Bir Milletin Yeniden Doğuşudur 9Eylül..

 

 

 

29 Ağustos-09Eylül arası tam 14 gün boyunca savaşarak, günde ortalama 24 km yolu katederek düşmanı süpürdüler yurttan.

26 Ağustos sabahı Kocatepe’den başlayan büyük yürüyüş, Afyon’dan Dumlupınar’a, Uşak’tan Manisa’ya kadar uzanmış; Yunan ordusunun Anadolu’daki direnişi tamamen  kırılmıştı.

30 Ağustos Başkomutan Meydan Muharebesi’nin ardından Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül’de ordulara o tarihi emri vermişti:

“Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”

Artık hedef belliydi: İzmir.

Türk ordusu 1 Eylül’den itibaren takip harekâtına geçti. Yunan kuvvetleri İzmir’e, Dikili’ye ve Mudanya’ya doğru çekilmeye başladı. 7 Eylül’de Aydın, 8 Eylül’de Manisa kurtarıldı. 9 Eylül sabahı ise Türk süvarileri İzmir’e girdi. (Atatürk Ansiklopedisi)

+++

“Şu kasabaya sür çocuk,” dedi. Armutlu’ya doğru yola koyuldular. Köylerden dumanlar yükseliyordu. Savaşın bütün acısı yol boyunca karşılarına çıkıyordu. Karşıdan yetmiş-seksen yaşlarında, seke seke ilerleyen bir ihtiyar yaklaştı. Önce otomobile, sonra kara gözlüklü adama baktı. Sonra koynundan bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafa baktı. Adama baktı. Bir daha fotoğrafa baktı. Mustafa Kemal’in güneş gözlüğü yüzünden onu ilk anda tanıyamamıştı. Sonra dikkatle baktı ve birden titremeye başladı. Ve yeri göğü inletircesine haykırdı:

“Bu sensin, bu! Kemalimiz geldi!”

+++

İzmir Valiliği’nin aktardığı anlatıya göre ihtiyar, Mustafa Kemal’i fotoğrafından tanımış; ardından bütün köy halkı otomobilin çevresinde toplanmış, kimi toprağı, kimi otomobilin tekerleklerini öpmüş, kimi de Mustafa Kemal’e sarılmıştır. (İzmir Valiliği arşivi).

+++

O görüntü, yalnızca bir komutanın karşılanması değildi. O, yıllardır işgal altında yaşayan bir halkın kurtarıcısını karşılamasıydı.

+++

Tekrar otomobile bindiler.

“Şu tepeye sür çocuk,” dedi bu kez. İzmir’e doğru ilerleyen Türk süvarilerinin haberleri geliyordu. Sabahın erken saatlerinde Türk süvarileri İzmir’e girmişti.

Sabuncubeli’nden ilerleyen 2. Süvari Tümeni Mersinli yönünden şehre inerken, 1. Süvari Tümeni Kadifekale’ye yönelmişti. Yüzbaşı Şerafettin Bey Hükûmet Konağı’na, Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesi’ne, Reşat Bey ise Kadifekale’ye Türk bayrağını çekmişti. (Atatürk Ansiklopedisi)

+++

İzmir artık kurtulmuştu.

Fakat Mustafa Kemal henüz İzmir’de değildi. O, o gün Nif’teydi. Akşamüzeri Nif’e geldiler. Bugünkü adıyla Kemalpaşa… Nif, Mustafa Kemal için ayrı bir anlam taşıyordu. Yol boyunca savaşın acılarını, yakılmış köyleri ve evlerini terk etmek zorunda kalmış insanları görmüştü.

Nif’te ise halk onu büyük bir coşkuyla karşıladı. Mustafa Kemal, İzmir’in nereden görülebileceğini sordu.

Ona Belkahve’yi gösterdiler.

Bunun üzerine otomobiline binerek Belkahve’ye doğru hareket etti.

+++

Akşam güneşi batmak üzereydi. Belkahve’ye vardılar. Mustafa Kemal, karşısında İzmir Körfezi’ni gördü. Kadifekale görünüyordu. Körfezde İtilaf Devletleri’nin savaş gemileri vardı. Ve uzakta İzmir…

Yıllardır özlenen İzmir…

Ruşen Eşref Ünaydın’ın anlatımına göre, Belkahve’den İzmir Körfezi, Kadifekale ve şehrin bazı kesimleri açıkça görülüyordu. O akşam Mustafa Kemal ve arkadaşları, tarihin en önemli manzaralarından birine tanıklık ettiler. (Ruşen Eşref-Cumhuriyet Gazetesi Arşivi).

+++

Salih Bozok’un heyecanı doruktaydı.

“Deniz! Deniz!” diye haykırdı. Başarmışlardı.

Mustafa Kemal uzun uzun İzmir’e baktı. Bir milletin yıllardır beklediği an gerçekleşmişti.

Fakat İzmir’in içinde hâlâ yangınlar vardı. Savaşın ve geri çekilişin acıları henüz sona ermemişti.

Körfezde yabancı savaş gemileri bulunuyordu.

Dolayısıyla askerî zafer kazanılmış olsa da diplomatik ve siyasî mücadele henüz bitmemişti.

Nitekim Büyük Taarruz sonrasında İtilaf Devletleri Ankara Hükûmeti ile temas kurmaya çalışmış, ancak Mustafa Kemal Paşa Anadolu’da Yunan ordusunun kesin olarak yenildiğini, görüşmenin esas olarak Trakya meselesi üzerinden yapılabileceğini bildirmişti. (Atatürk ansiklopedisi).

+++

O gece Nif’te kaldılar. Yıllar süren savaş, acı ve keder, bir Anadolu kasabasındaki gecede biraz olsun dinmişti.

Gözyaşları ve gurur birbirine karışıyordu. İzmir kurtulmuştu. Fakat Mustafa Kemal henüz İzmir’e girmemişti.

+++

Ertesi gün, 10 Eylül 1922’de, Mustafa Kemal Paşa; Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte İzmir’e geldi. (Nutuk)

Ve böylece 9 Eylül ile 10 Eylül birbirini tamamlayan iki tarih oldu: 9 Eylül: Türk ordusunun İzmir’e girişi.

10 Eylül: Mustafa Kemal Paşa’nın İzmir’e gelişi.

İzmir artık Türk ordusunun elindeydi. Kordon’da Türk askerleri vardı. Kadifekale’de al bayrak dalgalanıyordu.

Hükûmet Konağı’nda Türk bayrağı yükselmişti.

Bir millet, üç yıl dört ay süren işgalin ardından yeniden kendi şehrine kavuşmuştu.

Mustafa Kemal’in 9 Eylül günü ordulara gönderdiği mesaj, zaferin anlamını açıkça ortaya koyuyordu:

“İlk verdiğim Akdeniz hedefine varmakta orduların gösterdiği gayret ve fedakârlığı hürmet ve takdirle anarım.” (Atatürk ansiklopedisi).

+++

10 Eylül günü Mustafa Kemal İzmir’e girdi. İzmirliler onu büyük bir coşkuyla karşıladı.

Basmane’den Hükûmet Konağı’na kadar uzanan yol insan seliydi. Ay-yıldızlı bayraklar her yerdeydi.

Artık işgal sona ermişti.

Ama asıl büyük mücadele şimdi başlayacaktı:

Bağımsız bir devlet kurmak.

Çünkü 9 Eylül yalnızca bir askerî zafer değildi.

Anadolu’da yeni bir siyasal düzenin kapısını açan tarihî bir dönüm noktasıydı.

Nitekim Mustafa Kemal Paşa, 4 Ekim 1922’de TBMM’de yaptığı konuşmada Anadolu Zaferi’nin, bir millet tarafından benimsenen düşüncenin ne kadar güçlü ve zinde bir kuvvet olduğunu gösterdiğini vurgulayacaktı. (Atatürk ansiklopedisi).

+++

O gün İzmir beyaz bir gelin gibiydi. Al bayraklarla süslenen… Çiçeklerle bezenen… Deniziyle, dağlarıyla, taşlarıyla yeniden nefes alan bir şehir…

“Denizi kız, kızı deniz,

sokakları hem kız hem deniz kokuyordu.”

Bizimdi İzmir. Bizim İzmir’imiz. Çünkü İzmir artık yalnızca bir şehir değildi.

İzmir; bağımsızlığın, özgürlüğün, Millî Mücadele’nin, Cumhuriyet’e giden yolun sembolüydü.

İzmir’in işgali Millî Mücadele’nin toplumsal ve siyasal açıdan dönüm noktalarından biri olmuş; şehrin kurtuluşu ise bu mücadelenin askerî hedefinin gerçekleşmesi anlamına gelmişti.

+++

Ve 9 Eylül… Bir milletin dünyaya: “Buradayım!”

diye haykırdığı gündü.

Bugün İzmir’e baktığımızda yalnızca güzel bir şehir görmüyoruz.

Kordon’a baktığımızda bir tarihi, Kadifekale’ye baktığımızda bir zaferi, Belkahve’ye baktığımızda bir bekleyişi, Nif’e baktığımızda bir geceyi,

9 Eylül’e baktığımızda ise bir milletin yeniden doğuşunu görüyoruz.

Türk devletinin nezdinde izmir özgürlüğün sembolü…Özgür… Gururlu…

Çağdaş...

Başı dik…

Uygarlık kokan şehir…

Gün senin, bayram senin İzmir…

9 Eylül 1922…

Sonsuza dek Türkiye Cumhuriyeti…

R. Demir (11/9/2026)



Bu yazı 684 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
3217 Okunma
3180 Okunma
2499 Okunma
2343 Okunma
1898 Okunma
1148 Okunma
990 Okunma
618 Okunma
487 Okunma
483 Okunma
421 Okunma
401 Okunma
391 Okunma
378 Okunma
305 Okunma
305 Okunma
304 Okunma
292 Okunma
280 Okunma
262 Okunma
237 Okunma
211 Okunma
5434 Okunma
4760 Okunma
3775 Okunma
3622 Okunma
3263 Okunma
3217 Okunma
3180 Okunma
3174 Okunma
2537 Okunma
2499 Okunma
2343 Okunma
2278 Okunma
1898 Okunma
1412 Okunma
1148 Okunma
1143 Okunma
1052 Okunma
990 Okunma
959 Okunma
951 Okunma
886 Okunma
829 Okunma
811 Okunma
759 Okunma
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI