İNSANLARIN TİPİNE BAKARAK KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ HAKKINDA KARAR VERMEK
İnsanların tipi ile kişilik özellikleri arasında en küçük bir bağlantı yoktur. Bu yüzden hayal kırıklıkları yaşamak içten bile değildir. Özellikle yeni tanışılan kişiler ile ilgili yorum yapmak çok yanlıştır. Örneğin şu adamın şurası hoşuma gitmedi, yürüyüşünden hoşlanmadım, saçından, gözünden, bıyığından, sakalından, boyundan hoşlanmadım. Bu ve buna benzer görüşler iletişim için iyi sonuçlar doğurmayabilir. İnsanlar bizim istediğimiz gibi saçlarını kestirmek, taramak, yürümek, giyinmek, gülmek zorunda değildir. Zaten öyle olsaydı tek bir insan çeşidi olur, o zaman sorun da olmaz, yaşamanın anlamı da. Yaşam bir robot gibi olurdu, belki o zaman iletişim diye bir şey de olmazdı. Ama öyle olmadığına göre olması gerekenleri tartışmak en doğrusu. Daha yeni tanıştığımız insanlara, hemen kişilik yakıştırması yaparsak, iletişime baştan zarar verebilir ve daha sonra pişman olabiliriz.
‘’Bu adamı gözüm hiç tutmamıştı’’ gibi bir anlayış bize hiçbir şey kazandırmaz. Bu dünyaya hiç kimse bizim isteğimizle gelmediği için, kimsenin tipinden dolayı nefret etme gibi bir lüksümüz de olamaz. Beğenmiyorsak o kişi ile iletişimimizi en az düzeye indiririz olur biter. İnsanların güzellik veye yakışıklılık anlayışları aynı değildir. Bir kişiye göre yakışıklı ya da güzel olan başkasına göre aynı olmayabilir. Kafamızda çizdiğimiz tip veya karakter özellikleri bizi her zaman istediğimiz iletişimi kurmamızı sağlamayabilir. Bu yüzden hayal kırıklığına uğrayabiliriz. Sonra beklentilerimiz bizi yanıltabilir. ‘’Kargadan başka kuş görmemiş’’ bir duruma düşebilir, hayatın renklerini bilmeyebilir, yaşamı sadece siyah-beyaz zannedebiliriz.
Oysa gerçeklerin böyle olmadığını fark etmek gerekir. Bunu fark edebilirsek ne ala, ancak fark edilmezse işte o zaman sorunun çözümü gerçekten zordur. Yani ‘’kargadan başka kuş görmemiş’’ insanlara kalkıp papağanı gösterdiğinizde eğer kesip yemeye çalışırsa sorunun çözümü de zor olacaktır. Belki de bu sorunu hiç çözemeyebiliriz. O zaman yapacak fazla bir şey olacağını da zannetmiyorum. Biz bir insanı normal bir hale getiremiyorsak, o kişi bizi anormal duruma getirmeye çalışabilir. İnsanları olduğu gibi kabul etmek gerekir, ancak bu onlara kayıtsız şartsız tahammül etmek anlamına gelmez. Eğer kişilik olarak beğenmediğimiz kişiler ile iletişime devam etmekte ısrar edersek bu bize zarar verebilir.
İnsanları güzelleştiren veya çirkinleştiren tipi değil, kişilik yapılarıdır. Bazı eski Türk filmlerinde kötü karakter özelliği sergileyen kişiler yakışıklı ve güzel olsalar bile seyirciler tarafından sevilmezler. Burada önemli olan oyuncunun yaptığı rol değil kişiliği önemlidir. O halde inanları sevimli kılan tip değil, insanlar ile olan iletişimdeki başarıdır.