Bugun...


YAZAR : SELAHATTİN YALÇINER

facebook-paylas
DUVARLARIN DİLİ OLSAYDI
Tarih: 01-03-2026 15:08:00 Güncelleme: 01-03-2026 15:08:00


DUVARLARIN DİLİ OLSAYDI

 

Hani avare avare köyümüzün dağlarında bağ bahçelerinde dolaşırken, bazen düzenli bazen düzensiz üç beş taşın üst üste konduğu, ister istemez gözümüze çarpar ya. Bazen de daha çok sayıda ki taşların, daha düzenli bir şekilde, birazı toprak altında kalan duvar şeklini aldığını görürüz ya. Kimin aklına gelir bu duvar kalıntısı, en yakın dereden bahçesine su götüren köylünün imar ettiği arkın düzenini sağladığını. Kimin aklına gelir kuş uçmaz kervan geçmez bu dağlarda, bir zamanlar ataları yük taşıyan eşekleri rahat gidip gelsin diye, tehlike arz eden yerlere büyük küçük duvarlar yapıp yol açtığını. Ah o duvarların dili olsaydı. Hatta bir zamanlar nice duvarların yükselmesine sebep olan, şimdi ise başka bir duvara omuz vermek için zamanını bekleyen, küçük büyük taşların dili olsaydı, kim bilir bizlere neler neler anlatırdı. 

Aklıma gelir kare kare görüntüleri, Nimri köyümün çevresindeki harman duvarları. Bazı harmanların bir köşesinde, terki dünya eden sahibini bir umutla bekleyen iğde ağaçlarıydı. Hele hele adına ''PEG'' dediğimiz yıkılıp toprağa karışmış, sadece küçük bir duvarı kalmış, baktıkça gözlerimizi nemlendiren eski evlerimiz. Kim bilir bu evlerin içinde belki 200 yıl belki 300 yıl önce acısıyla tatlısıyla neler yaşandığını. Hangi köylümüzün ninesinin dedesinin hatta 10 kuşak gerisinin, bizden biri olduğunu, bu evleri mekan tuttuğunu kim bilir. Geçmişe açılan bir pencere olsaydı şöyle geriye doğru hangimiz bakmak istemezdik. Bir zamanlar kervan yolu kadar işlek olan, bahçe yollarının çalıların egemenliği altında kaybolduğunu gördükçe içim sızlıyor.

Nimri köyümüzün ziyaret tepesi Ağbaba'ya, bir Bibi veya bir Emi ile birlikte gidip, zirvesindeki kayaların üzerine çıkıp, gözlerimizin gördüğü kadarıyla seyretmek lazım. Öyle dört bir yana değil, ikiye bölüp sekiz tarafa uzun uzun bakıp, gözümüze ilginç gelen yerleri birlikte gittiğimiz Bibiye sorup öğrenmek lazım. Asırlardır söylene gelen nice efsaneler, gerçek yaşanmışlara karıştıkça, tadına doyulmaz hikayeler deryasında kulaç atmak lazım. O anda bir kuş olup Keban'dan uçup, Baraj gölü üzerinde bir süre gezinip, Ağın Arapgir ve Arguvan'ın tüm köylerine birer selam vermek bir hizmettir. Abdulvahap hazretlerine niyaz edip ziyaret tepesinden, Fırat'ın bir yanında Ağbaba, bir yanında Şeyh Hasan Zerraki babalarımıza el açıp dualar etmek ne güzeldir. Abdulvahap ziyaret tepesinden kalkıp Ballıca sarpının zirvesine konmak lazım. Oradan Dummuyu Fırat'ı boydan boya, şöyle Keban'a doğru uzun uzun bakmaya doyum olmaz. Hele birde Zırkan dağlarının arasında kalan Gogo deresi, zirvelerine kara bulutlar toplanmışsa eğer, rahmetin toprakla buluşmasına fazla bir zaman kalmamış demektir. 

Her halinde sırlar dolu Fırat nehrini, sabahın yeni yeni yükselen güneş eşliğinde, mavi gök yüzünün yansımasıyla, lacivert renge dönüşen Fırat bir başka güzelliğe bürünür. Fırat nehrinin daha nice gizemleri vardır. İlkbaharda dağları taşları bir güzel yıkayan, yağmur ve karlar, toprağa bulanmış sularını Fırat'a karıştırıp uzak ummanlara gönderir. Yaz aylarında yağmur damlaları üzerine düşmeye başlayınca, Fırat'ın keyfinin biraz kaçtığı kararsız renginden belli olur. Fakat yağmur bulutlarının arasından güneş göz kırpmaya başlayınca, Fırat'ın keyfine hiç diyecek yoktur. Bir anda yağmur damlaları gümüş taneciklerine dönüşüp, yağdıkça Fırat gülümser, bulutların arasından güneş gülümser mavi gökyüzü gülümser. Fırat tepeden tırnağa kadar kolu gerdanı dolu, üzerinde hazine taşıyan, ata binmeye hazır, taze bir geline dönüşür. Fırat nehri ilkbahar ve yaz aylarını geride bırakır, sonbahar ve kış aylarına gelir. Fırat sonbahar ve kış aylarında, durulur durulur ve epeyce durgunlaşır. Sonbaharın serin günlerine gelince, Fırat'a renk katan mavi gökyüzü de, her gün başka bir hal almaya başlar. Durum böyle olunca Fırat nehri, güzel Elazığ'ın meşhur yeşil sabunu rengini alır, taa ki ilkbaharın ılıman havasının erittiği kar sularına karışana kadar...

Selahattin YALÇINER

 



Bu yazı 1287 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
4537 Okunma
3777 Okunma
3647 Okunma
3534 Okunma
3501 Okunma
695 Okunma
547 Okunma
506 Okunma
464 Okunma
425 Okunma
422 Okunma
401 Okunma
399 Okunma
394 Okunma
366 Okunma
362 Okunma
307 Okunma
275 Okunma
263 Okunma
255 Okunma
247 Okunma
240 Okunma
236 Okunma
217 Okunma
5589 Okunma
5023 Okunma
5008 Okunma
4812 Okunma
4799 Okunma
4542 Okunma
4537 Okunma
4462 Okunma
4163 Okunma
4131 Okunma
4063 Okunma
3777 Okunma
3720 Okunma
3699 Okunma
3647 Okunma
3568 Okunma
3534 Okunma
3501 Okunma
3468 Okunma
3190 Okunma
2632 Okunma
2471 Okunma
2266 Okunma
1299 Okunma
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI