Bugun...


EĞİTİMCİ - YAZAR : MİDRAN YOKUŞ

facebook-paylas
KEBAN KÖYLERİ: (27) LORİKAN-4
Tarih: 02-04-2025 10:58:00 Güncelleme: 02-04-2025 10:58:00


KEBAN KÖYLERİ: (27) LORİKAN-4

Lorikan gibi yalçın dağların yamacında doğup, okuyan, buna karşın edebiyat dünyasında büyük hizmetleri olan Aziz Aydın DOĞAN’ın, ‘Yığıkili Zülküf’ü, insanımızı ve bölgemizi anlatan bir eserdir.

Bin yıllar ötesinden kopup gelen anlatılardır YiğıkiliZülküf. “Lorikân, anlaşılan Lor aşiretindesin. O köylerin hepsi Keban’a bağlıdır. …Piran bir zamanlar beylikti. …Dünyada eşi benzeri olmayan Pırçikli yılan, Holpek’te bulundu…”

YİĞIKİLİ ZÜLKÜF

Keban’ın Lorikân (Bademli) köyünde doğan Aziz Aydın Doğan’ın, Yaba Yayınları’ndan çıkan YığıkiliZülküf romanını okurken, her insanın doğuştan gelme bir karakteri ve bunun doğanın bir gereği olduğunu çok daha iyi anlıyorsun. Roman, boyun eğmeme karakterine sahip insanlara, baskıyla dayatmalarla boyun eğdirememeyi anlatıyor. İnsanlara zulüm ederek diz çöktüremezsin, mesajı veriyor.

Çoğu romanlarda, adı eşkıya, kabadayı, yolkesen, baba, külhanbeyi, kaçakçı, avantadan para kazanan, haraç kesen ve benzer lakaplarla insanlar anlatılır. Kiminin ismi duyulduğunda ona öfkelenir, kimine hayranlık duyulur. Fakat çoğunun hikâyesi bilinmez. İnsan davranışlarının altında yatan gerçek nedeni bilmek kadar rahatlatıcı bir şey yoktur. Öfke, sevinç, ihanet, sadakat, cesaret, korku… Her birinin tarihten doğan kişisel geçmişinden ya da toplumsal etkilerden veya kültürden kaynaklanan nedenleri vardır.

 

YiğıkiliZülküf’ü okuduğunda, kendimizi onun yerine koymak değil de, ateşin düştüğü yeri nasıl yaktığını anlıyor, hikâyenin özgün ve değerli olduğuna inanıyorsun. Aranızdaki yabancılık bitiyor. Ve empati denen şey de budur aslında. Haksızlıklara karşı gelmek gibi.

 

“…burada yaşayan Hıristiyanlar, Rumlar, Ermeniler, Süryaniler Harput’un iç mahallelerinde ve çevre köylerinde buranın bir parçasıydılar. Onların yaşadığı yerlerde Türkler, Kürtler, Çerkezler, Tatarlar, yani Müslüman kesim yaşardı. İç içeydiler, komşuydular, hemşeriydiler. Bir zaman sonra nasıl olmuş dabu derelerde kan akmaya başlamış, orasını kimse açıklamıyor. Birbirlerini suçluyorlar. ‘Sultanın zamanında yapıldı’ diyor kimileri. O büyük kavgada haklıyı haksızı ayırmak zaman işi. Binlerce adamın kanının aktığını, boyunlarının vurulduğunu, mallarının mülklerinin talan edildiğini, evlerinin dükkânlarının yakıldığını, kiliselerin, okulların ateşe verildiğini masal anlatır gibi anlatır büyükler. Din kavgasında Allah korkusu, acıma duygusu siliniyor demek ki. ‘Onu da yaratan Allah’ demeyip boynunu vuruyorsun. Dün ekmeğini bölüştüğün adama düşman oluyor, varlığını parçalıyorsun. Bu korkulu dünyada din değiştirmek, ölmenin karşısında bir tercih olmuş. Bedros; Bedri, Ohannes; Osman’a dönüşüvermiş. Şimdi dereler kurumuş, kan izi yok. …görünen o ki hiçbir şey nedensiz değil…” (Sy.11)

 

Elâzığ’ı her yönüyle tanırken,özellikle günümüzde “Gakkoş” kelimesiyle övünmek yerine,Harput kültürünün bir deniz-derya olduğunu unutmamak gerekir.Nasıl A ya da B şehirleri bir iyilik nişanesi değilse,Elâzığlılık da değil. Ya da hani şu olay olmuş diye “Allah belalarını versin” diyemeyiz. Dönüp tarihe baktığımızda, olup biten nice nice vicdanlara sığmayan olaylarla karşılaşıyoruz. Duranın kabahati birse sormayanın deste deste. Kaybedilmiş bir dilin ve Mamoş türküsünde unutulanların acısı çok büyük. O türküyü dinleyip içinin acıdığı an anlıyor insan.

 

Harput’u anlatan 391 sayfa romanın sayfaları ilerledikçe, yaşadığımız kentte, ilçe de ve köyümüzde dahi etrafımıza baktığımızda, bizi utandıran varlıkların karşımıza çıktığınıgörüyoruz.Örneklersek, 2014 yılında yayımlanan Bırîwan kitabımda, birinci kuşak okuyanlarımızdan 1925 doğumlu Fen memuru Hasan Erdem’le yaptığım röportajda, köyümüzde dört Ermeni ailesinin yerleşik hayatları olduğunu söylemişti. Ayrıca, köyde bazı yer adlarının Ermeni vatandaşlarımıza ait olduğunu yazdığım için de, kendi köyümde “Ermenilerin derdi tasası sana mı düştü?” diyen ve adeta beni sorguya çekenleri unutamam. Demem o ki, yaşadığımız dünya bildiğimiz dünya değildir. Bu romanda da Harput’un tarihi anlatılırken, “Tarihin söylediğine göre Sophen Krallığının bir kentiydi Harput. Onlar Harperté diyorlardı, Hirtabirt, Xarpirt, Garperd, Handzit, adları bu kentin elden ele geçtiğini gösteriyor, hepsinden bir kalıt var yani” deniliyor. …Türkçe, Ermenice, Süryanice sesler bir öbekte birleşmiş.” (sy.23)

 

Biliyoruz, kitaplara dokunmak, incelemek bilgi açlığını giderir. Bilgelik öğretilmez, öğrenilir. YığıkiliZülküf’ün hikâyesi acılarla sevinçlerle örülmüş ve de Harput’u yakından tanımak için okunması gereken bir romandır. Onun babayiğitliği, insanlara dokunan iyiliği, fakir fukaraya sahiplenmesiyle başlar. Haksızlıklara başkaldırmış, yoksula el uzatmış, ortamı yatıştıran bir kişiliktir. Dostlarıma,YığıkiliZülküf’ü okumalarını öneririm. 

…………………..

Not: Tüm okurların bayramını kutluyorum…



Bu yazı 4893 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
4364 Okunma
1253 Okunma
711 Okunma
685 Okunma
570 Okunma
527 Okunma
503 Okunma
495 Okunma
479 Okunma
410 Okunma
391 Okunma
383 Okunma
365 Okunma
340 Okunma
263 Okunma
210 Okunma
186 Okunma
123 Okunma
4596 Okunma
4364 Okunma
4136 Okunma
4108 Okunma
3872 Okunma
3838 Okunma
3669 Okunma
3126 Okunma
1639 Okunma
1536 Okunma
1406 Okunma
1268 Okunma
1253 Okunma
1201 Okunma
1189 Okunma
1151 Okunma
1088 Okunma
1033 Okunma
990 Okunma
940 Okunma
931 Okunma
900 Okunma
890 Okunma
884 Okunma
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI