Bugun...


YAZAR-ŞAİR MİRAÇ DOĞAN

facebook-paylas
Sahibinden “YAĞMALIK” Keban Dağları
Tarih: 27-05-2026 05:08:00 Güncelleme: 27-05-2026 05:08:00


Keban, binlerce yıl önce bir maden kenti olarak doğmuş ve tarihsel süreçte hep bu kimliğiyle anılmıştır. Rahmetli dedem başta olmak üzere, yöre halkımızın büyük bir çoğunluğu da Etibank madenlerinden emekli olmuştur. İnkar edemeyiz; maden bir dönem bu yöreye zenginlik, hareketlilik ve refah getirmiştir. Ancak bugün konuşmamız gereken asıl mesele, bu madenlerin ardında bıraktığı ekolojik, insani ve sosyolojik tahribattır.

​Etibank madeninin aktif olarak çalıştığı dönemlerde Keban’ın nüfusu 35 binlere kadar yükselmişti. Elazığ’a her on dakikada bir minibüs kalkar; çevre ilçelerden, hatta il merkezinden insanlar Keban’daki eğlence mekanları için buraya akın ederdi. Sinemaları, canlı pazar yerleriyle Keban, muazzam bir ticari ve kültürel hareketlilik yaşıyordu. Öyle ki, bu devasa nüfusu karşılayacak ev bulunamadığından, ahırların duvarları kireçle badanalanıp ev niyetine kiraya verilirdi. Fakat Etibank kapanınca, kadrolu çalışanlar başka illere ve maden sahalarına aktarıldı; Keban derin bir sessizliğe büründü. Bir dönem sadece emekli maaşlarının döngüsüyle kendini çevirmeye çalışan ilçemiz, zamanla durağanlaştı ve bugünkü balıkçılık ile butik turizm eksenine evrildi.

​Madenin ekonomik olarak getirilerini ve gidişiyle bıraktığı boşluğu anladıysak, şimdi madalyonun diğer yüzüne, yani ekolojik yıkıma bakalım:

​Keban’da maden işlenebilsin diye geçmişte dağlarımızda ağaç bırakılmadı. Öyle ki, topraktan ağaç köklerinin bile sökülüp yakıt olarak kullanıldığı hâlâ yöre halkının dilindedir. Ardından gelen büyük erozyonun ve son 20-30 yıldır yürütülen ormanlaştırma girişimlerinin başarısız olma sebebi işte tam olarak bu toprak tahribatıdır. Bugün üniversite yerleşkesi içerisinde kalan eski maden işleme fabrikasını gezen her Kebanlı iyi bilir ki, o alanda artık ot bile bitmiyor! Kaldı ki, o yıllarda Fırat’a uzanan atıkların nehirde ne tür kalıcı zararlar verdiğini, neleri zehirlediğini bugün bile tam olarak bilemiyoruz.

​Madenin yoğun iş gücüne ihtiyaç duyduğu yıllarda, kendi atalarım da dahil olmak üzere köylülerimiz topraklarını, sürülerini bıraktı; bağını bahçesini ekmekten vazgeçip Keban’daki bu sanayi çarkına dahil oldu. Çocukları, yani yeni nesil Kebanlılar bu çarkın içinde büyüdü ve toplum hızla şehirlileşti. İşte maden çekilip gittiğinde insanların köylerine geri dönmeyişinin, Keban’ın amansızca göç vermesinin ana sebebi budur. Yüzlerce yıldır ataları nasıl yaşadıysa öyle yaşayan insanların statüsü bir anda değiştirildi ve bu sosyolojik kırılma yöreyi kimsesizleştirdi. Köylere dönülmedi, eski yaşamlar ihya edilmedi. Bugün on binlerce Kebanlının yüreğini sızlatan o meşhur sıla hasretinin kökeninde, işte bu zoraki sosyolojik değişim yatmaktadır.

​Gelelim günümüze...

​Bugün Keban’da yeni maden sahaları parsel parsel alınıp satılıyor. Kurşunkaya Köyü toprakları maden firmaları tarafından satın alınıyor, harıl harıl sondaj çalışmaları yapılıyor. Şu geçtiğimiz günlerde, akşam saatlerinde Değirmenbaşı Mahallesi’nden Şeftil Tepesi’ne doğru bakarsanız, ağaçların arkasına gizlenmiş o sondaj kulelerinin ışıklarını ve çalışmalarını kendi gözlerinizle görebilirsiniz.

​Ne acıdır ki, bu durumdan kimse rahatsız görünmüyor. Hatta "Maden açılsa da gençlere istihdam oluşsa" diye umutlananlar var. Kıymetli hemşehrilerim, vatansever yurttaşlarım; o madenlerin artık Keban’a zerre kadar faydası yok! Geçmişteki o muazzam zenginliğin Keban’ın bağrına tek bir çivi çakmışlığı var mı? Hani, o şaşalı dönemden Keban’a ne miras kaldı? En fazla 10 yıla kalmaz, o dönemin son emeklileri de aramızdan ayrılıp gidecek.

​Keban, bizim ve torunlarımızın geleceğidir; bu coğrafyaya artık el değdirilmemelidir. Maden firmaları gelecek, cevherimizi söküp alacak, insanımıza "iyi para" zannettiğiniz üç kuruş maaşları verecek, dağlarımızı yağmalayıp sonra çekip gidecek. Geriye dönüp baktığınızda, her gün seyre daldığınız o canım Şeftil Tepesi köstebek delikleri gibi delik deşik görünüşüyle içinizi sızlatacak. Yıllardır binbir emekle zar zor yeşertilen ağaçların akıbeti ise meçhul kalacak. Günün sonunda elimizde; altüst olmuş bir sosyoloji, mahvedilmiş bir ekosistem ve genzimize dolacak toz ile pislikten başka hiçbir şey kalmayacak!

​Keban bugün kendi yerel ekonomisiyle, balığıyla, turizmiyle bir şekilde dönüyor; kaderi artık bu temiz sayfayla şekillendi. Ben, İliç maden faciasının öncesinde ve sonrasında o bölgede bizzat çekimlere katılmış, o yıkımı gözleriyle görmüş bir kardeşinizim. İliç de bir zamanlar zengindi, halkın refahı yüksek görünüyordu; maden bir gecede kapandı ve herkes sudan çıkmış balığa döndü. Şehir hızla tenhalaştı, aileler peş peşe İliç’i terk etti. Maden gibi sürdürülebilirliği olmayan, doğayı sömürüp kaçan her işte son hep aynıdır.

​Üç beş yıllık, geçici ve aldatıcı halüsinasyonlar uğruna Keban’ın kaderiyle, geleceğiyle oynanamaz! Bugün "Ben Keban’ı seviyorum, ben vatanseverim" diyebilen hiçbir vicdan sahibi bu talana, bu sondajlara sessiz kalmamalıdır.

​Bu coğrafya, bu dağlar bizim. Gelin, sönüp gidecek geçici parıltılar için ebedi evimizi yıktırmayalım.



Bu yazı 1306 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
3352 Okunma
2381 Okunma
2229 Okunma
2156 Okunma
851 Okunma
796 Okunma
705 Okunma
636 Okunma
542 Okunma
509 Okunma
493 Okunma
483 Okunma
457 Okunma
456 Okunma
429 Okunma
389 Okunma
372 Okunma
258 Okunma
224 Okunma
223 Okunma
212 Okunma
116 Okunma
4009 Okunma
4002 Okunma
3961 Okunma
3736 Okunma
3684 Okunma
3352 Okunma
3350 Okunma
3216 Okunma
2739 Okunma
2668 Okunma
2566 Okunma
2381 Okunma
2321 Okunma
2229 Okunma
2204 Okunma
2156 Okunma
2094 Okunma
1611 Okunma
1093 Okunma
1062 Okunma
1021 Okunma
1011 Okunma
991 Okunma
990 Okunma
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI