AĞLATAN DUYGULAR
Sevgili dostlar yaşanmış gerçek bir anıdan bahsedeceğim bu yazımda. Yer İstanbul. Tahminen 1967 veya 68 yılları arası. O yıllardan günümüze kadar gelen bir triko yani kazak markasının geçmişinde yaşanan muhteşem bir anı. Bu muhteşem markanın sahipleri kuşak değişince, fabrika dahil marka ile birlikte bir kaç el değişti maalesef. Bu yüzden isminden söz etmeyeceğim. Çünkü benimde kursağıma bu harika markanın ekmeği nasip oldu. Ben bu fabrikada aktif çalışmadım ama, bazı makineleri arıza yapınca gider tamir ederdim 1985 li yıllarda.
Türkiye Cumhuriyetinin özel sanayi sektörü kendinden yeni yeni söz ettirdiği bu 1967 li yıllarda, bahsi geçen triko firması da kendi alanında ismini duyurmaya başlamış. Ürettiği kazaklar gerek kalite yönünden gerek model itibariyle, her yaşa hitap ediyor. Hal böyle olunca bu firma faaliyet gösterdiği İstanbul Mercanda ki bir han içinde, kendi çapında büyümeye başlar. Mevcut makine parkına ilaveler yapar. Durum gayet iyi giderken aldığı son makineler yüzünden, geçici bir ödeme sıkıntısı yaşar. Ay sonuna henüz İki gün kalmış, gerek işçi maaşları gerek makinelerin taksiti derken, iş sahibi buna çözüm arar. Geleceğin triko fabrikasına aday gelişmekte olan atölyenin yönetici ustasına, bir sabah patronu şunları söyler. İki gün sonra yüklü bir ödemem var, haliyle aynı gün işçi maaşları da var. Sonuç ortaya geçici bir sıkıntı çıktı. Senden ricam çalışanlara bir sorsan, acil durumu olmayanlara maaşlarının yarısını versek, On gün sonra da geriye kalanı öderiz der. Yetkili ustası tamam patron deyip işçilerin yanına döner. Atölye ustası patronun ricasını kısa zaman içinde tüm çalışanlara tek tek sorar. Zaman fakirliğin diz boyu olduğu yıllar ve çalışanların çoğu da evli barklı. Ustanın konuştuğu her işçi sanki birlikte sözleşmiş gibi, biz bu ay maaş almayalım patron ödemesini rahatça yapsın derler. Bu hikayeyi bana anlatan emektar ağabey şunları söyledi, inan o gün cebinde ekmek parası dahi olmayan arkadaşlarımız vardı. Fakat bırak maaşın yarısını istemek bir kuruş dahi almayalım ki patron ödemesini kolayca yapsın derler.
Patronun ricasını işçilere soran atölye ustası, aldığı bu güzel haberi gidip patronuna anlatır. Patron bu davranış karşısında çok mutlu olur, ama ustaya derki olmaz öyle şey. Ben bu kadarını beklemiyordum, o zaman herkese yarım maaş verilsin gerisini 10 gün sonra tamamlarız. Aynı gün öğlen yemek saatinde, patron yemekhaneye gelir bir teşekkür konuşması yapmak ister. Patron yemekhaneye girdiğinde herkesin göreceği yerden arkadaşlar der, der ama başka bir söz etmeye gözyaşları izin vermez. Biraz ağlayıp kendine geldiğinde, teşekkür konuşmasına gelen patron, gözyaşları içinde, '''bu atölye batmaz''' sözlerini ancak dile getirir ve gözyaşları içinde yemekhaneden ayrılır.
Saygı değer dostlar bu iş sahibi patron bir Musevi vatandaşımız, işçilerin tamamı Müslüman. Demek istediğim dil din ırk mezhep herkesin kendine göre inançlarıdır. Fakat insan olmak insana insan gözüyle bakmak, doğumdan ölüme kadar vazgeçilmez bir duruş olmalı. Çalışan iş yerini ekmek kapısı olarak gördüğü zaman, işveren de çalışanını o iş yerinde dönen çarkın birer dişlisi olarak görür. Sonuç mutluluk kapımızın penceremizin önünde bolca var, yeter ki biz o mutluluğu görebilelim.
Selam ve saygılar…
Selahattin Yalçıner
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|