SEVMEDİĞİMİZ BİR KİŞİ İÇİN BAŞKALARININ DA OLUMSUZ İLETİŞİME GİRMESİNİ İSTEMEK
Yaşamımız boyunca bütün insanlar ile dost olarak kalmamız mümkün değil. Bazen öyle an gelir ki, iletişim sorunları yaşarız. Dostluğumuz ya çok soğuk bir havaya girer veya tümü ile bitebilir. Haklı oluruz veya olmayız, hiçbir insan ben haksızım demez, ama mutlaka her insanın küçük de olsa haklı ya da haksızlıkta payı vardır. Kendimizi tam olarak haklı bile görsek, bu durumda başka kişilerin de bizim gibi duygu ve düşünceleri kabul etmesini istememiz yanlış olur. Başka bir deyişle sevmediğimiz bir kişiyi başkalarının da sevmesini istememiz doğru olmaz. Kişiler, çevrelerindeki insanlar ile ilgili kararları kendileri vermelidirler. Onları bu konuda zor durumda bırakmaya hakkımız yoktur.
‘’Bana falanca şunu yaptı, şu adamdan nefret ediyorum bana bu kadar kötülük yaptı. Sen de konuşmasan iyi olur bence. Senin de anlaşacağını zannetmiyorum’’. ‘’Bana falanca şunu yaptı ama sakın ona yaklaşma.’’ Bunlar gerçekten iletişime zarar verir. ‘’Ben şundan hoşlanmıyorum, bak, sana da neler yapacak görürsün, demedi deme.’’ Gibi telkinler iletişimin en büyük engellerinden birisidir. Özellikle ilk tanıştığımız insanlara karşı bu tür yönlendirmeler çok olumsuz sonuçlar doğurabilir. Üstelik karşı tarafa ilk etapta güven veriyoruz gibi görünse de aslında karşı tarafın bize olan güvenini sarsacak ilk tohumları attığımızın farkına varamayız. Karşı taraf bunun zamanla kendisine de yöneleceğini hisseder. Gerçekten bu durumun başka hiçbir çıkar yolu yoktur. Başkalarının sırtına basarak yükselmesinin mutlaka bir gün sonu gelir.
Bir sıkıntımız olursa bunu başkalarına anlatarak rahatlayabiliriz. Ancak bunu karşı tarafı karar verme konumuna düşürmemeliyiz. Sadece anlatmalıyız. Sağlıklı düşünen her insan karşı tarafı değerlendirme yeteneği vardır. Karşı tarafın, başkaları için tavır değiştirmesini istemek, aynı zamanda onu aptal yerine koymak anlamına da gelebilir. Yani ‘’sen insanları tanıyamazsın ben sana ne diyorsam o doğrudur, sen hiç kafanı böyle şeylerle yorma ben senin yerine karar veririm’’ anlamına da gelmez mi acaba? Ya da karşı taraf bunu böyle değerlendirmez mi? İnsanları ne olur kendi haline bırakalım. Karşı tarafın da karar verme hakkı olduğunu unutmamalıyız. Düşüncelerimiz insanları yönlendirme aşamasında olmamalı. Eğer böyle olursa bir gün çevremizdeki gerçek dostlarımızın sayısının neredeyse hiç kalmadığını görürsek fazla şaşırmamalıyız.
Her insanın bizim gibi düşünmesini istemek gerçekten büyük bir iletişim kusurudur. İnsanların düşüncesi, fikir yapısı tek değil ki, insanların hepsini sevmek zorunda olmadığımız gibi her insanın bizi sevmesini beklemek de doğru olmaz. Karşı tarafın sağlıklı düşüneceğine inanmak sağlıklı iletişimin en önemli şartıdır. Bu da karşı tarafa değer vermek anlamına gelir. İletişimde öncelikle karşı tarafa önem vermek ve onu dinlemek, onu dikkate almak vardır. Bırakalım insanlar karşı tarafı kendileri değerlendirsin. Biz zaten oldukça yoğun oluruz, bir de kişilik tahlilleri yaparak zaman kaybetmek iletişimi gereksiz yere yaralar. Bir de ‘’kötü’’ olarak nitelediğimiz insanın ‘’iyi’’ olduğu anlaşılırsa durumumuz ne olurdu acaba? Bunu da düşünmek gerekir.