MURİS MUVAZAASI (Mirasçıdan mal kaçırma) NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI
Ülkemizde belki de en yaygın olgulardan biri ,anne-babaların henüz sağ iken birtakım taşınmazları çocuklarından birine bedelsiz şekilde devretmesidir.Hukuk düzenimizde sahibine en geniş yetkileri veren ayni hak olan mülkiyet hakkı her ne kadar buna cevaz verse de ;söz konusu devir ileride açılacak olan muris muvazaası davasının temelini oluşturmaktadır.
Muvazaa kavramı hukukta “görünürdeki işlem ile gizli işlem arasındaki uyumsuzluğu” ifade etmektedir.Buna göre taraflar tapu müdürlüğü nezdindeki resmi senette taşınmazı satmış şekilde görünseler de gerçekte söz konusu taşınmaz bedelsiz olarak devredilmektedir.Bu durumlarda , mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçısı olan diğer kişiler bu devir işleminin iptali ve miras payları oranında adlarına tescili için uygulamada muris muvazaası davası olarak bilinen “ muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil” davasını açmaktadırlar.Bu dava uygulamada çok yaygın olsa da , hukukumuzda bizzat düzenlenmiş değildir.Temelini 6098 s. TBK m.29 ve Yargıtay İBK 1974 tarihli kararından almaktadır.
Söz konusu dava , tenkis (indirim) davasından farklı olarak saklı pay sahibi olsun ya da olmasın herhangi bir mirasçı tarafından açılabilmektedir.Budavada , devredilen taşınmazın muvazaalı bir şekilde devredilip devredilmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.Genelde , taşınmazın devredildiği tarihten uzunca bir süre geçtikten sonra bu dava açıldığı için devrin muvazaalı olup olmadığının tespitine yarayan birtakım kriterler gelişmiştir.Buna göre:
Gibi hususlar , devrin muvazaalı olup olmadığının tespitinde önem taşıyan kriterlerdir.
Bu davada ispat kurallarına gelirsek normal şartlar altında muvazaa olgusunun senet-yazılı delil ile ispatı aranmaktadır.Ancak muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında mirasçılar , mirasbırakana nazaran üçüncü kişi sayıldıklarından Yargıtay yaklaşımı dava açan mirasçının muvazaa olgusunu tanık dahil her türlü delil ile ispat edebileceği noktasındadır.
Üzerinde önemle durulması gereken bir husus: söz konusu davanın yalnızca taşınmazlara ilişkin açılabileceğidir.Mirasbırakanın henüz sağ iken araç devretmiş olması ya da nakit/altın gibi bağışlamalarda bulunmuş olması durumunda ise tenkis(indirim) gündeme gelecektir.
Bu dava için öngörülmüş herhangi bir zamanaşımı süresi ya da hak düşürücü süre yoktur.Dolayısıyla devirden itibaren uzunca bir zaman geçmiş olsa dahi söz konusu dava açılabilecektir.Öte yandan dava , tapuda kayıt maliki olarak görünen kişiye karşı açılacaktır.Şayet bu kişi ölmüş ise külli halefi olarak mirasçılarına husumet yöneltilmesi gerekecektir.
Söz konusu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup , yetkili mahkeme 6100 s. HMK m.12 hükmü uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.Şayet birden fazla taşınmaz bu şekilde muvazaalı olarak devredilmişse yetkili mahkeme taşınmazlardan herhangi birinin bulunduğu yer mahkemesidir.( HMK m.12/son)
Av. Ali DEMİR