Bugun...


YAZAR : CEM BAYINDIR

facebook-paylas
YIL BİTERKEN
Tarih: 21-12-2025 12:02:00 Güncelleme: 21-12-2025 12:02:00


YIL BİTERKEN

 

1950 genel seçimleri kampanyasında, Demokrat Partili Tahsin Marmara kürsüye çıkıp "İsmet Paşa asker kaçağıdır" deyince halk coşkuyla alkışlar, İsmet Paşa’ya yuhlar çekilir. Böylelikle bu sav o seçimde dilden dile aktarılır.

İnsan ya da toplum bir kez akıl ve sorgu yetisini yitirdi mi, artık sağlıklı ve sorgulayıcı düşünme mümkün olmaz. Kurtuluş Savaşı kahramanı İsmet İnönü’nün asker kaçağı olduğu yolundaki saçma bir sav, kimi çevrede gerçek sanılmış, seçim sürecinde taraftar bulmuştur. Turan Güneş şöyle anlatıyor:

“Kandıra’da bizim Yuvacık köyü vardır. O köyde Demokrat Hasan diye ağzı laf yapan bir Demokrat Partili var. Yukarıdaki sözü yineleyip duran Hasan'a seslendim:

"Yahu Hasan, koca İsmet Paşa asker kaçağı olur mu?’ dedim...

"Valla Turan Bey, bizim köy Rum çeteleri ile doluydu, bizi bunlardan İsmet Paşa kurtardı savaşta… Ama bizim parti öyle dedi, bugünkü ortamda İsmet Paşa asker kaçağı demek bizim işimize geliyor. Başka konuya gerek bile kalmıyor, doğrudan ona asker kaçağı diyorum.”

Aradan yetmiş üç yıl geçmiş... Değişen çok bir şey yok... Bugün de siyasetçiler, "Avrupa bizi kıskanıyor", "kimse bizi çekemiyor, "dünyanın en büyük ülkesiyiz", "İsmet Paşa camileri ahır yaptı", "Atatürk namaz kılanı, ezan okuyanı idam etti", "Atatürk, Lozan'da iki milyon km² toprağı yedi yüz seksen bine düşürdü" gibi sözlerle oy almaya çalışıyor, hâlâ da başarılı oluyorlar.

Koruma yasası nedeniyle Atatürk’e açık düşmanlık yapamasalar da, İsmet İnönü onun denli şanslı değil. Cumhuriyet düşmanlarının -en az 50 yıldır- kum torbasına dönmüş durumda. Bugünkü geriye gidişi, sorunları, yıkımı gizlemek ve halka yaranmak isteyenler, Cumhuriyeti kuranları ve temel değerleri acımasızca ve kinle yok edip duruyorlar...

Her ne denli ülkede çağ atlama, cihan devleti olma, faizi bitime, dış borcunu kapatma, IMF’ye borç verme, sağa sola nizam verme, ileri demokrasi gibi somut gerçekliğin dışına çıkmış pembe düşlerle yaşasak da bunların gerçek olmadığını hemen herkes biliyor.

Artık, bir çeşit illüzyonla; yurt dışı ve içinde hamaset, millî ve dinî değerlere dönük propagandayla, radyo, gazete ve TV’lerle, hatta gerçek dışı senaryolu tarihsel dizilerle etkileme peşinde.

Yine herkes biliyor ki 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022, 2023,2025,. Her geçen yıl demokrasi de ekonomi de toplumsal değerler de geriye gitti. İç, dış politika, ekonomi, adalet, eğitim, spor, sanat dibe vurmayı sürdürüyor. Depremler de bize büyük yıkım oldu. 

Karşıt düşüncelere tahammülsüzlük, basın üzerinde sürekli artan baskı, olağanüstü yönetim uygulamaları, depremlerde büyük yıkım ve ölümler, iş kazaları, can kayıplarına yol açan maden kazaları, kadın cinayetleri, çocuklara yönelik cinsel saldırılar, İstanbul ormanlarından, meralara, Trabzon ormanlık bölgesinden, Artvin'e, Karadeniz yaylalarından, Güneydoğu'da Hasankeyf’e, oradan adalara, kıyılara dek ülkenin tüm doğal kaynaklarının ve yeşil alanlarının acımadan hedef alındığına yönelik haberler ülkenin gündeminden düşmez oldu.

Medya ve sosyal medya kullanılarak sistemli biçimde gerilimin artırılıp toplumun kutuplaştırılması, halkın ortak değerlerinin, sorgulama yeteneğinin ve eleştirel düşünme yetilerinin -özellikle algı yönetimi ile- yıpratılması yolu tam hız açık durumda.

Bu yıl öngörüm de gidişin olumlu olmayacağı yönünde. Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin büyük bölümü yıkıldı, kalan, direnen değerler için de yıkım ve parçalama çalışmaları sürecektir. Eğitimsizlik, bilgi, akıl ve değer düşmanlığı sürdükçe de, toplum hafızası silinecek, belli düşünceler aşılanarak melez bir Orta Doğu toplumu kurulmaya çalışılacağı açık. Toplumun yok edilen hafızasının yerine Türk tarihi ve kültürü ile ilgisiz, çok ayrı melez Orta Doğu eksenli yapay değerler ve tarih anlayışından doğacak bir toplum yaratılması girişimi kesinlikle sürdürülecektir.

Oysa Orta Doğu toplumlarında ne demokrasi vardır ne yerleşik etik ve ne de hukuk kuralları. Orta Doğu toplumlarında “ulus” ve “yurt” kavramları da önemsizdir. Bu dayatma Türk toplumunun bünyesine uymaz ve zarar verir. Anlaşılan girilmiş bu yoldan dönülmeyecek; ekonomik, siyasal, toplumsal, vb. hiçbir sorunu çözemeyenlerin bundan sonraki süreçte de; daha da yığılan, biriken sorunları çözmesi artık hiç mümkün olmasa da, tüm yoğunluğuyla toplumu istedikleri kıvama dönüştürmenin son taşları döşenecektir. 

Pir Sultan Abdal’ın “Bozuk düzende sağlam çark olmaz” sözünü anımsatmak isterim. Yaşamın her alanında huzursuzluğun, şiddetin, hoşgörüsüzlüğün egemen olduğu bir ortamda ne sanat ne bilim, ne sağlık, ne eğitim, ne de iyi davranışlar kalır...

Bu bakımdan, 2026 yılı için; huzur, mutluluk, millî güvenlik, ekonomi, dış politika, eğitim, adalet gibi konuların, bu anlayış ile çözülebilmesi konusunda umutlu olmak ya da olumlu gelişmeler beklemek olanaksızdır.

Mutlu yıllar diliyorum… 

 



Bu yazı 2905 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
6025 Okunma
4574 Okunma
3067 Okunma
758 Okunma
698 Okunma
648 Okunma
602 Okunma
587 Okunma
556 Okunma
544 Okunma
459 Okunma
458 Okunma
437 Okunma
412 Okunma
399 Okunma
358 Okunma
325 Okunma
300 Okunma
280 Okunma
279 Okunma
270 Okunma
264 Okunma
263 Okunma
256 Okunma
6025 Okunma
5087 Okunma
4847 Okunma
4833 Okunma
4674 Okunma
4574 Okunma
4525 Okunma
4346 Okunma
4240 Okunma
4237 Okunma
4196 Okunma
4116 Okunma
4081 Okunma
3967 Okunma
3862 Okunma
3801 Okunma
3651 Okunma
3392 Okunma
3254 Okunma
3130 Okunma
3112 Okunma
3067 Okunma
2215 Okunma
2018 Okunma
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI