Bir çocuğun başarısı kaç net eder?
20 net mi? 40 net mi? 80 net mi?
Peki ya bir çocuğun yeniden başlayabilme cesareti kaç net eder? Başarısız olduğunda vazgeçmemesi, merak etmesi, soru sorması, bir arkadaşının elinden tutması, kendini ifade edebilmesi ve hayata umutla bakabilmesi hangi puanla ölçülür?
Bir çocuğun geleceğini yalnızca sınav sonuçlarına sığdırabilir miyiz?
Elbette sınavlar önemlidir. LGS, YKS ve diğer sınavlar öğrencilerimizin hayatında önemli dönüm noktalarıdır. Çocuklarımızın akademik olarak güçlü olmaları, hedeflerine ulaşmaları ve emeklerinin karşılığını almaları hepimizin ortak arzusudur.
Ancak bir çocuğun hayatını yalnızca sınav sonucuna indirgemek, eğitimin çok daha büyük anlamını gözden kaçırmamıza neden olabilir.
Çünkü hayatın soruları test kitaplarında yazmıyor.
Hayat; “A, B, C, D seçeneklerinden hangisi doğrudur?” diye sormuyor. Bazen karşımıza beş seçenek bile çıkarmıyor. Bazen başarısız oluyoruz, beklemediğimiz sonuçlarla karşılaşıyoruz ve yeniden başlamak zorunda kalıyoruz.
Çocuklarımızı asıl hazırlamamız gereken hayat da tam burada başlıyor.
Eğitimin içinde uzun yıllardır bulunan bir yönetici olarak, her sınav döneminde aynı sorunun etrafında yeniden düşünüyorum:
Biz çocuklarımızı gerçekten neye hazırlıyoruz?
Bugünün dünyasında bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Birkaç saniye içinde milyonlarca bilgiye erişebiliyoruz. Yapay zekâ, dijital teknolojiler ve değişen çalışma hayatı, çocuklarımızın yaşayacağı dünyayı bizim çocukluğumuzdan çok farklı hâle getiriyor.
Bu nedenle çocuklarımıza yalnızca daha fazla bilgi öğretmek yeterli değil. Onlara düşünmeyi, sorgulamayı, doğru bilgiye ulaşmayı, bilgiyi yorumlamayı, üretmeyi ve karşılaştıkları sorunlara çözüm geliştirmeyi de öğretmeliyiz.
Bir çocuğun matematik sorusunu çözmesi önemlidir. Ancak karşılaştığı bir hayat problemini çözebilmesi de en az bunun kadar değerlidir.
İyi bir İngilizce bilmesi önemlidir. Kendini doğru ifade edebilmesi de öyle.
Yüksek bir sınav puanı büyük bir başarıdır. Fakat başarısız olduğunda yeniden ayağa kalkabilmesi, belki de daha büyük bir kazanımdır.
Bu noktada okulun ve öğretmenin rolü kadar ailenin yaklaşımı da büyük önem taşıyor. Çocuklarımıza her gün yalnızca “Kaç net yaptın?” diye sormak yerine bazen;
“Bugün ne öğrendin?”
“Seni bugün ne heyecanlandırdı?”
“Nerede zorlandın?”
“Bir arkadaşına yardımcı oldun mu?”
diye de sormalıyız.
Çünkü çocuklarımızın yalnızca başarılı olmaya değil, başarısızlıkla baş edebilmeye de ihtiyaçları var.
Her çocuğun aynı olmadığını da unutmamalıyız. Kimi matematikte, kimi sporda, kimi sanatta, kimi teknolojide, kimi de iletişimde kendini gösteriyor.
Eğitimin görevi bütün çocukları aynı kalıba sokmak değil; her çocuğun içindeki potansiyeli keşfetmesine yardımcı olmak olmalı.
Bu nedenle iyi bir okul, yalnızca yüksek sınav sonuçlarının konuşulduğu okul değildir. İyi bir okul; öğrencisinin akademik gelişimini takip ederken onun karakter gelişimini, sosyal becerilerini, özgüvenini, merakını ve geleceğe hazırlanma sürecini de önemser.
Bu yaklaşımı Uygar Okulları’nda günlük eğitim hayatının küçük ama anlamlı ayrıntılarında görmeye çalışıyoruz. Örneğin bir öğrencinin yaptığı çalışmayı yalnızca doğru ya da yanlış sonuç üzerinden değerlendirmek yerine, o sonuca nasıl ulaştığını, nerede zorlandığını ve farklı bir çözüm yolu geliştirip geliştiremediğini de konuşuyoruz. Böylece ders, yalnızca doğru cevabı bulma süreci olmaktan çıkıp düşünmeyi, denemeyi ve gerektiğinde yeniden başlamayı öğrenme fırsatına dönüşüyor.
Akademik başarıdan vazgeçmeden; öğrencilerimizin araştıran, sorgulayan, üreten, kendini ifade edebilen ve değişen dünyanın ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen bireyler olmalarını hedefliyoruz.
Çünkü eğitim yalnızca bir sınava hazırlanmak değildir.
Eğitim, bir insanın hayatına hazırlanmasıdır.
Belki yıllar sonra bugün sınav sıralamalarına baktığımızda bazı isimleri hatırlamayacağız. Ancak yetiştirdiğimiz çocukların nasıl insanlar olduklarını hatırlayacağız.
Topluma nasıl katkı sunduklarını, karşılaştıkları zorluklarla nasıl mücadele ettiklerini, nasıl düşündüklerini ve nasıl iz bıraktıklarını…
Bu nedenle eğitimciler olarak kendimize daha büyük bir hedef koymalıyız.
Çocuklarımızı sadece kazanmaya değil, hayata hazırlamalıyız.
Çünkü bir çocuğun gerçek başarısı, bir sınav kâğıdındaki doğru cevaplardan çok daha büyüktür. O başarı; düştüğünde yeniden ayağa kalkmasında, bilmediğini sormaktan çekinmemesinde, başkasının hayatına dokunmasında ve kendi yolunu cesaretle çizebilmesinde saklıdır.
Belki de yıllar sonra çocuklarımızın kaç net yaptığını değil, kaç insanın hayatına umut kattığını konuşacağız.
Belki de gerçek başarı;
iyi bir liseye girmekten önce iyi bir insan olmayı,
iyi bir üniversite kazanmaktan önce iyi bir hayat kurabilmeyi,
başarılı olmaktan önce başarıyı anlamlı kılmayı öğrenmektir.
Çünkü bir çocuğun başarısı, kaç net ettiyle ölçülemeyecek kadar değerlidir.
Eğitime artı değer katmak; çocuğun bugünkü başarısına değil, yarınki hayatına da dokunabilmektir.
Mehmet Dağ
Genel Müdür
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|