Bugun...


YAZAR : CEM BAYINDIR

facebook-paylas
BİR AYDIN, BİR BİLGE, BİR DOST -KEMAL ÖZMEN’İN ANISINA (1950 – 19 Mayıs 2024)-
Tarih: 20-05-2026 15:46:00 Güncelleme: 20-05-2026 15:46:00


BİR AYDIN, BİR BİLGE, BİR DOST

,-KEMAL ÖZMEN’İN ANISINA (1950 – 19 Mayıs 2024)-

 

 

 

Kimi insanlar vardır; geçtikleri yerlerde yalnızca ayak izlerini değil, koca bir düşünce evreninin tohumlarını bırakırlar. Yazın, düşün ve bilim dünyasının değerli adlarından Prof. Dr. Kemal Özmen, tam da böyle bir aydın, böyle "iz bırakan" biriydi.

Kemal Hoca ile yollarımızın kesişmesi benim çocukluğuma, 1975-76 yıllarına uzanır. O yıllarda Hacettepe’de genç bir öğrenci olan Kemal Özmen ile Keban’da ilkokul öğretmeni olan babam Sabit Bayındır arasında, zamanla derin bir düşünsel boyuta evrilen sarsılmaz bir dostluk vardı.

Keban gibi küçük bir ilçede, onların buluşma yeri kahveler değil; yeşil ağaç altları, Fırat kıyıları ve barajı gören açık alanlardı. Bu iki derin insanın söyleşileri, küçük bir yerleşimden taşıp Türk ve Batı yazınına, geçmişe, Balzac’tan Yılmaz Güney’e, Kazancakis’e değin uzanırdı.

Babamın sesinde ve Kemal Hoca’nın derinlikli Fransız, Rus ve Türk yazın birikiminde; bir kültüre, bir toprağa bağlılığın ne denli güçlü olduğunu o yaşlarda büyülenerek izlerdim.

Babamın ölümünden sonra o eşsiz bağ, Kemal Hoca ile benim aramda kök salacaktı. Yılda üç beş gün yüz yüze görüşebilsek de yazışmalar ve telefonlarla süren iletişimimiz, benim düşünce evrenimi alabildiğine genişletti. O, yalnızca bir bilim insanı değil; bilgisini, eleştirisini ve inceliğini esirgemeden paylaşan bir yol göstericiydi.

Kemal Hoca ile yazışmalarımız, yazın ve düşünbilim geçmişi açısından birer ders niteliğindeydi. Bir iletisinde, salt Keban’ın kültürel bırakıtına katkı olsun diye, Nimrili genç ozan Mehmet Bakır’ın izini nasıl sürdüğünü anlatmıştı. Milli Kütüphane'den ve eski kitapçılardan kitaplar getirtip günlerce araştırma yapmış ve bir ozanın yaşamöyküsü yanlışını tek başına düzeltmişti. Onun için gerçeklik ve değerbilirlik her şeyin üstündeydi.

Çevirinin Dili ve Büyüsüne İlişkin

Bir başka iletisinde beni çeviri evreninin derinliklerine indirmiş, Nurullah Ataç ile Sabahattin Eyüboğlu’nun çeviri anlayışları üzerinden, Fransız ozan Valéry’nin tek bir tümcesi uğruna nasıl ateşli bir dil tartışmasına girdiklerini anlatırken, sözcüklere duyulan o eski, soylu saygıyı anımsatmıştı.

Şiir çevirisinde hep gözden kaçan o "üçüncü dili", yani doğrudan şiirin kendi dilini ne kadar az çevirmenin yakalayabildiğinden yakınırdı.

Marquez’in "Yüzyıllık Yalnızlık" yapıtı üzerine yaptığı şu saptama ise eşsizdi: "Kitabı önce Türkçe okudum, büyülendim. Sonra Fransızcasını okuduğumda sıkıldım, çünkü dildeki 'büyü' uçup gitmişti. Marquez’in o doğaüstü, masalımsı diline Fransızcanın akılcı ve kuru yapısı uymuyordu. Oysa Türkçe, o masal havasıyla şaşırtıcı biçimde örtüşüyordu..." O, dillerin özünü böylesine derinden duyumsayan bir bilgeydi.

Yaşamın "Saçmalığı" ve Varoluş Üzerine

Bilgiye inanan bir bilim insanı olmasının yanında, duygularıyla da çok etkileyici biriydi Kemal Hoca. Çocukluğumuzda Keban’da yaşanan ve amcamın da anlattığı ortaokul öğrencilerini taşıyan bir kamyonun devrildiği korkunç olayı aslında onun da yaşadığını yıllar sonra bir iletisinden öğrenmiştim.

Kamyonun ters döndüğü, çığlıkların göğe yükseldiği, motorin kokusunun yıllarca belleğinden silinmediği o örseleyici anı anlatırken, sözü varoluşçuluğa ve Albert Camus’ye getirmişti.

Bana şöyle yazmıştı:

"Bu olayda ölebilirdik de... Varoluşçuların sorguladığı 'absurde' kavramı Türkçeye 'saçma' diye çevrilir, yanlıştır. Doğrusu 'usla kavranamayan, açıklanamayan'dır. Yaşam saçma değildir; hele değersiz hiç değildir. Neden doğduğumuzu bilmediğimiz gibi, neden öldüğümüzü de hiç bilmeyeceğiz."

Ve sözlerini, bir ağaca çarparak yaşamını yitiren Camus'nün cebinden çıkan tren biletini anımsatarak, Malraux’nun şu çarpıcı tümcesiyle bitirmişti:

"Yaşam hiçbir şey etmez, ancak hiçbir şey de yaşam denli değerli değildir..."

Geride Kalan İz

Yıllar önce özel br radyo kanalında bir gencin, "Tüm yaşamıma yön veren tek kişi Prof. Dr. Kemal Özmen'dir" diyerek ona övgüler yağdırdığını duymuştum. O genç haklıydı; Kemal Hoca aydınlandığı ışıktan tüm topluma pay dağıtan, yalnızca yetkin değil, yaşamlara dokunan "etkin" biriydi.

Onat Kutlar’ın dediği gibi, ondan ayrılışımız "dünden değil, yarından ayrılış gibi" acı oldu. Ama André Malraux’nun dediği gibi: "Bu yeryüzünde bir iz bırakmak gerek."

Kemal Özmen; yapıtlarıyla, öğrencileriyle, dokunduğu yaşamlarla, inceliği ve akla olan saygısıyla bu yeryüzünde silinmez, derin ve onurlu bir iz bıraktı. O izi sürmek, biz geride kalanların boyun borcudur.

Huzur içinde uyu Kemal Hocam... Seni hiç unutmayacağız.

 



Bu yazı 2148 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
2985 Okunma
986 Okunma
952 Okunma
707 Okunma
664 Okunma
653 Okunma
600 Okunma
597 Okunma
497 Okunma
440 Okunma
390 Okunma
375 Okunma
347 Okunma
340 Okunma
336 Okunma
329 Okunma
264 Okunma
229 Okunma
181 Okunma
170 Okunma
168 Okunma
143 Okunma
130 Okunma
4696 Okunma
4137 Okunma
4116 Okunma
4074 Okunma
3725 Okunma
3662 Okunma
3637 Okunma
3480 Okunma
3345 Okunma
3201 Okunma
3141 Okunma
3105 Okunma
2985 Okunma
2815 Okunma
2052 Okunma
1210 Okunma
1159 Okunma
1036 Okunma
986 Okunma
952 Okunma
930 Okunma
898 Okunma
879 Okunma
824 Okunma
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI