Bugun...


EĞİTİMCİ - YAZAR : PROF.DR. RAMAZAN DEMİR

facebook-paylas
Hırsızlık Genetik mı?
Tarih: 21-03-2026 12:45:00 Güncelleme: 21-03-2026 12:45:00


Giriş

Zaman zaman şu soruyu duyarız: “Bu çocuk doğuştan mı böyle?” “Yalancılık genetik olabilir mi?” “Hırsızlık kanında mı var?”

Ve benzer soruları duyarız. Peki, bu konuda bilim ne söylüyor diye merak ettik. Ömrünü bilime adamış bir akademisyen olarak bu konuya bir pencere açmak istedim. Salt bilimsel değil daha çok popüler yazı türü ile konuyu konuşalım. Bilimsel araştırmalar, bu tür sorulara basit “evet” ya da “hayır” cevabı vermenin mümkün olmadığını gösteriyor. Çünkü insan davranışı, tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşıktır.

***

“Yalancılık Geni” Var mı?

Biyolojinin en alt birimi olan moleküler genetiğe göre yalancılığı, hırsızlığı şifreleyen bir genetik kotlamayı tespit etmek mümkün değil, akli de değildir. Bugüne kadar yapılan moleküler genetik araştırmalarda “yalancılık geni” ya da “hırsızlık geni” diye bir kotlama yapılamadı ancak bu demek değildir ki hiç yoktur! Böyle bir genin/genlerin “şimdilik kaydıyla” tespit edilememenin sebebi, insan davranışlarının tek bir gen tarafından belirlenmez olmasıdır. Onlarca, hatta yüzlerce gen küçük etkilerle sürece katılır. Böyle bir durumda davaranışı kontrol eden tek değil ama çoklu genler var denilebilir. Genler, bir davranışı zorunlu kılmaz; en fazla bir yatkınlık oluşturabilir. Buna rağmen bilimde kesinlik yoktur; bugün olmaz dediğimiz bir bulgu bu ifadeyi ters yüz edebilir.

***

Antisosyal Davranış ve Genetik Etki

Yalan söyleme ve çalma davranışı, psikolojide bazen “antisosyal davranış” başlığı altında incelenir. İkizler üzerinde yapılan araştırmalar, bu tür davranışlarda kısmi kalıtımsal etkiler olabileceğini göstermiştir. Ama burada önemli bir ayrım var: Genetik etki olması, davranışın kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez. Çünkü genler, sadece “risk düzeyini” etkileyebilir. Tıpkı bazı insanların kilo almaya daha yatkın olması gibi. Dolayısıyla yalana, hırsızlığa yatkınlık da vardır. Fakat birey istediğinde, öz iradesiyle kilo alma eğilimini durdurabiliyor. Diğer yandan bireyin genetik kimliğinde “suç” işleme potansiyeli en çok konuşulan husustur.

***

“Suç Geni” Var mı?

Bir dönem “savaşçı gen” olarak da anılan “MAOA” geni çok tartışıldı. Bazı araştırmalar, bu genin belirli bir varyantına sahip bireylerde saldırganlık riskinin artabileceğini öne sürdü. MAOA olarak bilinen yapı aslında bir gen değil, bir enzimin adıdır. İnsanda ve bazı pramitlerde dişilik kromozomu olan (X Kromozomu) üzerinde bulunan bir gen tarafından bu enzim tanımlandığı için “gen” olarak anılıyor. Bu risk, genellikle çocukluk yaşlarda ağır istismar veya travma yaşayan bireylerde ortaya çıkıyor. Yani gen tek başına bir şey yapmıyor. Çevreyle birleşince etkisini gösterebiliyor. Bu duruma bilim, “gen–çevre etkileşimi” diyor.

***

Yalan-Beyin İlişkisi

Yalan söylemek aslında oldukça karmaşık bir zihinsel süreçtir. Beynin tek bir merkezi görev yapmıyor bu eylem için. Özellikle dürtü kontrolünü sağlayan bölgeleri, karar verme merkezleri bu süreçte aktif rol oynarlar. Dürtü kontrolü zayıf olan kişiler, ani ve düşünmeden davranmaya daha yatkın olabiliyor. Bu durum bazı riskli davranışları artırabiliyor. Ama yine de bu, kişinin mutlaka çalacağı ya da yalan söyleyeceği anlamına gelmez. Bazı olaylar ve anlık ihtimaller onu caydırabilir.

***

Yalan-Çalan Olmada Çevre Faktörü

Bu konuda hayli araştırmalar yapıldı. Bireyin bu eylemlerle bütünleçmesinin ardındaki sebepler araştırıldığında çok farklı veriler elde edildi. Örneğin aile yapısı, çocukluk deneyimleri, eğitim seviyesi, sosyoekonomik şartlar, travma ve ihmal gibi faktörler, davranış üzerinde genetikten çok daha güçlü etkilere sahip olabiliyor.

Yani bir çocuk sevgi dolu, güvenli ve sınırları olan bir ortamda büyüyorsa; genetik yatkınlıkların olumsuz etkileri büyük ölçüde azalabilir.

***

Genetik Olumsuzluk Kader midir?

Bu sorunun cevabı kişinin bakış açısına göre değiştiği toplumlar var. Özellikle “dini taassubun” egemenliğindeki toplumlar her fenalığı ya da güzelliği “kader” olarak algılar. Bu yaklaşım doğru değildir. Çünkü biyolojik yapıyı yönlendiren yapıdeki şifreler değil çevre ve eğitimdir.

Modern bilim, genlerin kader olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Genler bir zemin hazırlar; ama o zeminde neyin büyüyeceği çevreye, eğitime ve bireysel deneyimlere bağlıdır. Gen biyolojik bir mirastır o her canlıda vardır. Onu yanlış ya da doğru amaç için kullanma refleksidir. Aynı genetik yapıya sahip tek yumurta ikizi iki kardeşin bambaşka hayatlar yaşaması bunun en açık kanıtıdır.

***

Ya Sorumluluk?

Genetik etkiler davranışı anlamamıza yardımcı olur; fakat bireysel sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Hukuk sistemleri de genetik yatkınlığı tek başına bir mazeret olarak kabul etmez. Bilim şunu söyler: İnsan davranışı, biyoloji ile çevrenin ortak ürünüdür. Ama son karar çoğu zaman bilinç, değerler ve öğrenme süreçleriyle şekillenir.

***

Sonuç

Bireyin genetik mirasında var olan moleküllerin tek başına hareket etmesi gibi basit bir olay değil, ama umut verici sonuçlar alınabilir. Örneğin yalan söyleme ve çalma davranışının tek bir genetik nedeni yoktur fakat bazı biyolojik yatkınlıklar olabilir. Ancak çevre ve eğitim çok daha güçlü belirleyicidir.

Genetik yatkınlık kader değildir çünkü insan, sadece genlerinden ibaret değildir. Aile, eğitim, kültür ve kişisel seçimler; karakterin gerçek mimarlarıdır.

 



Bu yazı 1256 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
4193 Okunma
4092 Okunma
3665 Okunma
2557 Okunma
2402 Okunma
2189 Okunma
743 Okunma
681 Okunma
419 Okunma
386 Okunma
345 Okunma
343 Okunma
311 Okunma
306 Okunma
306 Okunma
304 Okunma
296 Okunma
295 Okunma
279 Okunma
267 Okunma
251 Okunma
248 Okunma
237 Okunma
232 Okunma
5638 Okunma
5560 Okunma
4998 Okunma
4974 Okunma
4787 Okunma
4781 Okunma
4495 Okunma
4193 Okunma
4092 Okunma
4044 Okunma
3990 Okunma
3668 Okunma
3665 Okunma
3520 Okunma
3452 Okunma
3165 Okunma
2613 Okunma
2557 Okunma
2402 Okunma
2189 Okunma
1262 Okunma
1092 Okunma
1056 Okunma
1015 Okunma
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI