BU MESLEKTE NE UZARSIN, NE KISALIRSIN
Yaşanmış gerçek bir öykü. Yazıda gerçek isimler kullanılmamıştır.
Bahri, fakir bir ailenin çocuğuydu. Askeri okulda birlikte okumuş, aynı baranşlarda eğitim gördükten sonra ikimiz de Balıkesir’e tayin olmuştuk. Balıkesir’de dört yıl birlikte görev yaptık. Bu süre zarfında ayrı tarihlerde evlendik ve ailece görüşmeye başladık. Sonra ben Merzifon’a o, Diyarbakır’a tayin olduk. O yıllarda iletişim zor olduğundan birbirimizden koptuk. 1975 yılında hak arayışımız nedeniyle Merzifon’dan götürüldüğümüz Diyarbakır’da tutuklandık. Orada cezaevinde bulunduğum sırada onun benimle birlikte tutuklu olan arkadaşlarını ziyarete geldiğini görünce uzaktan el salladığımda beni gördüğünü belirtmek için o da el salladı ve az sonra görüştüğü arkadaşlardan ayrılarak yanıma geldi.
“Kusura bakma senin de burada olduğunu bilmiyordum, nasılsın?”
“Burada benimle birlikte yüzlerce kişi yatıyor, hepimizin hali aynı...”
“Bir şeye ihtiyacın var mı?”
İhtiyaç çoktu ama hangisini söylemeliydim ki? Bizler evlerimize dahi haber verilmeden Merzifon’dan uçak başından alınarak gelen nakliye uçağıyla “İfade verip döneceksiniz” denerek Diyarbakır’a gönderilmiş, çıkartıldığımız mahkemece tutuklanmıştık. Üstümüzdeki iç çamaşırları ve elbiseler dışında giyeceğimiz dahi yoktu; sigara içiyordum sigaram kalmamıştı. Sabah mesaiye geldiğimde genç arkadaşlardan birinin sıkışık olduğunu söylemesi sonrasında cebimdeki parayı vermiştim ve cebimde param kalmamıştı, tıraş takımı, havlu vs. Hiç bir şeyim yoktu...
Bir talepte bulunmayıp duraksadığımı görünce o yeniden sordu.
“Her hafta sonu görüş günü, ne gerekiyorsa söyle ben gelmesem de sana ulaştırırım.”
“Teşekkür ederim hiçbir şeye ihtiyacım yok. Tek kaygım eşim ve çocuklarım. Eşim de askeri mahkemede yargılanıyordu, burada meslektaşlarımızın eşleri tutuklanmış; kızım çok küçük ve eşim hamile; o da tutuklandıysa kendisi ve kızım perişan olmuşlardır. Bir yolla onlardan haber alabilir misin?"
“Birlikten haber alırsam sana dönerim, hoşça kal.” Diyerek ayrılıp gitti ve bir daha ne haber gönderdi ne de kendisi uğradı.
Cezamızı çektikten sonra birliklerimize döndük ve birkaç ay sonra birliğimizden başka birliklere atandık. Ben Balıkesir’e, o İzmir’e tayin olmuştuk.
O, İzmir’e tayin olduktan birkaç ay sonra tesadüfen İzmir’de iş peşinde koşan bir hemşerisiyle karşılaşmış, tanışma faslından sonra hemşerisi ona:
“Şu anda Özal Hükümeti konut yapımını teşvik etmek için kooperatifleri destekleme kararı aldı ve kurulacak kooperatiflere konut kredisi, tamamlama kredisi gibi bir sürü olanak sağlıyor; gel birlikte kooperatif kuralım, ben elimdeki parayı değerlendireyim sen de benimle birlikte iş çevrelerine adımın atmış olursun.”
“Hemşerim ben kooperatiften anlamam, ayrıca kurulacak kooperatif için para lazım, arsa lazım, benim bilmediğim daha birçok prosedür var; nasıl olacak bu iş?”
“Sen yanına altı yedi kişi bul gel, gerisini bana bırak” deyince o:
“Benim param var inşaatların müteahhitliğini ben yapacağım, projeleri ben hazırlatacağım sen sadece başkan olarak imza atacaksın. Arsa işini de sen düşünme, ben Bornova’da birkaç arsa ayarladım. Sen sadece yedi kişilik kurucu heyetini bul ben diğer işleri ayarlayacağım.”
Bahri, ertesi gün mesaiye gider gitmez kurulacak Kooperatifin ve yapılacak evlerin projelerini arkadaşlarına anlatınca kısa sürede bir hayli gönüllü çıktı karşısına. Hemen ilgili yerlere müracaat edilerek kooperatif kuruldu. Bornova’da arsanın birine kooperatifin tabelası asıldı ve inşaatların temelleri kazılmaya başlandı. O yıllarda kimsenin evi yoktu, bu nedenle ev sahibi olmak isteyenler her geçen gün artıyordu. Belirlenen üye aidatları sınırlı tutulmuştu, alınan arsanın yeri ve kısa sürede inşaatlara başlanması herkesin ev hayalini gerçekleştirmek için fırsat olarak sunulmuştu. Toplanacak aidatlarla sadece kooperatifin masraflarının karşılanacağını verilecek kredilerle üyeler ev sahibi olduktan sonra ellerinde bir miktar da para kalacağı söylenince hemen herkes ona koşuyordu.
Kooperatif kurulduktan kısa süre sonra verilen kredilerle başlatılan inşatlar hızla yükselirken yapılanları görenler başka birliklerde çalıştığı halde emekliliğinde İzmir’e yerleşmeyi düşünen arkadaşlarını da arayarak üye olmaları için teşvik ediyorlardı. Bir akşam Bahri müteahhitte:
“Onlarca insan üye olmak için sıra bekliyor, bir an önce inşaatları bitirelim ki ikinci kooperatifi kuralım.” Müteahhit gülerek:
“İnşaatların bitmesini beklemeden ikinci kooperatifi kuracağız. Kuracağımız kooperatifin başkanlığını da sen yürüteceksin. Bu nedenle müracaat eden hiç kimseyi geri çevirme. Gerekirse üçüncüyü de kurarız.” Bahri itiraz etmeden kabul etti ve bir hafta içinde ikinci kooperatif de kurulunca Müteahhit ona başka bir öneride bulundu.
“Daha ne bekliyorsun, ordudan istifa et gel bu fırsatları birlikte değerlendirelim, işi büyütelim” dedi. Bahri:
“Yıllardır mesleğim dışında iş yapmadım, üstelik evliyim, çoluk çocuk var ve bu işin altından kalkamasam çocuklarım perişan olurlar. Birkaç yıl sonra işler terse dönerse diye korkuyorum.”
“Kıymetli hemşerim sen bu meslekte ne uzarsın, ne de kısalırsın; kafanı kullan göreceksin birkaç yıl içinde paraya para demeyeceksin. Bak üyelerin konut kredileri ödenmeye başlandı, düşün karar ver.”
Bahri, konuşmalardan ikna olunca hemen ertesi gün iş yerine giderek isitifa dilekçesini verdi ve ertesi gün izne ayrıldı. Yıllık izni bittiğinde istifası kabul edilmişti, kısa sürede orduyla ilişiğini keserek kooperatiflerin başına geçti. O yıllarda kooperatifleri kuranlar kurdukları kooperatifin başkanlığını alıyorlardı ve bunun için sınırlama yoktu. Son model bir Mercedes otomobil aldı, gündüzleri kooperatifleri dolaşıyor, geceleri İzmir’in pavyonlarında ve otellerde yiyip içerek zevk ve sefa sürüyordu. Artık bir iş adamı olmuştu, ailesinden kopmuş eşi ve çocuklarının oturduğu eve uğramıyordu. Çok geçmeden üçüncü kooperatifi kurdu ve evine uğrayarak eşinden boşanmak istediğini söyledi; mahkemeye baş vurarak eşinden boşandı, boşandığı eşi ve çocuklarını memlekete göndererek tamamen bağımsız bir yaşam sürmeye başladı. Her kurduğu kooperatife kısa sürede üye temin edince dördüncü ve beşinci kooperatifleri kurdu. Artık o gece yarılarına kadar yiyip içip eğleniyor, her geceyi ayrı bir kadınla geçiriyordu. Bir akşam gittiği pavyonda güzel ve çekici bir kadınla tanıştı. Kadın uzun sarı saçlı, muntazam yüz hatları ve kusursuz vücutlu, 25-30 yaşlarındaydı. Masasına davet ederek birlikte yiyip içerek geç saatlere kadar vakit geçirdiler. O gece kadını kaldığı otele davet etti ve geceyi birlikte geçirdiler. Sonraki günler bir daha kadından ayrılamadı, ona aşık olmuştu.
Kadının ismi Nejla’ydı. Nejla da ona aşık olmuş gibi davranıyor, bir giydiğini bir daha giymiyordu. Birlikte çıktıklarında pahalı elbiseler alıyor, lüks otellerde keyf çatıyorlardı. Birbirlerinden hiç ayrılmadan altı aydan fazla İzmir’de gezilecek görülecek her yere gittiler, gezip tozup eğlendiler. Bir akşam otelde yemek sofrasından kalktıklarında Nejla:
“Sevgilim benim bütün ailem, dostlarım ve sevdiğim arkadaşlarım Ankara’da; Ankara’da bana bir daire al ben artık orada yaşamak istiyorum. Sen de hafta sonları veya müsait olduğunda telefon ederek gelirsin birlikte oluruz.”
Bahri karşı çıkacak oldu fakat o, diretince kabul etmek zorunda kaldı. Birlikte Ankara’ya giderek Tandoğan’da Maltepe caddesi üzerinde bir ev kiraladılar, evin mobilyaları alınarak döşendi ve kadın buraya yerleşti. Bahri artık üç dört günde bir uçakla, bazen kendi arabasıyla Ankara’ya gelip kadının ihtiyaçlarını karşılıyor, bir veya iki gece birlikte kaldıktan sonra İzmir’e dönüyordu. Onun her gelişinde Nejla birkaç arkadaşını da çağırarak birlikte gidip eğlenip dönüyorlardı evlerine. Gittikleri mekanlarda avuç dolusu paralar ödeniyordu. Bu geliş gidişler sırasında müşterek bir aile dostumuz, yıllarca ona bir ağabeyden daha yakın olan bir arkadaşımızla birlikte nasihatte bulunduk:
“Bak aslanım sen bu kadına ev tuttun; evin kirasını sen ödüyorsun, kadının tüm ihtiyaçlarını, üstünü ve başını sen alıyorsun fakat sen yokken bu kadın başkalarıyla fingirdeyip duruyor. Sen kısa zamanda bu kadını bırak git karınla barış ve işlerinin başına dön. Senin bu harcamalarına banka olsa dayanamaz, aklını başına topla!” O, söylenenlere hiç itiraz etmedi ama kadından da bir türlü kopamadı.
İzmir’de de giderek işler bozuluyordu. İlk başladıkları kooperatifi teslim etmişlerdi, ikincisi de bitmek üzereydi fakat, ülkede yükselen enflasyon nedeniyle alınan krediler yetmediğinden sürekli üye aidatlarını yükseltmek zorunda kalıyorlardı. Bu durum üyeler arasında şiddetli eleştirilere neden oluyordu. Buna rağmen o kooperatiflerin başındaydı ve Ankara’ya gidiş gelişleri aksatmadan sürdürüyordu. Nejla’nın ev kirası ve pahalı masraflarına artık para yetiremez olmuştu. Kendince güvendiği güzelliğine, yaptığı cilveli davranışlarına güvenerek isteklerinde sınır tanımıyordu. Onu Ankara’ya her gelişinde lüks eğlence yerlerine götürüyor, burada yenen yemekler ve içilen içkilerin masraflarına ilave olarak garsonlara yüklü bahşişler ödeyerek sabaha doğru eve dönüyorlardı. Böyle bir savurganlığa dağlar dayanamazdı, artık bu çarkı çevirmekte zorlanıyordu. Kooperatifler için bankalardan alınan krediler, toplanan üye aidatları inşaatlara harcanmadığından işler yürümüyordu.
Kooperatif üyeleri durumun vahametini anladıklarından yapılan genel kurullarda yönetimin değişmesini talep ediyordu; Bahri elindeki gücü kaybetmemek için dirense de çıkan kavgalar sonucunda yönetimler el değiştiriyordu. Bu olumsuzluklara rağmen Ankara’daki sevgilisine gidebilmek için kullandığı lüks arabayı satmak zorunda kalmıştı. Ankara’ya gittiği günlerin birinde Nejla birkaç arkadaşını da çağırarak lüks mekanların birinden yer ayırttığını söyleyince Bahri sinirlenerek:
“Her gelişimde arkadaşlarını da peşimizde sürüklemek zorunda mıyız? Gideceksek baş başa gidelim, arkadaşların gelecekse ben yokum!” Bahri’nin söylediklerine sinirlenen Nejla öfkeyle:
“Ben arkadaşlarımla sözleştim, arkadaşlarım gelmeyecekse çıkıp gidebilirsin.” Bahri:
“Ama sevgilim, her gelişimde arkadaşlarını da çağırmak zorunda mısın?”
O gece gittikleri eğlence yerinde yiyip içtiler, eğlenmeye çalıştılar ama Bahri’nin de Nejla’nın da suratları asıktı. Ertesi gün Bahri Nejla ile bir daha görüşmemek üzere ayrılarak İzmir’e döndü. Elinde kalan kooperatiflere uğradığında her şeyini yitirdiğinin farkındaydı. Bankalara, kooperatiflere borçlanmış, çok sevdiği lüks otomobilini kaybetmişti. Çok güvendiği müteahhit işleri bırakarak İzmir’in lüks semtlerinde bina yapımına başlamıştı. Başkanlığın yaptığı son iki kooperatifin üyeleri isyan ederek onu yönetimden uzaklaştırmaya çalışıyorlardı.
Sonraki günlerde, elindeki kooperatiflerin yönetimleri değişti, yeni yönetim üyeleri onun yaptığı yolsuzluklar için yasal yollara başvurdular. Yıllarca kurduğu kooperatiflere üye olmak için onun peşinden koşanlardan hiçkimse kalmamıştı yanında... Kurduğu kooperatiflerin birinde kendisine kalan bir daireden başka ne işi, ne de ailesi vardı. Ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeden birkaç gün dolaştı sahil boyunda, yaşadığı çılgın yaşamını sorguladı, o şaşalı günlerin hep devam edeceğini sanmıştı, oysa her şeyini kaybetmişti. Bundan sonra ne yaparım diye düşünürken ani bir kararla memleketine gitmeye karar verdi ve otogara giderek otobüse binip İzmir’i terk etti. Memleketine vardığında doğruca kayınpederinin evine gederek onun elini öpüp af diledi,
“Baba ben büyük hatalar yaptım sen olur verirsen tekrar karımla evlenmek istiyorum.”
O yörede kadınlar babalarının yanında konuşmazlar ama onun boşandığı karısı babasına rağmen Bahri’nin karşısına geçerek:
“Sen senelerdir bizi sokağa atarak o kadınla gününü gün ettin, o kadına pahalı elbiseler, mücevherler aldın; ev tuttun baştan aşağı döşedin, bir kez çocuklarım ne halde diye sormadın? Şimdi sen ne yüzle bu eve geldin? Derhal çık git bu evden gözüm seni görmesin...
Kayınpeder kızını susturarak çocuklara döndü ve:
“Çocuklar babanızla birlikte olmak istiyor musunuz?” Çocuklardan olur alınca kızına dönerek; “Kızım, kocan hatasını anlayıp döndü; çocuklar da babalarıyla birlikte olmak istiyorlar. İnatlaşmadan kalk kocanla barış, yarın nikah dairesine gidip nikahınızı yapın, bitsin bu çile...”
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|