
Anayasa’mızın 56. maddesi çok açık ve net bir görev yükler bizlere: "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir."
İşte tam da bu anayasal ödevin ve bu topraklara olan vefa borcumuzun bir gereği olarak, geçtiğimiz günlerde Keban’ımızın can damarı olan Keban Deresi’nin geleceği adına resmi bir adım attım. İlçemizde faaliyet gösteren Keban Deresi HES İşletmesi’nin çevresel taahhütlerine, dere yatağına bırakılması gereken can suyuna (ekolojik debi) ve sucul yaşamın sürekliliğini sağlayan balık geçitlerinin durumuna dair teknik sorular içeren bir CİMER başvurusu gerçekleştirdim.
Amacımız ne bir kurumu karalamak ne de yatırımlara karşı çıkmaktı; tek amacımız, kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık ilkesinin işletilmesini sağlamak ve sahada gözlemlediğimiz debi düşüşlerinin mevzuata uygun olup olmadığını resmi verilerle öğrenmekti.
Ancak Elazığ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden tarafıma iletilen resmi yanıt, kamusal şeffaflık ve çevre hakkı adına derin bir ironiyi gözler önüne serdi. Kurum, aynen şu ifadeleri kullandı:
"Başvurunuzda talep edilen ÇED Gerekli Değildir Kararı'nın dijital örneğinin; ilgili işletmeye ait ticari bilgiler içerdiğinden 3. taraflara iletilmesi söz konusu değildir."
Şimdi, bu memleketin havasını soluyan, suyunu içen bir vatandaş ve kamu yararını gözeten bir yazar olarak, bu karara imza atan idari mekanizmaya sormak hakkımızdır:
Doğanın hakları ve bir havzanın geleceği, hiçbir idari yorumla ticari sır perdesinin arkasına gizlenemez. Şeffaflığın olmadığı yerde, kamuoyunun endişelerini gidermek de mümkün olmaz.
Cevabın bir diğer düşündürücü kısmı ise can suyu miktarları, akım gözlem istasyonları ve balık geçitleri gibi hayati teknik detayların İl Müdürlüğü’nün görev ve sorumluluk alanında bulunmadığı beyanı oldu.
Kuşkusuz devletimizin kurumları arasında bir yetki paylaşımı vardır; ancak çevreye dair somut endişeler dile getirildiğinde kurumların topu birbirine atmak yerine, başvuruyu ilgili birimlere sevk ederek vatandaşı aydınlatması idari nezaketin ve hukukun bir gereğidir.
Biz bu sürecin peşini bırakacak mıyız? Elbette hayır.
Çevre İl Müdürlüğü’nün ÇED belgesini gizleyen bu haksız kararına karşı, yasal süresi içinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na (BEDK) resmi itirazımızı sunuyoruz. Bununla da yetinmeyip, müdürlüğün işaret ettiği asıl adreslere; yani DSİ Genel Müdürlüğü’ne ve EPDK’ya nokta atışı sorularımızla başvurularımızı yeniliyoruz.
Keban Deresi’nin suları, içindeki canlılar ve bu havzanın ekolojik geleceği sahipsiz değildir. Süreci tamamen yasal zeminde, şeffaflık ve hukuk vurgusuyla takip etmeye; elde ettiğimiz her resmi veriyi de bu köşeden Keban halkıyla paylaşmaya devam edeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki; su ticari bir sır değil, bu toprakların ortak geleceğidir!
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|