DİKİLİ TAŞLAR- 3
Geçen yazımızın sonu ‘Bölge Tümülüs mezarlarla çevrilidir’ tümcesiyle bitmişti.
Tümülüs: (Kadir Erbek)
Tümülüs bir mezar tepesidir, soylu bir kişi, kral ve ailesi veya bir savaşçı için yapılan taş mezarın yerinin belli olması için üzerine toprak yapılarak külah biçimli bir tepe oluşturulur. Genellikle toprağın akmaması için killi topraktan yararlanılır. Altında bir ya da birden fazla mezar odası olan bir anıt yapıdır. Ölen kişinin değerli eşyaları, eğer bir savaşçıysa silahları ve hatta atı, bazı durumlarda da ölüm yolculuğunda yanında bulunması için çeşitli hediyeler içine yerleştirilerek mezar odası hazırlanır. Bu geleneğe Anadolu, Balkanlar, Trakya, Kuzey Kafkasya, Orta Asya, Rusya, Meksika ve Avrupa’da rastlanmaktadır.
Tümülüsün boyu, mimari özellikleri ölen kişinin zenginliği, değeri nispetinde değişir. Tümülüs iç ve dış mimarisi coğrafi şartlar ve zamanın estetik algısına göre de değişiklik arz eder. Anadolu’daki en popüler tümüsler:
Polatlı-Gordion’daki (Yassıhöyük) Kral midas’ın Büyük Tümülüsü.
Manisa-Bintepeler Tümülüsleri
Uşak-İkiztepe Tümülüsüdür.
Tang Hanedanlığı Çin mezarında keşfedilen bakır paralar. MS. 618-
Alkestis Sarcofagus, yerel kireçtaşından yapılmış M.S. 2. Yüzyıldan kalma bir mezardır. Olysmpos, Antalya, Türkiye’deki antik Lidya kalıntıları.
……………………………………………………………………………………………………………
Bu Selçuklu lahit (sanduka) mezarları, 2010 yılında Evdir Han’da Nevzat Çevik başkanlığında yürütülen kazılarda, yapının kuzeyinden geçen yolun karşısında yığılı olan taşların altından çıktı. Bu mezarlar Selçuklularda han çevresinin nasıl kullanıldığı konusunda bilgi veriyor. Tahta tabutlarla gömülmüş, kıbleye dönük olan bu mezarlardan üçünde insan, birinde ise at iskeletine rastlandı. Göçebe Türklerin at gömme geleneğinin Anadolu topraklarında da sürdüğünün bir kanıtı…
Önlerinde muhtemelen adak ya da mum dikmek için nişler de bulunan bu mezarların kimlere ait olduğu konusunda bir bilgi yo, ama Evdir Han’la bir şekilde ilişkili oldukları belli… burası bir “ribat”, yani yol ve bölge güvenliği için kullanılan bir tür karakol, garnizon, “minyatür kale” olduğuna göre mezarların da hanola görevli askerlere, komutanlara ait olduğu ileri sürülebilir… Lahitlerdeki işçilik ve at mezarı da bunun göstergesi…
(Ek bilgi: Yalçın Ulukaya: ne ki Selçuklular döneminde göçebe / göçer / kalmak isteyen çok kişi vardır. Ama daha fazlası yerleşik / kentli / köylü insanlardı. At gömme konusu askersel bey/ aristokrat / asker / memur / zengin atına sevgi duyan çok kişiye aitti.)
İdebessos (Edebessus), Likya’da antik bir kentti. Bugün kalıntıları Antalya ilinin Kumluca ilçesine bağlı Küçük Kozağacı köyünün batısına kısa bir mesafede bulunuyor.
…Nekropol ana cadde boyunca kesintisiz uzanır ve şehir merkezinde en yoğunlukta, bu oldukça alışmadık bir durumdur. Normalde nekropoliler şehre giden ana yollar boyunca yerleşim yeri dışında sona erer. Nekropol zengin bir mezar mimarisi ile birlikte 51 lahit ve 4 exedra tipi mezar bugüne kadar hayatta kaldı…
(Salih Gezer)
Ephesos’a 6.1 km uzaklıkta, İzmir yolu üzerindeki Belevi Köyü yakınlarında oldukça erken döneme ait, görülmeye değer iki anıt vardır. Her ikisi de yaklaşık köyün 3.2 km dışında Tire’ye giden yolun kenarındadır. Yola daha yakın olan birinci anıt, alçak bir tümsek üzerinde yer alan ve sıradışı bir yapı özelliği gösteren bir Mausoleion’dur. Anıtın çekirdeği, çevresindeki yamacın oyulması ile oluşturulan, kübik bir kaya kütlesidir. Eni ve boyu 24.4 mt., yüksekliği 15.2 mt. Dolaylarındaki kütlenin yüzeyi mermer bloklarla kaplanmıştır. Alt kenarı boyunca basamaklar, üstte ise Dor düzeninde bir triglyph frizi uzanır. Bu masif podyumun üzerinde Krinth düzeninde sütunlarla çevrili, mermerden bir oda yer alır. Çatı kenarına, belirli aralıklarla bir vazonun iki yanında duran kanatlı aslan heykelleri sıralanmıştır… odayı örten çatını piramit biçiminde olduğu ve dört atın çektiği bir araba ile taçlandırılmıştır.
Mezar tahminlerin aksine, odanın içine yerleştirilmiş, kaya kütlesinin tepeye bakan Güney tarafına gizlenmiştir. Bunu gerçekleştirmek amacıyla podyumu oluşturan kaya, yukarıdan aşağıya kesilmiştir. Yarık yukarıya doğru daralmaktadır. Mezar odası bunun dibine inşa edilmiş, üstüne trapez biçimli bir alan bırakılmıştır. Mezar odasının içinde çok güzel bir işçilik gösteren ve bugün İzmir Arkeoloji Müzesi’nde korunan bir lahit bulunmuştur. Lahit on iki Siren’in canlandırıldığı bir kabartma ile bezelidir. Kanatlar ve kuş ayakları özenle işlenmiştir. Lahit kapağında ölü, dirseğine dayanmış uzanırken betimlenmiştir. Mezar kaplama, kaya kütlesine açılan yarık üzerinde de kesintisizce devam ettirildiğinden, mezar odası dışarıdan hiçbir şekilde görülmemektedir.
Belevi Mausoleionuna bir tek kişi gömülmüştür. Yapılan sınırsız masraf göz önüne alınınca, ölünün seçkin bir kişi olduğu anlaşılır; fakat bir yazıt ele geçmediğinden kimliği bilinmemektedir. Önceleri mezarda yatan kişinin, karısı Laodike tarafından zehirlenip, M.Ö. 46 yılında Epheesos’ta ölen Suriye Kralı II. Antiokhos olabileceği öne sürülmüştür.
Antik Mısır’ın diğer bir filozofu Amentebat, “İnsanları mumyalayarak öbür dünyaya gönderemezsiniz” dediği için ailesi ile birlikte yok edildi. Soyu devam etmedi…
Noel Baba’nın Antalya’lı olduğu kesinleşti! Geçtiğimiz günlerde yapılan kazılarda Aziz Nikolaos’un ayak bastığı zemin bulunmuştu. Antalya’da sürdürülen kazılar sırasında, fakirlere yaptığı yardımlar ve bağışlarla tanınan St. Nicholas’ın, günümüzde de çok ciddi bir kültürel simge olan Noel Baba figürüne ilham kaynağı yaptığı biliniyor.
Antalya’da gerçekleştirilen son kazılarda ise M.S. 343’te 73 yaşındayken hayatını kaybeden Hıristiyan piskopos St. Nicholas’ın mezarı ortaya çıktı.
Bu gelişmelerin ardından dünya genelindeki çok sayıda arkeolog da mezarı incelemek adına gelme kararı aldı.
(24. 10. 2022 Cüneyt Tekin)27- 27- Elaıussa Sabeste
Antik Kenti’nden Nekropolünden kesitler, Ayaş / Mersin
(Yazı devam edecektir.)