TURŞU KÜPLERİ
Nimri köyümüzde uzun kış aylarını kolay etmek için, adına ''Devlik'' dediğimiz yiyecek içecek erzakları bir tamam edilir kilerlere konurdu. Bu hazırlıklar genelde harman zamanından başlar, ta ki kar kapıya geldi gelecek günlere kadar. Un bulgur tereyağı köyümüzün başlıca olmazsa olmazlarımız dı. Her evin imkanı ölçüsünde illa ki davarı ineği vardı, ama peynir gibi önemli bir ihtiyacı elde etmek kolay değildi. Çünkü o yıllarda çoluk çocuk derken nereden baksanız, her evde en az sekiz on nüfus bulunurdu. Bir öz eleştiri yapmak gerekirse eğer, maalesef eskiden de fakirin çocuk sayısı hayli fazla, zenginin daha az olurdu. Durum böyle olunca fakirin davarı sığırı az sayıda olduğundan, süt ayran yoğurt derken peynir gibi önemli ihtiyaçları elde etmek kolay olmazdı. Şartlar ağır aksak gitse de tabiat ana ''Çökelek'' gibi bir nimetin tarifini fakir köylümüze vermişti. Fakir köylünün üç beş tane davarı varsa eğer, süt yoğurt olur, yoğurt yayıkta bir güzel ayran ve tereyağına dönüşürdü. Olsa olsa iki kaşık yağ, gelecek günler için gözden uzak bir kap içinde gıdım gıdım toplanırdı. Geriye kalan ayran bazı günler bolca içilir, bazı günler ise çökelek yapılırdı. Ben sadece bu tariften fakir köylümüzün ahvalinden bahsettim. Dedim ya zengin köylümüz için sorun yok. Çünkü zenginin ihtiyacına göre hem davarı hem ineği vardı. Ayrıca zenginin zaten nüfus sayısı da az olduğundan, her gelen gün onun için düğün bayram.
Gelelim yazı başlığında belirttiğim esas konumuz olan ''Turşu Küplerine''. Büyük şehirlere göç etme sevdamız henüz başlamadığı 1960 lı yıllar, evlerde kullanılan kap kacak gibi araç gereçlerin çoğu, asırlardan beri bildik eşyalardı. Mesela su kaplarının çoğu toprak testilerdi. Tereyağı ve turşu için yine topraktan yapılmış boy boy çeşit çeşit küpler vardı her evde. Eskiden evlerimizde, Un bulgur ve buğday için yine topraktan yapılmış sabit silolar varmış. Topraktan yapılan bu siloların günümüze kadar korunmuş halleri, Arapkir Onar köyünde 800 yıllık Ocak evinde bulunuyor.
Bizim evimizde Turşu Küpleri sanırım üç veya dört tane vardı. Bu Küpler öyle ufak tefek değildi. Yaklaşık 80, 90 cm boyunda, ağzı 30 cm, ortası en az 60, 70 cm çapında ve simetrik bir görüntüye sahipti. Annem bunların sanırım üç tanesine turşu kurardı. Biz Dummuda sebzecilik yaptığımız için domates biber patlıcan gibi malzemelere para vermezdik. Hal böyle olunca, küpler devasa büyüklükte malzeme bol. Uzun kış günlerini bulgur pilavı ve turşu eşliğinde bir kahramanlık örneği vererek rahatça karşılardık. Konuyu toparlamak gerekirse eğer şu bir gerçek, ekmek, bulgur pilavı, turşuluk malzeme toprak anadan. Damağımıza tat versin diye aşımıza attığımız tuz bile toprak anadan. Turşu Küplerimizin tamamı da toprak anadan olunca, geriye sofraya saygıyla oturup saygıyla kalkmak kalıyordu ki çok şükür, annemizin ve babamızın duruşundan o saygıyı görüp uygulardık.
Hakka yürüyen canlarımıza rahmet, hayatta olan canlarımıza sağlıklı mutlu, uzun ömürler diliyorum.
Selahattin YALÇINER.