Bugun...


YAZAR-ŞAİR MİRAÇ DOĞAN

facebook-paylas
Türkiye mektuplarında Keban
Tarih: 24-06-2026 11:31:00 Güncelleme: 24-06-2026 11:31:00


Türkiye mektuplarında Keban

 

 

 

 

Tarihin tozlu rafları arasında, bazen dışarıdan bakan yabancı bir gözün tuttuğu notlar, üzerinde yaşadığımız coğrafyanın köklerini anlamamız için en berrak aynaya dönüşür. Keban için bu aynayı tutan en önemli isimlerden biri, modern askeri stratejinin dehalarından biri sayılan Prusyalı Tarla Mareşali Helmuth von Moltke’dir. 1835-1839 yılları arasında Osmanlı ordusunda askeri danışman olarak görev yapan Moltke’nin yolu, 1838 yılının baharında Doğu Anadolu askeri seyahati sırasında Keban’a düşer. Onun dostlarına ve ailesine yazdığı, sonradan "Türkiye Mektupları" adıyla ölümsüzleşen satırları, Keban’ın sadece coğrafi sınırlarını değil, yer altı zenginliklerini ve o zenginliği işlemek için verilen insanüstü mücadeleyi doğrudan gözler önüne serer.

Sarp Kayalıkların Arasındaki Kasaba

Moltke, Keban’a yaklaştığı anlarda karşılaştığı sarp ve ağaçsız tabiat karşısında derin bir ürperti ve hayranlık hisseder. Kasabanın kurulu olduğu dar vadiyi ve çevresini saran devasa kaya kütlelerini şu doğrudan cümlelerle betimler:

Moltke’nin Notlarından Coğrafi Tasvir: "Keban Madeni, insan üzerinde adeta dünyanın sonuna gelinmiş hissi uyandıran, çıplak, sarp ve haşin kaya kütlelerinin arasına sıkışmış son derece dar bir vadide yer alır. Çevredeki dağlar tamamen çıplak ve bitki örtüsünden yoksundur; bu durum kasabaya kasvetli, fakat bir o kadar da muazzam ve vahşi bir manzara kazandırmaktadır."

Bu tasvir, bugün baraj gölünün etkisiyle yumuşayan Keban coğrafyasının, bundan iki asır önce ne denli sert ve hırçın bir karakter taşıdığını anlamamız açısından son derece kıymetlidir. Moltke’nin "dünyanın sonu" olarak nitelendirdiği bu sarp boğaz, aslında Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomisini sırtlayan devasa bir sanayi merkezini gizlemektedir.

Kalhaneler ve "Yakıt Çilesi"

Moltke’yi Keban’da en çok meşgul eden mesele, askeri bir mühendis olmasının da verdiği merakla, gümüş ve kurşunun eritildiği o meşhur kalhanelerdir. Ocaklardaki üretim kapasitesini incelerken, bu üretimin ardındaki en büyük lojistik darboğazı yani odun kıtlığını derhal fark eder ve mektubuna şu satırlarla geçirir:

Moltke’nin Notlarından  Endüstriyel İşleyiş ve Lojistik: "Buradaki ergitme fırınlarını beslemek için muazzam miktarda odun ve kömüre ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak maden ocaklarının yakın çevresi tamamen kel kalmıştır. Fırınları harlayacak odunlar, fersah fersah uzaktaki dağlardan katır sırtında ya da Fırat Nehrı'nin akıntısına karşı, dalgalarla boğuşan ilkel sallarla çok büyük zorluklar ve tehlikeler altında buraya taşınabilmektedir. Bu durum, maden işletmesinin maliyetini inanılmaz derecede yükseltmektedir."

Moltke’nin bu tespiti, Keban’ın asırlık endüstriyel mücadelesinin en çıplak özetidir. Fırat’ın sularına karşı sal çekerek maden fırınlarına odun yetiştirmeye çalışan Kebanlı işçilerin emeği, Prusyalı paşanın dikkatinden kaçmamıştır. O, nehrin sadece bir engel değil, aynı zamanda bu sarp coğrafyada hayati bir lojistik damar olduğunu da bu sözlerle tescillemiştir.

Zehirli Dumanlar Altındaki İnsan Emeği

Mektupların satır aralarında gezinirken, sadece teknik verilerle değil, o dönem Keban fırınlarının başında ömrünü tüketen insanların yaşam koşullarıyla da karşılaşırız. Kalhanelerin içindeki o boğucu atmosferi Moltke şu çarpıcı cümleyle aktarır:

Moltke’nin Notlarından Kalhaneler ve İşçiler: "Eritme ocaklarının etrafı, kurşun ve gümüşün ayrışması esnasında açığa çıkan yoğun, zehirli bir duman bulutu ve nefes kesen bir hararetle kaplıdır. İşçilerin bu cehennemî sıcaklık ve ağır gazlar altında, gece gündüz demeden gösterdikleri gayret, insanın bu sarp doğaya karşı yürüttüğü mücadelenin en ağır biçimidir."

Moltke’nin 1838’de Keban sokaklarında(Bugünün Kallar Mahallesinde) yürürken, kalhanelerin dumanını soluyarak ve Fırat’ın sesini dinleyerek tuttuğu bu notlar, bugün bizlere Keban’ın sadece topraktan ibaret olmadığını; asırlar süren bir emeğin, alın terinin ve küresel bir değerin merkezi olduğunu hatırlatmaktadır.

 



Bu yazı 2121 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
3902 Okunma
3401 Okunma
3140 Okunma
1064 Okunma
754 Okunma
728 Okunma
640 Okunma
638 Okunma
589 Okunma
482 Okunma
402 Okunma
391 Okunma
386 Okunma
384 Okunma
337 Okunma
326 Okunma
325 Okunma
321 Okunma
303 Okunma
296 Okunma
221 Okunma
197 Okunma
175 Okunma
154 Okunma
3997 Okunma
3935 Okunma
3902 Okunma
3678 Okunma
3602 Okunma
3401 Okunma
3398 Okunma
3331 Okunma
3283 Okunma
3140 Okunma
2703 Okunma
2653 Okunma
2532 Okunma
2525 Okunma
2461 Okunma
2304 Okunma
2188 Okunma
2069 Okunma
1585 Okunma
1276 Okunma
1194 Okunma
1064 Okunma
1052 Okunma
1001 Okunma
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI