HUKUK SAATİ:
Biliyorsunuz 2008 yılındaki kapatma davasında Anayasa Mahkemesi'nin 6 üyesi kapatılma istemiş, 5 üyesi de kapatılmasın demiş, sonuçta da kapatma kararı için en az 7 oy arandığından dava reddedilmişti.
Bu dava o dönem tepki görmüş, seçimle iş başına gelen bir partinin adli makamlarca kapatılmaya çalışılması demokrasiye büyük darbe olarak nitelendirilmişti. Ama dünyanın önemli hukuk insanlarından Maurice Duverger "Halkın unutma yeteneği sınırsızdır" der.
Esasında siyaset üzerinde yargı denetimi iki türlüdür: Birincisi, parlamentoda oylanan yasaları hükümetin kötüye kullanmasını önlemek amacıyla yürütme gücünün faaliyetlerinde yasallığın bozulmamasının denetlenmesi; ikincisi de yasaların Anayasaya uygunluğunun denetlenmesidir. Bundan başka yargının siyasetin içine girmesi düşünülemez.
Bugünkü karar hukuk ve yasaya aykırı olup hukuksal çerçevede açıklanabilir olmasa da hukuksal bir değerlendirme yapmaya çalışayım:
Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu açısından, siyasi partilerin tüzük değişiklikleri ve organ seçimleri Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabidir. YSK da hem seçimler için hem de siyasal partilerin bazı denetim işlerinde yetkilidir. Adli yargının dolayısıyla bölge adliye mahkemelerinin parti genel kurulunu iptal yetkisi yoktur.
Kaldı ki; hiçbir ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi YSK'ye "talimat" veremez. Çünkü YSK, Anayasa m. 79 gereği yüksek yargı organıdır.
Yine, dernekler hukuku ile siyasal partiler hukuku ayrı rejimlere tabidir, siyasal partiler mutlak anlamda anayasal güvence altındadır. Hukukta "mutlak butlan" en az karşılaşılan, en olağanüstü durumlardan biridir ve çok ağır bir yaptırım sayıldığından birçok koşulun aynı anda oluşmasıyla doğabilecek deyim yerindeyse yüz yılda bir karşılaşılacak bir dava türüdür.
Olağan hukuk sistemlerinde hiçbir hukuk insanı yetki ve görev aşımına girmeyi aklına bile getiremez. Adli yargı, idari yargı, seçim yargısı ve anayasa mahkemesi gibi ayrı alanların birbirlerinin alanlarına girmesi ve çelişen kararları hukuksal kargaşa yaratır, partilerin ve yurttaşların anayasal bir hak olan hukuksal güvenlik ilkesinin çiğnenmesine yol açar, hukuksal, siyasal, ekonomik ve toplumsal istikrarsızlığa davetiye çıkarır.
Sonuç olarak; şu anki hukuksal anlayışla; yasaya ve hukuka aykırı kararın düzeltilmesi, hukukun ve anayasal hakların korunması, sorunlara çözüm bulunması kolay görünmemektedir.
Neyse; siz yine de ekranlardan ayrılmayın çünkü her şeyi en iyi bilen, en acar, en duyumcu, en cabbar gazeteciler, yorumcular ve siyasiler size en doğru hukuksal değerlendirmeyi mutlaka yapacaklar ve sizi ikna edeceklerdir.
Sözümüzü yine Duverger ile bitirelim: "Her şey ya da hemen hemen her şey- kısmen siyasaldır ve hiçbir şey -ya da hemen hemen hiçbir şey- tümüyle siyasal değildir."
Cem Bayındır / 2026