BOŞANMANIN ÇOCUKLAR YÖNÜNDEN SONUÇLARI
Hukuken boşanma kararı kesinleşene kadar eşlerin evlilik halinin devam ettiği kabul edilse de , gerçek hayatta boşanma davasının kesinleşmesinin beklenmesi bir yana henüz boşanma davası açılmadan evvel eşlerin arasındaki evlilik bağının fiilen sona erdiğine şahit olunmaktadır.Şüphesizdir ki bu durumdan en çok etkilenenler çocuklardır.Boşanma davasının açılması ile birlikte eşler arasındaki iletişim kopukluğu , birlikte yaşamın artık mümkün olmaması gibi nedenler çocukların bu süreçten daha da etkilenmesine neden olmaktadır.Zira hukukumuzda 18 yaşından küçüklerin kural olarak ana-babasının velayeti altında olduğunun kabulü gerektiğinden , başta resmi kurum ve kuruluşlar nezdinde olmak üzere hayatın birçok alanında çocuk adına velayeten ana-babası hareket etmek zorundadır.
Evlilik birliği devam ettiği sürece velayet hakkı ana-baba tarafından birlikte kullanılır.Bu durum 4721 s. TMK m.336. maddesinde düzenlenmiştir.Buna göre ana ve babanın birlikte hareket ederek çocuk üzerindeki velayet haklarını kullanmaları gerekir.Ancak boşanma davası açıldıktan sonra eşler arasındaki iletişim kopukluğu ve ayrı yaşama olguları göz önüne alındığında , birlikte hareket etmelerinin pek de ihtimal dahilinde olmadığı anlaşılabilecektir.Bu durumda boşanma davası açıldıktan sonra çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilmek suretiyle bir an evvel bu hususta bir önlem alınması gerekecektir ki , bu da TMK m.169 uyarınca boşanma davası açılınca çocuğun bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemler hakim tarafından resen alınır.Örnek vermek gerekirse: çocuğun bir tarafın himayesine bırakılması , çocukla geçici kişisel ilişki kurulması , çocuğa geçici iştirak nafakası verilmesi , çocuk mallarına geçici önlem alınması , çocuk kaçırmada önlem alınması gösterilebilir.
Boşanma davası sonuçlandığında hakimin ortak çocuğun velayetinin kime bırakılacağı ve diğer eşin çocukla kişisel ilişki kurması hususlarını da karara bağlaması gerekecektir.Velayetin kime bırakılacağı hususunda hakimin temel dayanak noktası çocuğun üstün yararı ilkesi olacaktır.Hakim , çocuğun üstün yararı ilkesini gözetmek kaydıylavelayetin kime bırakılacağı konusunda geniş takdir hakkınasahiptir.Velayet hakkının tayini bakımından Yargıtay’a göre sadece çocuğun menfaatleri göz önünde tutulur:Yargıtay 2. HD 17.03.2003 2692/3574. Bu yaklaşımdan ötürü çocuğun menfaati gerektiriyorsa , velayet hakkı boşanmada kusurlu olan eşe yahut mali durumu iyi olmayan eşe bırakılabilir.
4721 s. TMK m.182 hükmü uyarınca olanak bulundukça velayet ve kişisel ilişkiye karar verilmeden önce çocuğun ana babası ya da vesayet altındaysa vasisinin ve vesayet dairesinin düşüncesi alınmalıdır.Çocuğun görüşünün alınması bakımından Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri uyarınca idrak çağına ulaşmış çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınması ve bu görüşlere gereken önemin verilmesi zorunludur.İdrak çağı bakımından genel bir kural konulamaz ise de çocuklar bakımından alınan sosyal inceleme raporu da gözetilmek suretiyle 8 yaş ve üzerindeki çocuklarının görüşünün alındığına şahit olunmaktadır.Ancak tekraren belirtmek gerekir ki burada önemli olan çocuğun yaşı olmayıp , algılama ve irade yeteneğinin gelişmiş olmasıdır.
Velayetin hangi eşe bırakılacağı noktasında birtakım kriterler artık uygulamada yerleşmiş vaziyettedir.Bunlar:
-Tarafların boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur durumu ,
-Çocuğun üstün menfaati ilkesi,
-İdrak çağına erişmiş çocuğun görüşü,
-Çocuk hakkında alınan sosyal inceleme raporu (SİR)
-Tarafların yaşadıkları ortam ve bunun çocuk bakımından değerlendirilmesi,
-Çocuğun eğitim , sağlık ve sosyal ihtiyaçlarının gözetilmesi kriterleri esas alınır.
Çocuğun velayeti eşlerden birine bırakılınca , diğer eşin çocukla kişisel ilişki durumunun da düzenlenmesi gerekecektir.Bu husus TMK m.182 maddesinde hüküm altına alınmıştır. Yine 4721 s. TMK m.323 uyarınca velayet kendisine bırakılmayan eşin çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı vardır.TMK m.182/1 uyarınca karardan önce olanak bulundukça çocuğun ana babası dinlenir, şayet vesayet altındaysa vasisi ve vesayet makamının görüşü alınır.
Çocukla kişisel ilişkinin kurulmasında ; yüz yüze ,telefonla , e-posta , mektupla bu ilişki kurulabilir. Önemli olan ebeveyn ile çocuk arasındaki bağın kopmamasıdır.Velayet hakkının tayininde olduğu gibi kişisel ilişki kurulması kararında da önemli olan çocuğun yararıdır.Velayetin kendisine bırakılmadığı eş ile çocuk arasında kişisel ilişki tesis edilirken görüşme yeri ve süresi her iki tarafa da uygun olmalıdır.
Kişisel ilişki tesisinde , çocuk belli bir yaşa erişmişse onun istekleri de gözetilir. Fakat hakim çocuğun istekleriyle bağlı değildir, çocuğun menfaatlerini resen gözetir.Bu durum çocuğun üstün yararı ilkesinin bir gereğidir.Kişisel ilişki kurulmasında TMK m.182/3 uyarınca çocuğun sağlığı, eğitimi ve ahlakı gibi yararları göz önüne alınır.
Kişisel ilişki bakımından ana baba; kişisel ilişkiyi zedelememeli , çocuğun eğitim ve gelişimini engellemekten kaçınmalıdır (m.324/1) Aksi yönde bunun yaptırımı m.324/2 uyarınca kişisel ilişki talebinin reddi ya da kaldırılmasıdır.Boşanma davası devam ederken ya da boşanma kararında verilen çocukla kişisel ilişki kararlarının icrası 5395 s. Çocuk Koruma Kanunu m.41/A-41/İ hükümlerine göre olur.
Av. Ali DEMİR
18/05/2026